Genel / Yazılar

Hasan Ali Toptaş’ı Nasıl Oldu da Okumadım?

Share this post

Alaaddin Serhan Yaman

Elindeki kitap ile masama usulca yaklaşan editörümüz Yusuf Temizcan, kitabı okuyup hakkında yazıp yazamayacağımı sorduğunda, bunun yetkinleşmek için iyi bir fırsat ve iyi bir başlangıç olabileceğini düşünüp teklifini sorgusuz sualsiz kabul ettim. Zira büyük bir titizlikle hazırlanan Okur’da, yazma-çizme noktasında tecrübesi az olan bana, zor bir kitap, zor bir görev vermezdi.

Şık kapağı ve farklı iç tasarımı ile dikkatimi bir hayli cezbeden Gecenin Gecesi’ni eve geçtiğim vakit incelemek üzere çantama yerleştirdim. Eve varıp sükuneti yakaladığım ilk an kitabı aldım elime. Tastamam 5 öykü ve 86 sayfadan ibaret. Kolay lokma muhakkak. Bismillah deyip başladım “Yatak”tan.

Islık İnceliğinde Patikalar

Burcu burcu sakız kokan tahta zemin üstüne serili yer yatağı ile beton zemin üzerine serili yer yatağında uyandığı zaman hissettiklerinin mukayesesini yapmış Toptaş burada. Her ne kadar betonların içine doğmuş olsam da; “Her sabah içime karlı dağ çökmese, kara kışlar dolmasa; ayazlar, boranlar, tipiler üşüşmüş kaskatı bir gövde halinde” bulmasam da kendimi, anlamaya yaklaştığımı hissettim. Yattığım yerde “ıslık inceliğinde patikalar”dan geçip, “içleri parçalanmış kurbağa sesleriyle dolu geniş rüzgarları” gördüm.

İlk hikâyeyi bitirir bitirmez “Bu zamana dek Hasan Ali Toptaş’ı nasıl gözden kaçırdım?” diye hayıflanmaya başladım. Ama daha büyük bir sorunum vardı şimdi. Kitabı okumak elbette çok keyifli ama ya bunun hakkında bir şeyler yazmak… Ne büyük bir kazık yediğimin farkına o an vardım. Kaldı ki Temizcan’ın, “Okuduktan sonra geri alırım ama!” demesinden anlamam gerekirdi.

Neyse.

Yazının tamamını Okur’un 4. sayısında bulabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar

Tarihsel ve Sosyolojik Bilinç Tarihi Bir Tekerrür Olmaktan Çıkarabilir