OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Kitap Biriktirmek: “Sen Hem Bir Hastalık Hem de Sağlık Gibisin”*

Esad Mücahit Eskimez – Mustafa Bozoklu

Bu sayımızın dosya konusu Kitap Biriktirme Hastalıgı üzerine. Bu konudaki farklı tanımlamalar neler, geçmisten ve günümüzden kanlı canlı örnekler kimlerdir? Bu hastalıga insanlar nasıl yakalanır, devasız bir dert midir kitap biriktirmek? Hastalar hastalıgından sikayetçi midir? Heyecanla biriken bu kitaplar sahipleri vefat edince nasıl bir akıbete ugruyor? Hepsi ve daha fazlası dosyamızda.

“Ama doktor, ben hasta değilim…Allah rızası için… size anlattım.

Tekrar gözlerini gözlerime dikti en katî sesiyle:

Hastasınız… diye kesip attı. Psikanaliz çıktığından beri hemen herkes az çok hastadır.”

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bu satırları, Freud’un psikanalizi ortaya attığı günden beri hemen her gün yeni bir hastalığa gebe insan ruhunu belki de en güzel özetleyen sözler. Modern zamanlar ile beraber insanların -belki de yüzyıllardır var olan- tutkuları, zaafları veya çarpıklıkları kavramsallaşarak önümüze gelince, birçoğumuz bunlarla ilk defa karşılaşmışız hissine kapılmaktan kendimizi alamadık.

Ademoğlunun sahip olabildiği tüm nesnelere karşı duyduğu derin ilgi de zannımca insanlık ile eş bir tarihe sahip. Bazen en küçük bir nesnenin peşinde koca ömürlerini tüketen insanları hepimiz tanımışızdır ya da en azından hikayelerini bir yerlerden duyup “Ne adamlar var şu dünyada!” diyerek hayret etmişizdir. Bu zaman zaman bir “delilik” gibi gözükse de, günümüzde hatırı sayılır koleksiyonlardan tutun da bugünlere gelmesi mucize sayılan eşyalara kadar birçok şey bu tutkulu insanların kişisel gayretlerinin bir sonucu.

Namı Diğer Kitap Hamallığı

Yunanca “biblion” (kitap) ve Latince “mania” (hastalık) sözcüklerinin birleşiminden oluşan “bibliyomani”, aşırı kitap düşkünlüğü olarak tanımlanmaktadır. Bibliyomaniyi normal bir tutkudan bir hastalığa çeviren şey ise, yapılan bu biriktirme ile kitap okuma arasında herhangi bir bağın olmamasıdır. Bibliyomanlar, satın aldıkları kitapları çoğunlukla okumazlar. Her ne kadar kitaplar okunmak için basılıyor olsa da, bu hastalığa sahip kişilerde amaç neredeyse tamamen nesneleşmiş ve yapılan şey bir nevi kitap hamallığına dönüşmüştür.

Konu bibliyomani olunca bir yazarı ve onun bir çırpıda okuyabileceğiniz eserini anmamak olmaz. Gustave Flaubert’in henüz 14 yaşında kaleme aldığı Bibliyomani, bir bibliyomanın kitaplara olan tutkusunu ne denli ileriye taşıyabileceğinin sıradışı hikayesi. Flaubert, kitabın kahramanını şu sözlerle özetliyor: “Bu adamın sahaflar ve eskiciler haricindeki kimselerle konuşmuşluğu yoktu. Ketum olduğu kadar hayalperest, nemrut olduğu kadar mahzun bir adamdı; tek bir düşüncesi, tek bir sevdası, tek bir tutkusu vardı: Kitaplar.”

Keşke Okuyabilsem

Peki ya iyi kötü bir okursak ve durmadan kitap almak konusunda irademize sahip çıkamayıp, arkamızda devasa bir “keşke okuyabilsem” dediğimiz kitap yığını oluşturmuşsak? Bütün kitapları okumuş olmaya dair derin bir hissiyat (hayal mi demeliydi) taşıyorsak? Şayet böyle bir durum yaşıyorsanız müsterih olun, sizi kitap istifleyen bibliyomanlardan ayıran önemli bir nokta var: Siz katıksız bir “tsundoku” olabilirsiniz.

“Tsundoku” adıyla anılan bu durum, Japonca kökenli bir kelime ile ifade edilmiş. İstiflemek anlamına gelen “tsunade”, bir süreliğine terk etmek anlamındaki “oku” ve okumak manasına gelen “doku” kelimelerinin birleşimi ile oluşmuş ve “okumak maksadıyla satın aldığı kitapları okuyamamak ve bir süre sonra bu kitapların giderek yığılması” manasına geliyor.

Kitapseverlerin önemli bir kısmının az çok tsundoku’dan muzdarip olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Düşünsenize; hangimiz çantamızda hiç okunmamış kitaplarla bir kitapçıyı adımlarken, raflardaki başka kitaplara gönül verip bir anda kendimizi onları da satın alırken bulmadık?

* Başlıktaki mısra Özdemir Asaf’ın “Aşk” isimli şiirinden alıntıdır.

Dosyanın tamamını Okur’un 11. sayısında bulabilirsiniz: bit.ly/2kuIOqy

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?