OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Kitap 5.0

Mehmet Lütfi Arslan

İnsana dair en önemli soru, hakkındaki muradın ne olduğudur. Peki, kitaba dair? Muhtemelen yine aynı sorudur. Tek tek her kitap için de, kitap türü için de yöneltilebilecek bu soru kitabın maksadını, dolayısıyla bize ne vaat ettiğini ortaya koyar. Bu soruyu sormak okumak ile irtibatımızı doğru kurmak açısından hayatidir. Okumanın bizi hakikate götürecek bir eylem olarak belirmesi için kitaplarla kuracağımız ilişkinin söz konusu soru ekseninde kurgulanması gerekir. Aksi takdirde yol açması beklenen kitaplar, yoldan saptırıcı bir işlev görebilirler, çünkü her kitap hakkındaki murada göre kaleme alınmış, yayınlanmış ya da yaygınlaştırılmış değildir.

Kitabımıza göre kitaptan murat, delil olmasıdır. O; göklerle yer arasındaki irtibatı sağlayan, yol gösteren ve rehberlik eden bir yazılı metindir. Türün muradı bu olunca tek tek her kitabın da bu murattan hisse alması beklenir. Bir kitap bu murada hizmet ettiği ölçüde makbul ve muteberdir. Bu muradı yok sayan, gölgeleyen ya da örten kitaplar aslında kitap olarak adlandırılamayacak yol kesicilerdir. Bu anlamda kitabın tarihi, yol gösterici kitaplar ile yol kesiciler arasındaki mücadelenin tarihidir. Bu tarihin kitap özelinde ayrıntılı bir analizi meraklısını bekleyedursun biz o analize yardımcı olacak bir denemeyi bugünlerde çok konuşulan bir güncelleme hikâyesi üzerinden yapmaya çalışalım.

Endüstri 4.0

Bahsettiğim güncelleme hikâyesi bugünlerde sanayi, teknoloji ve gelecek üzerine konuşma yapan herkesin ister istemez değinmek zorunda olduğu bir kavrama ilişkin: Endüstri 4.0. Bu kavram akıllı makineler, yapay zekâ, büyük veri ve robotlarla anılan yeni dönemi ifade etmek için kullanılıyor. Bir Alman kurgusu olan bu kavramın arkasındaki mantığı anlamak için 1, 2 ve 3. sürümlerden de haberdar olmak şart. Buna göre ilk sürüm Sanayi Devrimi’nin itici gücü buharla başladı. Endüstri 2.0 diye adlandırılan dönemde elektrik, Endüstri 3.0 döneminde ise elektronik itici güç kaynakları oldu. Artık algoritmaların konuştuğu, anlaştığı ya da yarıştığı yeni zaman ise Endüstri 4.0 olarak adlandırılıyor.

Kitabın matbaanın icadından sonra hızlanan serüvenini Endüstri’nin dört sürümünden mülhem bir analoji ile izlemeye çalışsaydık nasıl bir şey ortaya çıkardı acaba? Doğrusu bu konuda teknolojinin kitaba etkilerinden yola çıkarak hemen basitçe bir izlek çıkartabilir ve matbaanın icadını ikinci sürüm, e-kitapları da üçüncü sürüm olarak adlandırabilirdik. Bu, doğru olmakla beraber kitap odaklı değil teknoloji odaklı bir sınıflandırma olduğundan asıl maksadımıza hizmet etmeyecekti. Muhtemelen bu sınıflandırmanın bir sonraki adımında yongalarla kütüphaneye dönüşebilecek makine insan karışımı yeni bir türden bahsedecektik ki bu, gönlü kitaptan yana olanlar için hiç de iyi bir haber değildir. Maksadımız teknolojinin kitaba yaptıklarını izlemek değil; maksadımız, kitabı yayan ve yaygınlaştıran itici güçleri izlemek. Daha doğrusu biz kitaptan muradın nasıl bir değişim geçirdiğini anlamak istiyoruz. Böylece kitaba ilişkin naif bakışımızı bir ölçüde salim kılma imkânına kavuşabiliriz

Yazının tamamını Okur’un 7. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

 

 

Bu yazıyı paylaş
Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?