OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Kitap Hastalarının Büyük Arzusu: Son Nefeste Kitap

Halil Solak

Hocalarımın hocası rahmetli Mehmet Kaplan İstanbul dışındaki öğrencilerine destek olmak için mektuplar yazarak genç araştırmacıların ilim yolunda karşılaştıkları problemlere çözümler önerir, hayatın güçlüklerine nasıl göğüs gerebileceklerine dair nasihatler verir. Bu mektuplar arasında okuduğum Kaplan Bey’in bir tavsiyesi aklımdan hiç çıkmıyor: Bir konu üzerinde uzun süre çalışıp yorulduğunda dinlenmek için bir başka konuya geçmeyi, yani “mevzu değiştirerek istirahat etmeyi” teklif ediyordu Hoca.

Bu tavsiyeyi okuduğumdan beri ben de çalışırken bunaldığımda hemen başka bir konuda kitapları/dergileri karıştırmaya başlıyorum. Hele bu bunalım anında zengin bir kütüphanedeysem “istirahatim” daha verimli ve bereketli oluyor.

Şükür ki, en son böyle bir anımda yine kütüphanedeydim: Katalogların, sözlüklerin ve ansiklopedilerin olduğu “referans” bölümüne attım kendimi. Raflar arasında gezerken bir kitap dikkatimi çekti, sırtını okudum: Hâfız Ali Efendi Yazma Eserler Kataloğu. Böyle bir isim ve kütüphaneyi daha önce hiç duymamıştım. Kitabı raftan çekip alırken içimde bir his: İstanbul’un Ali Emirî Efendi’si, Konya’nın İzzet Koyunoğlu’su, Kayseri’nin Fahri Bilge’si gibi biriyle mi karşılaşacaktım yoksa?

Oku Oku Ne Var?

19. yüzyılın son çeyreğinde doğan Hafız Ali Efendi, Maraş’ın Leblebicizadeler diye anılan ailesine mensup. Okumaya meraklı bir çocuk olan Ali Efendi, 7 yaşında hafız olur. Huffaz Mektebi’ne devam ederken bir yandan Arapça ve Farsça bir yandan da İslami ilimler okur.

Tahsilini ilerletmek için İstanbul’a gitmeye karar verir ama babasından izin çıkmaz. Maraş’ta, Sarayaltı’nda bir handa nalbantlık yapan Hacı Ökkeş Efendi, “Oku oku, ne var!” diyip oğlunun çırak olarak yanında çalışmasını ister. İster ama küçük hafızın okuma aşkı babasının kararına galip gelir. İstanbul’a, Sultan Ahmed Medresesi’ne girer.

Öğrenimini tamamlayıp memleketine dönerken yalnız değildir: İstanbul’daki eğitimi boyunca küçük bir kütüphane hacmine ulaşan kitapları da dönüş yolunda ona eşlik eder. Askere gitmeye hazırlanırken Çarşıbaşı Camii imamının vefatıyla imam-hatip olarak burada göreve başlar. O esnada devam eden Milli Mücadele’de de etkin bir rol oynar. Önce İngilizler, ardından Fransızlar tarafından işgal edilen şehirdeki direnişi örgütlemek maksadıyla kurulan Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyelerinden biri de Hafız Ali Efendi’dir.

Yazının tamamını Okur’un 11. sayısında bulabilirsiniz: bit.ly/2kuIOqy

Bu yazıyı paylaş
Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?