Yazılar

Anadolu’nun Ruhu

Share this post

mahmut-erol-kilic

Hikmet ehli, gözlemlenebilir düzeyde ki şehadet âlemini, beş duyu idrakimizin sınırları dışında bulunan gayb âleminin yansıması olarak görürler. Bu anlayışa göre görünmeyen asıl, görünen ise gölgedir, her görünenin ötesinde onu var eden bir ruh, bir hakikat bulunur.

Canlı veya cansız (bize göre), görünen ve gözlemlenen her şeyin bir ruhu var elbet. Atom parçacıklarından galaktik sistemlere kadar. Coğrafyaların, milletlerin bir ruhu var. Üzerinde onlarca medeniyetin kurulup yıkıldığı, birçok farklı din, dil ve kültürle yoğrulmuş Anadolu’muzun bir ruhu var. Medeniyetimizin, sanatta, bilimde, mimaride, musikide en üst perdeden temsil edildiği Osmanlı irfan geleneğinin bir ruhu var. Bu gelenek, bu medeniyet mirası üstünde ki örtünün kaldırılmasını bekliyor, örtüyü kaldırmalı ve yavaş yavaş derine inmeliyiz, tıpkı bir arkeolog gibi, medeniyetimizin mirasını hayretle yeniden keşfetmeliyiz.

Mesajı Çok Net

Anadolu’nun Ruhu kitabı bize bizim olanı hatırlatmak üzere derlenmiş. Derlenmiş diyorum zira bu kitap Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç’la farklı zamanlarda, farklı kişiler tarafından yapılmış olan söyleşilerin bir araya gelmesi ile vücut bulmuş. İlk baskısı 2011 yılında Sufi Kitap’tan çıkan kitabımız 232 sayfadan müteşekkil ve 4. baskısını yapmış. Vermek istediği mesaj çok net ve anlaşılır. Bununla birlikte, içeriği oluşturan bölümlerin farklı zamanlarda farklı yerlerde yayınlanan yazılar olması hasebiyle, özde aynı şey anlatılmış olsa bile konu bütünlüğü biraz zayıf ve yer yer tekrarlar sizi karşılıyor. Doğrusu bu durum beni hiç rahatsız etmedi ve kitabı büyük bir zevkle okudum.

Anadolu Tasavvufu

Anadolu’yu, büyük bilgelerin nefesi mayalamıştır. Bizim medeniyetimiz ve tarihimiz açısından bu nefes Anadolu Tasavvufudur. Anadolu Tasavvuf ve İrfan geleneğinin şekillenmesinde, Muhyiddin İbn-i Arabî, Mevlânâ, Ahmed Yesevî, Yunus Emre, Hacı Bektâş-ı Velî gibi önemli ârifler kurucu rol oynamışlardır. Mahmud Erol Kılıç bu eserde daha çok İbn-i Arabî ve Mevlânâ düşüncesi üzerine yoğunlaşıyor ve bize çıkış yolu olarak tasavvufi İslâm’ı öneriyor. “İslâm dini, Osmanlı’da sadece medreseye hapsolmuş, fakihlerin uğraş alanı değildir. Toplumun her kesimini kuşatabilmiştir. Bu da tasavvuf üzerinde olmuştur. Bugün Alevî ve Sünnî’nin ortak İslâm’ı, tasavvuf İslâm’dır. Başka bir İslâm versiyonu üzerinde ittifak edebilmek mümkün değildir. Dolayısıyla tasavvufî İslâm’ın imkânları çok geniştir.” (S.132)

Kimdir?

Mahmud Erol Kılıç, aynı kaynaktan farklı yollar bularak süzülen hikmet bilgisini, tasavvuf üzerinde yoğunlaşarak yeniden bir araya getiren değerli bir düşünür, akademisyen ve yazar. Kendisi 1961 İstanbul doğumlu. Hem alaylı yetişmiş hem mektepli. Marmara Üniversitesi Tasavvuf Anabilim Dalı Sistematik Tasavvuf Bilim Dalı Başkanlığı ve İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi Başkanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuş olan Mahmud Erol Kılıç halen, merkezi Tahran’da bulunan İslâm Konferansına Üye Ülkeler Parlamentolar Birliği (İKÖPAB) Genel Sekreterliği görevini yürütmekte.

Yazarın Diğer Kitapları

Yayınlanmış olan eserlerinden dikkatimi çeken bazıları şöyle:  Sufi ve Şiir (İnsan Yayınları, 2004), Şeyh-i Ekber (Sufi Kitap, 2009), Hermesler Hermesi (Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2010), Anadolu’nun Ruhu (Sufi Kitap, 2011), Tasavvufa Giriş (Sufi Kitap, 2012), Sufi ve Sanat (Sufi Kitap, 2015), Anadolu Tasavvuf Tarihine Notlar 1 ve 2 (Sufi Kitap, 2016).

Bir gün kendimizi okuyuncaya kadar, iyi okumalar.

Anadolu’nun Ruhu

Mahmud Erol Kılıç

Sufi Kitap

232 sayfa

Ahmet Berberoğlu – meczubin@gmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar