Genel / Yazılar

Aynı Anda Yazmak Ve Şüphe Etmek Zorundasınız

Share this post

Zadie Smith

Mütercim: Burhaneddin Kanlıoğlu

 

Zadie Smith hızlı bir şekilde popüler olan ilk romanı İnci Gibi Dişler’den bu yana edebiyatın önemli bir sesi haline geldi. Bu söyleşiyle Smith, aralarında Teju Cole, Philip Pullman, Matt Haig, Sharmaine Lovegrove ve Sadık Khan gibi onu hayranlıkla takip eden tanınmış kişilerin de bulunduğu bir grup takipçisinin sorularını büyük bir içtenlikle cevaplıyor. Ayrıca söyleşide Smith’in edebi dünyasından ziyade, ona eserlerini yazdıran dünyanın arka planına ve onun kişisel hayatına dair samimi ve bir o kadar ilgi uyandırıcı paylaşımlar bulacaksınız.

Matt Haig
Yazar

Belli bir süre önce Instagram ve Twitter benzeri şeyler hakkında şüpheciydiniz… Sosyal medyanın topluma ne yaptığına dair endişeleriniz nedir?

Benim endişem daha kısıtlı çerçevede, ailem ve kendimle ilgili. Telefonlara tahammül edemiyorum ve onu her ne şekilde olursa olsun hayatımda görmek istemiyorum. Bu aletler beni endişeye, depresyona ve daha fazlasına gark ediyor. Fakat, bunları keyifli bulanlara ve varoluşlarına derin katkılar sağladığını düşünenlere de çok büyük saygı duyuyorum! “Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır, zevkler ve renkler tartışılmaz” misali.

Her ne kadar sosyal medya kullanıcıları ve benim gibi bunları kullanmaya karşı olmayanlar, bu toplumsal durum üzerine en iyi konuşacak kişiler olsa da sizin sorduğunuz üzere, belki de artık konuşmanın zamanı gelmiştir. Dürüst bir biçimde teknolojiyi daha iyi nasıl kullanabileceğimize dair konuşmalıyız. En zor olanı yaparak, kendinizi kandırmadan… Savunma yapmayı bırakmak zorundasınız. Çevrenizdeki tartışmalarının dışına çıkarak ve sadece kendinle baş başa kalarak, bir köşede oturup, samimi bir muhasebeyle şu soruları sormalısınız: Cebinizde bulunan bu küçük cihaz, başkalarıyla olan yakın ilişkilerinizde ne yapıyor? Bir vatandaş olarak toplumdaki davranışlarınız mesela? Belki de endişe edilecek hiçbir şey yok, her şey gayet normal. Belki de değil?

İnsanların kitleler halinde cihazlarını mümkün olan en kısa sürede yakmaları gerektiğini elbette hayal etmiyorum. Neticede ben de bir herhangi bir iPhone kullanıcısı gibiyim ve bir laptop bağımlısıyım. Sadece şunu soruyorum, gerçekten bizler haftada 27 saatten fazla sosyal medyada aktif olmak ihtiyacı hissediyor muyuz? (Bu ergenlik çağındaki kişiler üzerine yapılan son araştırmanın sonucu ve bu veri, çılgınca her geçen yıl büyüyor.) Gerçekten bütün gün cebimizde internete bağlı kalmak zorunda mıyız? Başımızı gece yastığa dinlenmek için koyduğumuzda bile mi? Bizim yedi yaşındaki çocuğumuzun gerçekten ihtiyacı olduğunu düşünüyor musunuz telefonlara? Bağımlılıklarımızdan ve takıntılarımızdan kurtulmak istiyor muyuz? Bütün bunların üzerine düşünmek zorundayız ve teknoloji şirketlerinin ne yapmamız gerektiğini öğretmesine izin vermemeliyiz.

Sadiq Khan
Londra Belediye Başkanı

Sizin bir röportajınızda Londra için, “Londra bir ruh halidir…” dediğinizi okumuştum ve ben de size katılıyorum. Yaratıcılığınızda sizin için Londra ne anlam ifade ediyor ve verdiğiniz eserleri nasıl etkiliyor?

İnsanlar, mizah, çeşitli yerler ve durumlar… Bunların hepsi sonsuz derecede ilgi uyandırıcı benim için. Aynı zamanda mikrokozmik bir doğası var Londra’nın. Özellikle de Kuzey Batı Londra’nın.

ÇEVİRİNİN KÜNYESİ:
Yayıncı: The Guardian
Cevaplayan: Zadie Smith
Söyleşi Editörü: Kathryn Bromwich
Yayın Tarihi: 21 Ocak 2018
Çeviri: Burhaneddin Kanlıoğlu

Çevirinin tamamını Okur’un 5. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar

Tarihsel ve Sosyolojik Bilinç Tarihi Bir Tekerrür Olmaktan Çıkarabilir