Genel / Röportaj

Basit Bir Öneri: Güzel Şeyler Söyleyiniz

Share this post

Nouman Ali Khan

Konuşan: Yusuf Temizcan

Çeviri:  N. Alper Kızmaz

 

Nouman Ali Khan, dünyanın her yerinden milyonlarca takipçisi olan, videoları ve kitapları farklı dillere çevrilerek ilgi gören önemli bir isim. Kur’an Arapçası ve linguistik tefsir çalışmaları yapan Beyyine Enstitüsü’nün kurucusu. Geçtiğimiz ay Türkiye’ye kısa süreliğine geldiğinde yeni kitabı Dirilt Kalbini’yi konuşmak üzere bir araya geldik.

Türkçede Dirilt Kalbini ismiyle ilk kitabınız yayımlandı. Devamının da gelmesini temenni ederek kitabı pek çok açıdan değerlendirebiliriz ama benim en çok kişiler arası iletişime dair söyledikleriniz dikkatimi çekti. Daha iyi bir iletişim için hangi ölçüleri önemsemeliyiz sizce?

İletişim aslında çok geniş bir konu. İçinde birçok etmen barındırıyor. İletişimin ilk kuralı insanlarla onların anlayabileceği seviyede konuşmaktır. Sizi dinleyenlerle ilgili bazı şeyleri bilmeniz gerekir. Vermek istediğimiz mesaj aynı olsa bile dinleyiciye uyum sağlamak zorundayız. İletişimin amacı bir tartışmanın galibi olmak ya da birini bir şeye ikna etmek değildir. İletişimin esas amacı birinin tartışmaya mahal görmeden etkili bir şekilde mesajı almasını sağlamaktır. Bazen ağzınızı açtıktan 30 saniye sonra kavga başlar. Bunun sebebi iletişimin temellerini tam olarak anlamamaktır. Kullandığınız ses tonu, seçtiğiniz kelimeler, diliniz; hatta mesajın kendisi bile bir sorun oluşturabilir.

Güzel şeyler söyleyiniz. Söylemeden önce şunu düşünmek gerekir: “Bu söz bana söylenecek olsa bundan alınır mıyım, ya da buna kızar mıyım?” Aslında doğru iletişim ulaşılması çok zor bir şey değil. İğneleme, kötü dil, sürekli yapılan eleştiri gibi basit şeylerden kaçınmak gerekir.

Yine kitabınızda bazı detay konulara çok fazla önem atfettiğini ama büyük meseleleri dinin alanı dışında gördüğümüzü söylüyorsunuz. Örneğin yemek yeme adabı bizim için çok önemli iken finansal konulara seküler yaklaşıyoruz. Farkında olmadan zihnimizde gündelik hayatı, dinin girdiği yerler ve girmediği yerler olarak bölüyoruz. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?

Allah şeytanı tarif ederken, onun Hz. Adem’i cennetteki sayısız ağacın içinde tek bir ağaca gitmeye ikna ettiğinden bahseder. Bu konuyu birkaç saniyeliğine düşünelim. Cennette sonsuz sayıda ağaç var ama buna rağmen insanın hırsı o kadar güçlü ki, seni gitmemen gereken o tek ağaca doğru götürüyor. Hırs çok güçlü bir şeydir ve insanın cennetteki yerini kaybetmesine sebep olmuştur. İslam’ın öğretisinin bir kısmı insanın hırsını kontrol etmekle ilgilidir.

Kur’an “Şeytan sizi iflasa sürükler. ” der. Diyelim ki biri İslam’ı her anlamıyla yaşıyor, hayatının her alanına dahil ediyor ama her nasıl oluyorsa çok para kazanamıyor. Diğer insanların sefasını sürdüğü güzel bir evi, iyi bir arabası var ama onun yok. Çok sefil bir hayatı var. İş şuna mı gelecek yani: “İbadet ederken İslam’da kal, helal tavuk yerken İslam’da kal, ama İslam’ı iş hayatına sokma. Bırak iş sadece iş olarak kalsın. Eğer bunu yaptığın için kendini çok kötü hissedersen, fazladan bir kere daha umreye git; çünkü artık fazladan paran da var.” (gülüyor). Bizim asıl yüzleşemediğimiz ve anlamamız gereken şey ise Allah’ı hayatımızın bazı alanlarına sokup bazılarına sokmayarak aslında şeytanın ayak izlerinden gidiyor olduğumuz ve hırsımıza taptığımız gerçeğidir.

Mali hayatımıza da İslam’ı sokmamız gerektiğinden bahsederken bu sürecin çok karışık prensiplere sahip olmadığını söylemek isterim. Sadece aldatmamalı, çalmamalı, yalan söylememeli, rüşvet alıp vermemeliyiz. Kötü şeylerden uzak durmalı, kötü olan malların alım satımını yapmamalıyız. Müşterilere ve ortaklara hak ettiklerini vermeliyiz. İnsanları aldatmamalı, onlar bizden tam olarak ne istediyse onlara söz verdiğimiz gibi istediklerini vermeliyiz. Eşlere söz verildiği üzere mihirlerini vermeliyiz. Kız kardeşlere söz verildiği gibi mirastan paylarını vermeliyiz. İşte İslam bu.

İslam, karmaşık kurallar bütünü değildir; İslam temel ahlak ve dürüstlüktür. Bugünlerde maalesef İslam’da dikkat ettiğimiz konular Müslüman gözükmek gibi yüzeysel şeyler ama esas olması gereken Müslüman gibi İslam’ı uygulamak, Müslüman gibi İslam’ı yaşamaktır ve maddi konular bunun tam kalbinde yer alır.

 

1 comment

Rabia 14 Ağustos 2018 Cevapla

Dergide bu röportajın devamı var mı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar