OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Bir Diriliş Çağrısı

Taha Kılınç

İslâm dünyasıyla Batı arasındaki ilişkileri köklü bir şekilde değiştiren ve yeniden tanımlayan 11 Eylül 2001 saldırıları, İslâmî tebliğ alanında da ilginç bir değişikliğe neden oldu. Eski dönemlerin “tavizsiz” isimleri hızla “demode” olurken, yeni bir vaiz ve tebliğci jenerasyonu ortaya çıktı. Medyanın ve teknolojik imkânların önayak olmasıyla hayatlarımızın her anında bizimle birlikte olmaya başlayan bu yeni vaiz tipolojisi, İslâm’ın bir hoşgörü dini olduğunu ve terörle hiçbir şekilde iliştirilemeyeceğini anlatmaya koyuldu. İslâm tarihinden seçilen parlak örnekler ve yapılan ‘dikkatli’ alıntılar, bu isimlerin şöhretlerini artırdı. Çoğu yerde siyasi iktidarlar bu yeni din dilinin yayılmasını da bizzat teşvik etti.

Ancak fazla zaman geçmeden, İslâm’ın bir hoşgörü dini olduğunu anlatma çabasının, riskli bir yöntem sorununu da içerdiği ortaya çıktı: İslâmî prensipler anlatılırken ölçü ne olacaktı? “Muhatapların beğenisi” temel kıstas kabul edildiğinde, Kur’ân ve Sünnet’in vaz ettiği hakikatlerin üstünün örtülmesine nasıl engel olunacaktı? “Bunu söylersek çok sert olabilir” diye diye, çizilen ilahî sınırlar zamanla yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalmayacak mıydı? Söylemlerin içeriği ve doğruluğu nasıl denetlenecekti.

Yazının tamamını Okur’un 4. sayısında bulabilirsiniz.

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?