Genel / Yazılar

Farklı Coğrafyalarda Aynı Hikâyeler

Share this post

Ayşe Tuğba Silahtar

Bu yazıyı yazmak için bilgisayarımın başına oturduğum gün İsrail’in Kudüs’ü (yine ve yeniden) bombalamaya başlamasının üzerinden yalnızca 24 saat geçti. Herhalde siz bu yazıyı okurken de zülum devam ediyor olacak. Ramazanın ilk günündeki bu manevi iklimde yaşanan hüzün ve Taha Kılınç’ın son yayınlanan SeyrüSefer isimli kitabında beni en çok etkileyen 2 seyahatinin Filistin ve Bosna gezileri olması tesadüf olmasa gerek.

Taha Kılınç’ın bereketi ile andığı Filistin’e ait anıları İsrail’le başlamasa da yine bir savaş hatırası ile başlıyor. Büyük dedesinin Birinci Dünya Savaşı’nda Filistin cephesinde savaşmış olması belki de yazara daha oralara gitmeden bir tanıdıklık hissi vermiş. Memleketinden bahsediyor gibi anlatmış. Bunun nedenini hemencecik açıklıyor, yurtdışında en sık ziyaret ettiği yer Filistinmiş.

Kuşatıcı Bir Filistin Okuma

Yeni bir yere gittiğinde turist olmaktan ziyade oranın yerlisiymişçesine yaşamak ve yaşayanları görmek isterseniz Filistin’de bu mümkün, çünkü Müslüman olan için güçlükler daha havalimanında başlıyor. Kafanıza bir bomba düşmese de Kudüs’te Müslüman olmanın ve İsrailliler tarafından her adımınızda önünüze engel çıkartılmasının ne demek olduğunu daha en baştan sezebiliyorsunuz. Bununla beraber yazarın Kudüs’le ilgili verdiği önerilerden bence en dikkat edilmesi gerekeni şehre bütün olarak bakma çağrısı. Şehrin tarihini parçalamadan, sadece Osmanlı şehri olarak düşünmeden, örneğin şehrin Hristiyanlarına da dikkat ederek; bütüncül bir tarihi bilgi ile şehri okumayı öneriyor. Filistin deyince Kudüs ile bitmiyor tabi. Taha Kılınç, Nablus’taki sabun imalatından Ölü Deniz kıyısında bulunan Eriha şehrine kadar çok daha büyük bir Filistin resmi koyuyor okuyucusunun önüne.

Yazının tamamını Okur’un 6. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar