OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Kafa Sağlığımız ve Immanuel Kant

Turgay Bakırtaş

“Keşke” diyorum bazen içimden, bana “Oğlum o romanları okuyacağına aç da Kur’an oku Kur’an!” diye akıl veren amcalar yerine, “Turgaycığım; Descartes, Hegel, Kant okumak için henüz çok erken, hem felsefeye başlangıç için doğru isimler de onlar değil” diyen insanlarla karşılaşsaydım hayatımda. Böylece hem dinimden bihaber zannedilmeme sinirlenmez, hem de “nitelikli kitaplar” okuyacağım diye beynimi gereksiz yere zorlamazdım.

Okumamın tarihine göz attığımda, bir nokta bariz biçimde öne çıkıyor: Kimi ve neyi okuduğum kadar, onu ne zaman okuduğum da etki etmiş hayatıma. Sırf yanlış zamanda okuduğum için iyi kitapları kötü, kötü kitapları iyi, faydasız kitapları gerekli, faydalı kitapları gereksiz zannettiğim oldu. Etrafımda bana rehberlik edecek kimseler de olmayınca bazen aklıma, bazen de sezgilerime güvenerek kitap seçtim hep.

Hakiki Kitaplar mı Dediniz?

Bir gün şöyle demiştim kendi kendime: Yahu ben bu romanları, öyküleri okuyorum iyi güzel de hakiki kitaplar bunlar değil sanırım; bilim, tarih, felsefe okumalıyım. Yargımın doğruluğu yanlışlığı bir yana, sonucu biraz tuhaf oldu. Çünkü bu kararın ardından rastgele aldığım kitapları okumaya çalıştığımda duvara toslamıştı.

Yazının tamamını Okur’un 4. sayısında bulabilirsiniz.

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?