Genel / Yazılar

Bana Okuma Listeni Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim

Share this post

Dosya

Hazırlayan: Esad Mücahit Eskimez, Yusuf Temizcan

 

Bu sayımızda “okuma listeleri” konusuna odaklanmak istedik. Bu listeler bizim okuma serüvenimize nasıl etkiler bırakıyor? Sıklıkla kullanıyor muyuz? Listesiz bir alan okuması ne kadar mantıklı? Bizi sürekli belli kalıpların içine mi hapsediyorlar, yoksa hiç rastlamayacağımız yeni eserlerle mi karşılaştırıyorlar? İşte bu sorulara cevap aramaya çalıştık.

Kitaplarla haşır neşir olmaya başladığımız ilk dönemden belki son nefesimize kadar peşimizi bırakmayan bir soru vardır: Ne okumalıyım? Çoğu zaman bu soru da peşi sıra aklımızda yeni sorular türetmeye başlar: Vaktimi harcadığım okuma buna değer mi? Hep benzer okumalar mı yapıyorum?…

İşte yukarıda bahsettiğimiz “Ne okumalıyım?” sorusu, okuma listelerinin ortaya çıkışındaki temel motivasyondur desek yanılmış olmayız. Bu kimi zaman hevesle oturup kendimizin yaptığı bir iştir, bazen kıymet verdiğimiz bir dostun tavsiyeleridir ya da elimize geçen bir dergide karşımıza çıkan “50 ölümsüz eser” başlıklı bir listedir. Kesin olan şu ki hemen hemen hepimizin okuma hayatında bir yere sahiptir bu listeler.

Bu sayımızda biz “okuma listeleri” konusuna odaklanmak istedik. Dergimizin her sayısında 200’ün üzerinde kitaba atıf yaptığını göz önüne aldığımızda, bizim de okurlara bir nevi tavsiye listesi sunduğumuz pekâlâ söylenebilir. Peki ya tüm bu listeler bizim okuma serüvenimize nasıl etkiler bırakıyor? Sıklıkla kullanıyor muyuz? Listesiz bir alan okuması ne kadar mantıklı? Bizi sürekli belli kalıpların içine mi hapsediyorlar, yoksa hiç rastlamayacağımız yeni eserlerle mi karşılaştırıyorlar? Dosyamızda işte bu sorulara cevap aramaya çalıştık.

Yazarlarımız görüşleriyle konumuza farklı bakışlar getirdiler. Handan İnci herkesin bir okuma kaderi olduğundan bahsetti. Necip Tosun, kısıtlı bir ömre sahip olan insanın okuma eyleminde en temel hareketinin “seçme” olduğunu söyledi. İslam Dalp ise her durumda okurun sorgulayıcı tavrını elden bırakmaması gerektiğinin üzerinde durdu.

Okurlarımızdan aldığımız görüşler ise kitap listelerinin hayatlarımızda ne kadar varolduğu ve nasıl misyonlar edindiğiyle ilgili önemli ipuçları verdi. Kendi hazırladıkları listelerin akıbetlerinden yapılacaklar listesine dönüşenlere kadar birbirinden özel görüşlerini bizlerle paylaştılar.

Dosyamız, ele aldığımız konunun öznel olduğu düşünülerek hazırlandı. Bu yüzden bir yargıya ulaşmaktan ziyade, farklı zihinlerin “okuma listeleri” hakkındaki fikirlerini ortaya koymaya çalıştık. Umuyoruz ki sizler de keyifli bir okumayla konuyu etraflıca düşünme fırsatı bulursunuz.

 

Herkesin Bir “Okuma Kaderi” Olduğunu Düşünürüm

Handan İnci

Sorunuzun karşısında “Kitap tavsiyesinin olumsuz etkisi olur mu?” diye düşündüm önce ve aklıma hemen Sahnenin Dışındakiler geldi. “Fikrin mesuliyetini” üzerine almaktan korktuğu için kitap tavsiye etmeyen bir karakter vardır orada. Daha sonra anlatıcı, romanın delişmen kadını Sabiha’nın “yoldan çıkışı”nı eline tutuşturulan kitaplara bağlayınca mesaj açıkça iletilmiş olur: Kitap tavsiyesi tehlikelidir! Tabii kitaplarda dönüştürücü bir güç vehmettiğimizi de kabul etmiş oluyoruz bu durumda.

Kimseden “liste” almadan, el yordamıyla kitap seçtiğim gençliğimde epeyce çöp kitaba zaman harcamıştım. Bu alacakaranlık süreçte önüme çıkan her şeyi okurken, bir mücevhere denk geldiğimde sebebini bilmeden yaşadığım sarsıntıyı “kötü” kitaplara borçluyum. Seçme kitaplardan bir listeyle işe koyulsaydım, belki daha fazla “iyi kitap” okumuş olurdum ama böylesi bir keşfetme deneyimi de yaşayamazdım.

Çok yakınlarım dışında kitap tavsiye etmeyi sevmem. Herkesin bir “okuma kaderi” olduğunu düşünürüm. Başımıza gelen olaylar gibi, karşımıza çıkan kitaplar da belirliyor bizi. Hem, kitap tavsiyesinin kızımda işe yaramadığını da gördüm, yine bildiğini okudu. Onun henüz tanışmadığı Prens Mişkin on altı yaşımda beni perişan etmişti. Hayatla daha iyi başa çıkacağı bir yaşta bu kitap bendeki gibi iz bırakmayacaktır onda. Yaşımız, maruz kaldığımız hayat… Hepsi belirliyor kitaptan etkilenme biçimimizi.

Dergilerde çıkan kitap listelerine gelince… Genellikle yazarlar ve eleştirmenler tarafından oluşturulan bu listeler asıl onları tanıttığı için ilgimi çeker. Nasıl bir liste sunduklarını merak ederim, sıraladıkları kitaplara mutlaka bakarım, ortak kitaplar çıkınca sevinirim, listeyi yapan sevdiğim bir yazarsa okumadıklarımı not ederim. Burada artık önemli olan kitabın kendisi değil, onu bana kimin tavsiye ettiğidir.

Kitap, Kitabın Referansıdır

Cüneyt Uzunlu

Kırk yaşına kadar hiçbir okuma listesi takip etmemiş birisi olarak özellikle okuma ve seçme yeterliliğini edinene kadar listelere göz atmanın yararlı olacağı kanısındayım. Bu seçimin zaman kayıplarını, gereksiz takılmaları olabildiğince en aza indireceğini düşünüyorum. Her ne kadar okuma ve bireysel zenginliği oluşturma süreçlerinin bireyselliği konusuna sürekli vurgu yapılsa da içinde bulunduğumuz andan bağımsız değiliz. Kendimizce güvenilir, yararlı bulduğumuz listelerden yapılacak seçmeler bizi şairin dediği noktaya, “Kitap, kitabın referansıdır”a götürmeye yardım edecektir.

Alan okumalarında ise öneri listelerinden yararlanmadan uzmanlaşmaya çalışmamız, uzun ve verimli aylarımızı yok etmeye devam edecektir. Yenilecek yemekten, kalınacak otele; okunacak okuldan, girilecek şirkete varana dek öneriler alıyoruz, yetinmeyip birçok kişiye danışma ihtiyacı hissediyoruz. Okuma, bunlardan daha önemsiz olamayacağına göre; genel okumalarda daha bağımsız kalabiliriz ama alan okumalarında birden fazla listeyi dikkate almalı, kendi birikimimizi göz önünde bulundurup listeler seçkisini daha az bağımlılıkla oluşturabilmeliyiz. Bir yönüyle bireysellik diğer bir yönüyle de bilirkişiye kısmi bağlılık gerekiyor. Okuru bu şekilde giden bir okuma macerası dalgalı denizlerden sahil-i selamete ulaştıracaktır. Bir dereceden sonra zaten listelerin yerini tavsiye kitaplar alacaktır; ama onun da sonunun olmadığını, her yaşadığımız günün “Bunu şimdiye kadar nasıl okumadım!” pişmanlığına gebe olduğunu zannediyorum.

Okuma Eyleminin En Temel Öznesi “Seçme”dir

Necip Tosun

Kitaplar sonsuz, hayat ve zaman da kısa olduğundan, okuma eyleminin en temel öznesi “seçme”dir. Bu anlamda kitaplar dünyasında seçme eserler okumak hayati bir önem taşımaktadır. Öncelikle niçin okuduğumuzu tespit etmek ardından da bu kitapları araştırmamız gerekmektedir. Okuma rastgele, bilinçsiz ve bilgisizce yapılırsa zaman kaybı ve hayal kırıklıkları kaçınılmazdır. Edebiyat gönüllüsü okuma serüvenini rastgele yapmamalıdır. Öncelikle, edebî kamuca kabul görmüş nitelikli eserleri, klasik eserleri ve yol alacağı türün önemli eserlerini belli bir düzen ve sıralama içerisinde okumalıdır.

Dosyanın tamamını Okur’un 7. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar