Genel / Röportaj

Batının Kaynaklarını Kendi Tarihimizde Aramalıyız

Share this post

Cengiz Anık

Konuşan: Esad Mücahit Eskimez

 

Modernizm, batı ve doğu sarmalı; bizleri yüzyıllardır hem teoride hem de pratikte en çok zorlayan konuların başında geliyor. Bizler de “2018 TYB Yılın Fikir Adamı” ödülüne layık görülen Cengiz Anık ile bu sarmalı biraz olsun anlamlandırmak üzere konuştuk.

İnsan Yayınları’ndan çıkan Modern Düşüncenin Bunalımı ve Doğu isimli eserinizle “2018 TYB Yılın Fikir Adamı” ödülüne layık görüldünüz. Öncelikle tebrik ederiz… Günümüzde birçok alanda onlarca farklı ödül veriliyor, buradan hareketle ödüllerle ilgili fikrinizle başlayalım dilerseniz.

Bir akademisyen açısından, akademik eserler üretmek ve bunun takdir görmesi çok değerli. Günümüz akademi dünyasına baktığımızda, akademisyenlerin akademik üretimlerindeki temel kaygılarının ve hedeflerinin, çoğunlukla, belirli unvanları ve makamları elde etmek olduğunu görebiliriz. Herhangi bir zihni çaba sarf etmeden, belirli kalıplara göre yazılmış bu eserler, çoğu zaman kopyala – yapıştırdan ibaret kalıyor. Ülkenin beyni olması gereken akademisyenlerin böyle bir yola girmesi, ülkenin meselelerini dahi algılayamayan bir neslin yetişmesi manasına geliyor. Bence bir bilim insanının yegane kaygısı ve uğraşı, geçmişten bu yana hayal edildiği üzere, bir aydın olarak zihni üretimler gerçekleştirmesinde aranmalıdır, dünyevi makamlar ve kadrolar peşinde değil. Hep dediğim gibi, bilim yapmak bir bilim insanına yük olmayan tek makamdır. Ancak bu makama gelmek de öyle basit bir iş değil. Pek çok fedakarlıklar gerekiyor bu yolda. Kimsenin cesaret edemediği konularda, vaaz edilen kalıpların dışına çıkıp, elinizi taşın altına koymalısınız.

“Modern düşünce ve doğu” konusu üzerinde çokça yazılan ve tartışılan bir alan. Dolayısıyla bu konuyu kaleme alan her insan gibi okuru sıkma tehlikesiyle de karşı karşıyasınız. Peki siz diğerlerinden farklı olarak ne söylüyorsunuz bu hususta?

Üzerinde tartışılan bir konu olması, onun sistematik bir şekilde düşünüldüğü anlamına gelmiyor elbet. Belirli bir popülaritesi olan birçok konuyu, çoğu zaman kendi yazdığını dahi anlamadan oradan buradan devşirdikleri ile kaleme alanlar söz konusu. O tarz eserlerin neden sıkıcı addedildiğinin açıklaması da bu olabilir aynı zamanda. Bu temel farkın dışında, kitabı okuyacak olanların ne ile karşılaşacaklarına dair şunu söyleyebilirim: Modernizmin ve modern bilimin mantığı, onu var eden ve üzerinde yükseldiği kimi temel kavramlar ile anlaşılabilir. Modernizme yakıştırılan görünümlere yorum getirmekle ya da onları taklit etmekle değil. Modernizmin bunalımları da bu temel kavramlar anlaşıldıktan sonra tahlil edilmelidir.

Bu bahsettiğiniz, kitabınızda geçen “cogito, geist, numen” gibi kavramlar mı?

Evet. Antik Yunan’dan itibaren insandaki yüce ve bayağı yönler ele alınmakla beraber, modernizmle beraber “cogito, geist, numen” gibi kavramların işaret ettiği ulvi yönler insan varlığından alınıp kurumsal mekanizmalara devredildi. Bugün çeşitli eleştirilerle kendisine farklı mecralar belirlemiş olmasına karşın, uzunca bir süre bilimin, pozitivist metodolojinin içinde hapsolması da bundan kaynaklanıyor.

Tüm bu söylediklerinize karşılık eserinizde modernizmin kökenlerini doğuya dayandırmaktasınız.

Bu şekilde söylersek bir farkın altını da çizmemiz gerekir: İbn Rüşd’den alınan miras çarpıtılarak modernizm var edilmiştir. İbn Rüşd’ün büyük bir yetkinlikle bilimsel alan için çizdiği çerçevedeki temel anlayış “O bende düşünür.” şeklinde iken, modernizmle bu “Düşünen bendedir.” şekline dönüş(türül) müştür. Bu yaklaşım ile düşünen akıl kutsanmış ve tanrısal bir misyon yüklenmiştir. Bir başka deyişle, doğunun bir izdüşümü olarak modern bilim yeryüzünde dolaşan tanrılar var etmiştir.

Kitabınızda geçen “Batıda bize emsal teşkil edecek bir şey yok.” sözünü bu bağlamda değerlendirebilir miyiz?

Batının kaynaklarını kendi tarihimizde aramamız gerektiği açısından evet. Ancak, aynı zamanda bu kaynakları çarpıtarak modernizmi var eden batının, bugün içine girdiği buhranlar açısından da düşünmeliyiz bunu. Emsal teşkil edecek olan bir anlayışın en azından minimum probleme sahip olmasını beklersiniz. Bugün toplumsal alana ilişkin sorunların temel çıkış noktası ise modernizmdir. Tüm doğayı ve insan varlığını mekanik bir anlayış içerisine sokup, duygularla insan varlığı arasına uçurumlar koyan modern bilim, adeta şiddetin meşruiyetine zemin hazırlıyor. Niteliklerin niceliğe dönüşmesi, tüketim kültürü de dahil, günümüz problemlerinin temel nedenleri.

Söyleşinin tamamını Okur’un 9. sayısında bulabilirsiniz: https://bit.ly/2Fho2B4

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar

Yenilik Yapanlar ve Yeni Bir Söz Söyleyenler Gelenekten Bahsedebilirler