Genel / Röportaj

Kalem Ucundan Yapılan Dünyalar

Share this post

Nihat Özcan

Konuşan: Mustafa Bozoklu

 

Nihat Özcan 1987 İstanbul doğumlu. Makine-Resim-Konstrüksiyon bölümünü birincilikle bitirdi. Şimdilerde Endüstri Mühendisliği okuyor. İnşaat sektöründe bir firmada çalışıyor. Onu farklı kılan şey sıradan bir hobi tutkusuyla başladı. Türkiye’de ve dünyada çok az kişinin yaptığı bir şeyle meşgul. Kurşun kalemlerin uçlarından titiz ve ince işçilikle sanat eserleri oluşturuyor. Bir tür minyatür heykeltıraşlık. Yaptığı işe ve ortaya çıkan ürünlere hayran kalmamak elde değil. Kendisiyle sanatını konuşmak üzere bir araya geldik.

Kendinizi kalem sanatçısı olarak mı tanımlarsınız?

Naçizane, “Kalem Heykel Sanatçısı” olarak tanımlayabilirim.

Peki “Kalem Heykel Sanatı” ile nasıl tanıştınız? Hikayesini dinleyebilir miyiz?

Sosyal medyada dolaşırken şans eseri karşıma çıkan bir fotoğrafı takip ederek, yurtdışında çalışmalarını icra eden bir sanatçıya ulaştım. Tüm o güzel ürünlerini hayranlıkla inceleyerek ruhuma dokunan bu sanat dalına keyif aldıkça daha çok bağlandım, sonrası kendiliğinden geldi zaten.

Bunun için herhangi bir eğitim aldınız mı, yoksa kendi gayretlerinizle mi öğrendiniz?

Ülkemizde yeni tanınmaya başladığı için maalesef bu sanat dalı ile alakalı eğitim ya da kurs gibi imkanlar mevcut değil. Kendi çabamla, deneme yanılma yöntemi ile, pratikler yaparak sıfırdan başladım. Üzerinde çalıştıkça da ellerimde gerekli hassasiyet, 3 boyutlu bakış açısı ve çalışma yöntemleri gelişmeye başladı.

Neden başka bir sanatla uğraşmak yerine bu kadar hassas ve ince işçilik gerektiren bir sanatı tercih ettiniz?

Aslında dönemsel olarak birçok sanat dalı ile ilgilendim; müzik (gitar, klavye), maket yapımı, ahşap oymacılığı, resim… Sonra daha farklı bir hobi edinmek istedim. Çok bilinmeyen bir alan olsun diye arzuluyordum. Kişisellik konuşsun istiyordum. Ardından kurşun kalem oyma sanatı da denilen bu sanat ile karşılaştım. Bu sanat dalı yüreğime başka bir türlü yerleşti. Bana tarifi imkansız bir heyecan verdi. Hem bir tür minyatür çalışma olması, hem de ürünler ortaya çıktıkça oluşan zoru başarmak duygusu ayrı bir tutkuyu yanında getirdi. Tabi cesaret işi bir de. İnancım beni yanıltmadı, her yeni gün çalışmalarımdaki çeşitlilik arttı. Aldığım yorumlar da moral desteği oldu.

Söyleşinin tamamını Okur’un 5. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar