OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Editörün ‘Tebliğ’i

Metin Karabaşoğlu

Çeyrek asrı aşmış bir hatıra…

90’lı yılların başlarıydı.

Üniversitenin ilk yılından başlayarak on yıllık bir yayıncılık tecrübesinin ardından yeni kurulmuş bir yayınevinde editör olarak göreve başlamamdan bir müddet sonra, bu yeni yayınevinin aynı zamanda bir akademisyen olan yayın danışmanı bana, yaptığım işi ‘iş olmaktan farklı bir şekilde’ yaptığımı söyleyerek sordu: “Baksan, çoklarına göre bu bir iş, ama sen nasıl bu kadar gönlünü verip aşkla yapabiliyorsun?”

Kendisine önce şu cevabı verdim: “Çünkü bunu bir iş olarak görmüyorum. Bunu, bir mü’min olarak ‘tebliğ’ görevimizin bir cüz’ü olarak görüyorum.”

Sonra, meseleye nasıl baktığımı şu şekilde açıkladım: “Burası, neticede dinî bir yayınevi, bir derdi ve davası var ve yayınlayacağı kitapları da bu çerçevede seçiyor. Şimdi şöyle düşünelim: Burada bir kitap yayınlıyoruz diyelim. İslâm’ın hakikatinden, güzelliğinden, ahlâkından bahsediyor. Ama bir okuyucu adayı kitabı daha eline alır almaz, kitabın sırtında veya arka kapak yazısında tashih hataları görüyor, içine göz gezdiriyor, daha içindekilerde bir karmaşa gözüküyor, bölümler derli-toplu yerleşmemiş, sayfaları şöyle tarıyor, güzel konular okumayı zorlaştıran bir mizanpajla sunulmuş, üstelik göz gezdirirken okuduğu birkaç paragrafta da ifade biçimi bozuk cümleler ve tashih hatalarıyla karşılaştı. Böyle bir kitap, konusu bu dahi olsa, gerçekten İslâm’ın hakikatini, güzelliğini ve ahlâkını anlatabilir mi?”

Yazının tamamını Okur’un 6. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Bu yazıyı paylaş
Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?