Genel / Yazılar

Kitaba Dair Ne Varsa Bu Eserde

Share this post

Mustafa Kirenci

Büyüyenay’ın ilk zamanlarıydı. Bütün zamanımı sadece İSAM Kütüphanesi’nde geçiriyordum. Burası diğer kütüphaneler gibi değildi. Diğer kütüphanelerde önce aradığınız eseri katalogdan buluyor sonra katalogdaki bilgileri fişe işliyor daha sonra da fişi görevliye teslim ederek kitabın gelmesini bekliyordunuz. Eğer sadece siz kitap istiyorsanız birkaç kişinin daha gelmesi gerekir ki görevli toplu olarak bir celsede kitapları getirebilsin. Fişi teslim etmeniz ile kitapların gelmesi arasında da 20 dakika ile yarım saat bir süre beklemeniz gerekirdi. Ayrıca yanlış hatırlamıyorsam 5 kitaptan fazla da isteyemiyordunuz. İşte diğer kütüphanelerdeki bu zorluklar sebebiyle daha çok İSAM’ı tercih ediyordum. Çünkü orada bilgisayardan kitabın adını girdiğinizde raf krokisi çıkıyor, numarayı kaydederek kitabı kendiniz buluyor, kitapların arasında rahatça dolaşabiliyor, gerekli kayıtları alabiliyor, kısacası bütün kitapların sayfalarını çevirebiliyor, istediğiniz kitabın fotokopi nüshasına da hızlı bir şekilde ulaşabiliyordunuz. Ayrıca rahat ortamı, çay molalarındaki yeni dostluklar, ayaküstü sohbetler de cabası.

Kütüphanelerin Medeniyetler İçin Taşıdığı Anlam

Bu kadar şeyi niye anlattım? İşte raflar arasında aradığım kitabı bulmaya çalışırken, Tarih- i Medeniyette Kütüphaneler kitabına rastladım. 1931 tarihinde latin alfabesiyle Balıkesir’de Vilayet Matbaası tarafından basılmış. Hurufatı oldukça bozuk. Yazarının ismine de ilk defa rastlıyordum: Balcızâde Tahir Harîmî. Sayfalarını hızla çevirdim, sanki yazarı büyük bir ummanı 571 sayfaya sığdırmaya çalışmış, kitaba dair ne varsa, kitabın çağrıştırabileceği bütün alanlarda sistematik bir şekilde çalışmış ve ortaya muazzam bir eser çıkarmıştı. Kütüphanelerin −aslında kitap ve onun oluşturduğu evrenin demek daha doğru olur− insanlık tarihi ve medeniyetler için ne anlam taşıdıklarını, insanlık tarihinin meydana gelmesinde üstlendikleri yüce görevi, medeniyetleri nasıl inşa ettiklerini; medeniyetleri sağlam temeller üstüne yükselten şeyin ilim ve kitap olduğunu bir medeniyet tarihi perspektifiyle dile getiren bu eser bildiğim kadarıyla Türkçedeki ilk örneklerden biriydi.

Yazının tamamını Okur’un 6. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar

Yenilik Yapanlar ve Yeni Bir Söz Söyleyenler Gelenekten Bahsedebilirler