Röportaj

Ergün Yıldırım: “Cemiyet-i Kâmili Yazmak İstiyorum”

Share this post

 

Kült olarak düşündüğüm ve ismini hiçbir yerde görmediğim Cemiyet-i Kâmil diye bir projem var. 2-3 yıldır düşündüğüm, seri olarak ya da tek bir kitap olarak daha karar veremediğim bir çalışma.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı ama bizim daha çok haber kanallarından aşina olduğumuz sosyoloji profesörü Ergün Yıldırım Hoca’nın, Simurgun Kanatları isimli yeni bir kitabı çıktı. Biz de bu yeni kitabı vesile ederek merak ettiklerimizi sorduk kendisine.

Simurgun Kanatları kitabının hedef kitlesi kimdir?

Hedef kitlesi tabii daha çok sosyoloji ile ilgilenen; yüksek lisans ve doktora çalışması yapan öğrenciler. Kitap hem kendi alanı ile alakalı akımlara, kavramlara, kişilere atıfta bulunuyor; hem de sadece bunlarla yetinmiyor, günümüz dünyasındaki din merkezli yeni hareketliliği anlamaya çalışıyor. Din anlayışı, dinsel plüralizm gibi günümüzün önemli meselelerine de yer yer değiniyor. Aynı zamanda, Avrupa’daki sosyal teoriyi aktarırken kendi toplumumuzu dikkate alma hususuna önem verdim.

Sosyolojiye meraklı olanların mutlaka okuması gereken 3 kitap tavsiye edebilir misiniz?

– Max Weber’in Sosyoloji Yazıları,

– Anthony Giddens Sosyoloji isimli kitabı,

– İbn Haldun’un Mukaddimesi (2 cilt).

Dönüp dönüp okuduğunuz bir kitap var mı?

El Medinetü’l Fazıla’yı herhalde 4 defa okumuşumdur, el Münkız Mine’d-Dalal’i ve yine Mukaddime’yi 3 defa okudum.

Şöyle bir kitap yazmayı düşünüyorum dediğiniz bir çalışma var mı?

Evet kült olarak düşündüğüm ve ismini hiçbir yerde görmediğim Cemiyet-i Kâmil diye bir projem var. 2-3 yıldır düşündüğüm, bazen kavram olarak kullandığım, İslam Toplum Tasavvuru’nun giriş bölümünde anlattığım; seri olarak ya da tek bir kitap olarak daha karar veremediğim bir çalışma bu.

Şu an hangi kitapları okuyorsunuz ve aynı anda bir çok kitabı okuyanlardan mısınız?

Maalesef aynı anda birden çok kitap okuyanlardanım. Bazen edebiyat ile felsefeyi beraber okuyorum. Bazen de hatırat, kelam okuyorum. Maymun iştahlılık diyorlar, belki bu yönüyle dezavantaj ama belli bir yaşa geldikten sonra farklı kitapları beraber okuma eğilimi artıyor. Bir çalışma ya da makale hazırlarken o konunun ilişkili olduğu dallar ile alakalı kitaplar okuyorum. Çoğunlukla böyle bir okuma eğilimim var. Şu an okuduğum kitap, Nakşilik sempozyumuna hazırlandığım için İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ı. Hamit Algar’ın Nakşibendilik kitabını okuyorum ama bununla beraber Cemil Meriç’in Balzac tercümesini (bakınız: bu sayıda 46. sayfa) okuyorum. Bir de gündem ile ilgili Mustafa Budak’ın Misak-ı Milli kitabını aldım onu okuyacağım.

Bir yayınevi yöneticisi olsaydınız öncelikle hangi kitapları bastırmak isterdiniz?

Öncelikle bizim klasik kültürümüzün öne çıkan ve anne kitap, ümmül kitap önemini taşıyan felsefe ve edebiyat ile ilgili, toplum hayatıyla ilgili kitaplar basmak isterdim. Ve tabii ki temel kelam kitaplarını.

Kütüphanenizin en kıymetli kitabı hangisidir?

Kur’an’ı Kerim’den sonra Mukaddime, İmam Gazali’nin yazdığı kitaplar, Weber’in kitapları benim için en kıymetli kitaplardır. Kınalızade’nin kitabı ve Farabi’nin metinleri de mühimdir.

Gün tamamen size kalsa kaç saatinizi kitap okumaya ayırmak isterdiniz?

Ben genel olarak kitabı alıp bitiririm, saat olarak bakmam. Kimi zaman eşim hatırlatıyor, ayakta baktığım kitaba 1,5 saat geçmiş dalmış kalmışım. Zaman tamamen bana kalsa, günün en az yarısını okuyarak geçiririm. Uzun süre derslerimi öğleden sonraya koyardım sabah kitap okur ondan sonra derse giderdim.

 

Konuşan: Ömer Faruk Özbil

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar

Yenilik Yapanlar ve Yeni Bir Söz Söyleyenler Gelenekten Bahsedebilirler