OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Editörün Dili

Metin Karabaşoğlu

Başlığın yadırgatıcı geldiğinin farkındayım. Çünkü kitapları yazarlar yazar, dergiler de bir yazarlar topluluğunun kaleminden çıkmış yazılarla oluşur. Dolayısıyla ‘dil’ deyince akla gelmesi gereken yazardır; editör değil.

Doğrudur, bir kitap, en nihayeti bir yazar tarafından yazılır, onun düşüncesini onun tarzı, dili ve üslubu ile başkalarına aktarır. Ama o kitabın yayınevine teslim edilen bir dosya halinden iki kapak arasında okuyucunun eline ulaşmasına kadar geçen bütün süreçte belki en belirleyici unsur editörün dilidir. Hatta bu dil, bazı kitaplarda, kitabın henüz bir dosya haline gelmediği andan, öyle ki bir yazarın böyle bir kitap yazması gerektiğine ikna olduğu andan itibaren belirleyicidir. Editör, yazarın üslubunu değiştirmez, söylemek istemediği söz söyletmez; ama süreci yine de editörün dili belirler. Peki nasıl?

Yazar ve Okur ile Sağlıklı İlişki

Kitaplar, son tahlilde kelimelerden oluşur, o kelimeleri anlamlı bir bütün ve özgün bir dil içinde bir araya yazar getirir. Editör ise bir tarafta yazarı, öte tarafta yayınevini, beri tarafta okuyucuyu düşünerek; diğer taraftan doğru bilgi ve saf hakikate karşı da sorumlu olduğunu idrak ederek, bu yayın sürecini yönetir. Yazma sürecinde yazarın işi kelimeler iledir, editör ise o kelimeleri bir araya getiren yazar ve okuyacak olan okuyucular başta olmak üzere insanı da düşünme, dikkate alma ve idare etme durumundadır.

Yazının tamamını Okur’un 4. sayısında bulabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş
Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?