OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Kitapçı Erol’un Şehri

Ali Ayçil

Yirmi yıl öncesine kadar, Erzincan’ın bütün uzuvlarını bir kitapçı dükkanı birleştirmiştir: Kitapçı Erol’un şimdi yerinde yeller esen dükkanı. Şehrin tam merkezinde bulunan Erol Kitabevi, içinde Dostoyevskilerin, Balzacların, Yaşar Kemallerin ya da Kemal Tahirlerin yaşadığı; birbirleriyle buluşmak isteyenlerin adres olarak kullandığı, hafızalardan hâlâ çıkmayan hususi bir mekandı. Bir zamanların bütün Anadolu kitapçıları gibi Erol da kitaba aşina birisiydi ve müşterilerinin yüzüne bakar bakmaz onların okuyucu olup olmadığını hemen anlardı.

Bir gün kapandı Erol Kitabevi; büyük deprem mi buna sebep oldu yoksa kitaba ilginin azalması mı bilmiyorum. Bildiğim, kapandıktan yıllarca sonra bile insanlar o sanki hiç kapanmamış gibi hâlâ birbirlerine adres verirken, buluşma yeri tespit ederken Erol Kitabevi ismini kullanmaya devam ettikleriydi. İşte biz o zaman anladık ki kitapçımızın, kitaplarını da aşan bir yeri varmış hayatımızda. Ancak zaman içinde onu hatırlayanların sayısı azalmaya başladı; gün gelecek, bir zamanlar bu şehrin kalbinin olduğu yerde bir kitapçının bulunduğunu kimse hatırlamayacak. Onu kimse hatırlamadığında şehrin melez modernleşmesi de tamamlanmış olacak.

Erol Kitabevi’nin kapanmasından sonraki yıllarda, şehirde bazı değişiklikler yaşanmaya başladı. Bunlar ilkin pek de göze batmayan ama gittikçe kendi düzenini oturtan değişikliklerdi. En önemli değişim mimarideydi: Neredeyse tamamı bahçe içlerindeki tek katlı evlerden oluşan, bahçelerinde küçük havuzlar, kayısı ağaçları, kirazlar, dutlar bulunan şehir apartmana heves saldı. Şehrin nüfusu on yıllardır değişmediği halde, nedense içinde bir ailenin oturduğu bahçeli evlerin yerine apartmanlar dikiliyordu. Ortada yeni bir konut ihtiyacı olmamasına rağmen yapılan bu binalar, ovanın görüntüsünü yıllar içinde değiştirdi. Öyle ki şimdilerde birbiriyle uyumsuz mekanların yan yana durduğu alacalı bir şehir çıktı ortaya. Yeni apartmanlar ya da arabesk taşra villaları yüzünden, pek çokları, tek katlı mütevazı evlere köhne bir zamanın mirası gibi bakar oldu.

Bir şehirde nelerin değiştiğini en iyi o şehre arada bir gidenler görür. Her seferinde bir öncekinden başka bir şehir karşılar onları; bazı binaların yerinde yeller esmekte, bazı yollar genişlemekte, bazı caddelere bakan cepheler değişmektedir. Meskunları, bu yıkılıp yapılma düzeninin içinde, neyin ortadan kalktığını, yerine neyin kondurulduğunu pek idrak edemezler. Biz arada bir dışarıdan gelenler artık çok iyi anlıyoruz ki bir vakitler şehrimizde yalnızca bir kitapçı dükkanı kapanmamış, aslında bir kale düşmüş. Erol Kitabevi, günlük maişetinin ötesinde büyük kazançların peşine düşmeyen bahçe ahalisi bir kentin işaret taşıymış meğerse.

Bu yazıyı paylaş
Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?