Genel / Yazılar

Kadın Hakları Savunucusu Yazılı ve Sözlü Edebiyatımız

Share this post

Dursun Ali Tökel

Tanpınar’ın “yalnız şurası unutulmamalıdır ki, bir manzume tek başına bir eserdir.” dediği tipte, tek başına bir kitap, bir eser olan o kadar çok manzumemiz var ki! Tanpınar’a göre Baudelaire’in “Nature” sonesi veya “Balcon” şiiri müstakil birer eserdir. Bunun gibi Yahya Kemal’in “Deniz Türküsü”, “Hayal Şehir” ve “Açık Deniz” şiirleri de birer müstakil eserdir.

Bir Manzume Bir Kitap

Tanpınar gözüyle bakacak olursak edebiyatımız binlerce değil, yüzbinlerce, hatta milyonlarca eseriyle, gözleri bizlere nazır incelenmeyi bekliyor.

Bu yazımızda onlardan birine değineceğiz. Özellikle kadın hakları savunuculuğu babında yazılı ve sözlü edebiyatımız, acaba ne haldedir? Bu konuları havi metinlerimiz var mıdır, varsa meseleye hangi zaviyelerden yaklaşır? Bütün bunlar incelenesi konular. Edebiyat tarihimizdeki metinleri, eğer müstakil kitaplar olarak değil de Tanpınar’ın dikkatiyle, bir manzumeyi bir kitap saymak sadedinde incelersek eminim bu konularda pek çok hazine ile karşılaşacağız.

“Destanlar” deyince daha çok aklımıza hemen “savaş”lar, “göç”ler, “istila”lar, “büyük kahramanlar” gelir. Ama destan sadece o değil. Aklımıza gelen hemen her konuda, dörtlükler halinde yazılmış destanlar vardır. Destan halk edebiyatında aynı zamanda bir nazım türü kimine göre de bir nazım biçimidir.

İnsana Dair Her Konu Destanlarda Var

Koşma biçiminde meydana getirilen destanlar; sosyal, kültürel, iktisadi, eğitimle ilgili, siyasi dinî, ahlaki ve askeri hayatla alakalı; sosyo-kültürel çevre, doğal çevre ve insanlarla ilgili olmak üzere 10 başlık altında incelenmektedir. Yani insana dair her konu, destan yazan âşık şairin konusudur. Bu muazzam eserlerde âşıklar bu konulara dair çok özlü, veciz ve hikmetli görüşlerini asırlar ötesinden bugüne taşırlar.

Kemal Zeki Gençosman’ın hazırlayıp yayınladığı ve yukarıda bahsi geçen konularda yazılmış onlarca destanın yer aldığı Türk Destanları adlı kitapta “İki Şair Kadın ve Kadın Hakları” başlıklı bir bölüm var. Kemal Zeki Gençosman bu bölümde Zehra Bacı ve Naciye Bacı adlı iki Bektaşi dervişinden kadınlara yapılan haksız saldırılara cevap veren ve onları savunan iki destan almış. Bu yazımızda bunlardan Zehra bacının metnini okuyucuların dikkatine sunmak istiyoruz. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında veya yirminci yüzyılın başlarında yazılan bu destanda şair, kadınlara yöneltilen eleştirilere cevaplar veriyor.

Kimdir Zehra Bacı? Kemal Zeki Gençosman’a kalırsa, “İstanbul’da, Merdivenköy’de, Şah Kulu Sultan Tekkesinin şeyhi Hilmi Dedebaba’dan verimlenmiş” bir Bektaşi şairdir. Yazara göre Zehra bacı bir kadın şairdir. Ama internette yaptığımız bir araştırmada gördük ki, aslında Zehra Bacı müstearını kullanan 1853 yılında İstanbul’da doğmuş olan ve yine 1917’de İstanbul Fatih’te ölen Harabî mahlaslı Ahmed Edib’tir. “Şiirlerini Ahmed Edib, Edib veya Harabi mahlası kullanarak yazmıştır. Bazı şiirlerinde Zehra ve Lütfiya mahlaslarını da kullanmıştır.”

Yazının tamamını Okur’un 7. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar

Tarihsel ve Sosyolojik Bilinç Tarihi Bir Tekerrür Olmaktan Çıkarabilir