Genel / Yazılar

Deniz Üstü Köpürür

Share this post

Deniz Seyahatnamelerine Giriş

 

Hamit Kardaş

Edebiyatımızda seyahatnameler büyük bir yer tutuyor. İslam dünyasında bu alanda verilen en önemli eserlerin başında İbn Battuta Seyahatnamesi geliyor. 13. yüzyılda dünyanın büyük bir kısmını gezen Battuta, dönemin İslam coğrafyası hakkında önemli bilgiler verir. Ondan üç yüzyıl sonra yaşayan Evliya Çelebi ise İstanbul’da başlayan ve yıllar süren seyahatlerini 10 ciltte toplamış, günümüze büyük bir miras bırakmıştır. Hasılı iki seyyah da önemli keşif ve gözlemlerini kitaplarında toplayarak önemli anektodların günümüze kadar gelmesine vesile oldular.

Seyahatnamelerde görülen ilk şey, seyahatin bir tutku olduğudur. Seyyahlar büyük bir aşkla yaptıkları seyahatleri, seyahatler sırasında edindikleri tecrübe ve izlenimleri yazarak önemli eserler bırakmışlardır. Seyahatnamelerin önemli bir diğer özelliği ise denizden bile yapılsa seyahatlerin bu kısmının atlanıp karadaki izlenimlerin ağırlıklı olmasıdır. Oysa kara seyahati kadar deniz yolculuğunun da büyük bir keyif verdiğini kabul etmek gerek. İstanbulluların Eminönü-Üsküdar arasında yaptığı 20 dakikalık bir vapur yolculuğunda bile büyük bir keyif aldığı bilinen bir gerçek. Ayrıca deniz yolculuğu yapanların daha sonra sürekli benzeri bir yolculuğa çıkmak istedikleri, tabiri caizse denizin bağımlılık yaptığı konusu birçok edebi eserde dile getirilmektedir. Daniel Defoe’nun yazdığı Robinson Crusoe romanında kahramanımız, babasını dinlemeyip deniz yolculuğuna çıkar. Yolda başına gelmeyen kalmaz. Bu belaların babasını dinlemediği için başına geldiği kanaatine varan Crusoe, kurtulması halinde denizlerden uzak kalma sözü verir ancak daha sonra da farklı yolculuklara çıkar.

Yazının tamamını Okur’un 7. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar