OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Her Alanda Titizlik ve Ciddiyet Şart

İbrahim Demirci

Bağa destur ile girelim
Destur ile bağa girelim
Girelim bağa destur ile
Bağa girelim destur ile
Destur ile girelim bağa

Orhan Şaik Gökyay (1902- 1994) “Bu vatan kimin?” sorusuna cevap arayan manzumesiyle olduğu kadar Destursuz Bağa Girenler adlı eserinde toplanan eleştirileriyle de tanınmıştı. Osmanlı Türkçesini iyi bilenlerden olan yazar, özellikle akademisyenlerin okuma yazma yanlışlarını bulur, doğrusunu gösterir idi. Bir gün üniversite hocalarından biri, Orhan Şaik Bey’in yazılarından birinde bir yanlışa rastlayınca sevinmiş, bulduğu ilk fırsatta “Bakın, siz de hata yapmışsınız!” diye kendisini sıkıştırınca Gökyay, “Hata yapmak için profesör mü olmak lâzım?” diyerek adamcağızın hevesini kursağında bırakmış.

Titizlik Örneği

N. Ahmet Özalp “Teknik Okumalar” adını verdiği eleştiri metinlerini Bağa Destursuz Girenler başlığı ile bir kitapta topladı. Büyüyenay Yayınları araştırma- inceleme dizisinin 12. kitabı olarak okura sunulan eserde yirmi üç metin yer alıyor. Çalıkuşu, A’mâk-ı Hayal, Müşahedat, Çağlayanlar, Kırk Vezir gibi eski eserlerin yayımlanış süreçlerinde yaşanan tuhaflıkları sergileyen ve değerlendiren Özalp, Karanlığın Çağrısı adlı yeni sayılacak bir romanı da teşrih masasına yatırmış. Çeviri sorunları, dil tutumları ve düşünce yöntemleri hakkında da görüş ve öneriler sunan N. Ahmet Özalp’ın çalışması, titizlik, ciddiyet ve tutarlılık örneği sayılsa yeridir.

Bağa Destursuz Girenler, Orhan Şaik’in Destursuz Bağa Girenler’ini hatırlatmakla yetinmiyor, bir bakıma onun başka türlü de söylenebileceğini ortaya koyuyor. Kalıplara hapsolmanın, klişelere tutulmanın, tutunmanın, bir bakıma tutsaklık anlamına geldiğini, geleceğini ima ediyor sanki. Çeşitli ihtimalleri kollayan, her durumda bir, iki, üç… çıkış yolu gözeten devingen zihinlere muhtacız.

Çiğde Nedir?

N. Ahmet Özalp’ı Paris’te bir salonda dinlemiştim. Oradaki vatandaşlarımızla sohbet ediyordu. İnsan olmanın anlamı, boyutları, sorumluluk, ilgi, merak… derken dinleyicilere bir soru sordu: “Çiğde nedir? Bilen var mı?” Çiğdenin ne olduğunu kimse bilmiyordu. Ve N. Ahmet Özalp, çiğdenin ne olduğunu söylemedi. “Sözlüğe bakın, öğrenirsiniz,” dedi. Böyle olmalıydı, böyle oldu. Böyle olmalı.

Yazının tamamını Okur’un 7. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?