OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Arabeskin Kitabı Yazıldı

1983 yılında Bingöl’de doğdu. Lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Yüksek lisansını ODTÜ’de Ortadoğu Çalışmaları bölümünde yaptı. Doktorası devam ediyor. İyi derecede İngilizce ve Farsça biliyor. Cins’te ve Yenişafak’ın web sitesinde düzenli olarak yazıyor.

Dilden dile dolaşan, her duyguyu aynı anda yaşatan arabesk şarkıların hikayelerinin olduğu kitap nihayet yazıldı. Nisan’da Profil Kitap’tan çıkan Belki De Dilimden Bu Şarkı Düşmez kitabının yazarı Muhammed Berdibek ile, eseri ve arabesk kültürü üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Sevip de kavuşamayanlara gelsin.

Konuşan: Büşra Mercan

En baştan başlayalım. Kitabın hikâyesini anlatabilir misiniz?

Kitabın hikâyesi aslında benim hikâyem. Hani Picasso’nun bir eserini 5 dakikada tamamlayıp yüksek meblağda para istemesine şaşıran bir adama, “bu beş dakikalık bir çalışma değil 50 yıl artı 5 dakikalık bir çalışma” demesi gibi bir olay. Bu kitap benim 35 yıllık hayatımın bir sonucu olarak ortaya çıktı. Arka planda zaten benim yaşam hikâyem var. Bunun yanında birde sürekli arabesk dinlenen ortamlarda ve arabesk hikâyelerin yaşandığı bir mahallede büyümemin doğrudan etkisi oldu. Hayatımın ilk 19 yılını Bingöl’de daha sonraki 16 yılını Ankara’da yaşamamın da etkisi oldu bunda. Sonuçta benim de tutunamama krizlerim oldu. Bu kitap onun bir yansıması olarak ortaya çıktı diyebilirim.

Arabeskle nasıl bu kadar özdeşleştiniz? Kitabın son başlığındaki soruyu yöneltelim size: Sahi, neydi bu arabesk meselesi?

Arabesk meselesi aslında köyden kente göç eden insanların ortaya çıkardığı sosyolojik bir gerçek olarak anlatıldı genellikle. Ben de buna şöyle itiraz ediyorum: “İnsanoğlu en az 5000 yıldır göç ediyor arabesk neden 1960’larda ortaya çıktı?” Bu sorunun cevabını birkaç nokta ile açıklıyorum. Ben ilkesel düzeyde hiç kimsenin ilk sevdiği kişiye ulaşamayacağını düşünenlerdenim. Arabeskin de doğrudan bununla ilişkili olduğunu düşünüyorum. Sırf bu yüzden kitabımı “sevip de kavuşamayanlara” ithaf ettim. Elbette bireysel boyutuyla sevdiği kişiye kavuşamayanların, toplumsal boyutta bir karşı devrimin ya da isyanın, uluslararası boyutta da bir kültür etkileşimi meselesidir arabesk.

Artık arabeskin kitabını yazan adam olarak biliniyorsunuz. Özellikle sosyal medada geniş yankı uyandırdı çalışmanız. Neye bağlıyorsunuz bu durumu?

Burada hiç mütevazı davranmayacağım. Arabeskin kitabını elbette ben yazacaktım. Bu arabeskle ilgili hiçbir çalışma yapılmadığı anlamına gelmiyor. Bugüne kadar arabeskle ilgili yapılmış çalışmaların neredeyse tamamı akademik çalışmalardan oluşuyordu. Ve çoğu dışardan bir bakışla yazılmıştı. Yani hayatı boyunca Müslüm Gürses dinlememiş adamlar arabeskin kitabını yazmıştı. Elbette bu her yönüyle eksikti. Belki de kitabın bu kadar sahiplenilmesinin en büyük sebebi buydu. Müslüm dinleyen adamlar Müslümcü bir adamın arabeski yazmasından memnun oldular. Ayrıca neredeyse her kuşaktan insanın arabeskle ve arabesk müzikle ilişkili bir anısı var. Ben ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

Büyük bir emek ve çalışma görüyoruz. Bazı bölümler geçmiş dönemlere ait kıymetli bilgiler verirken, bazı bölümlerde hiçbir yerde duymadığımız hikâyeler karşımıza çıkıyor. Nasıl hazırlandınız? Kaynaklarınız neler?

Arabeske olan ilginiz sadece kitaplarla mı sınırlı kalacak? Başka planlarınız var mı? Mesela güzel bir sinema filmi için senaryo yazmayı düşünür müsünüz?

Son olarak, eseriniz hakkında ne söylemek istersiniz?

 

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?