Genel / Yazılar

Kütüphanede Şapka Yasak

Share this post

Mustafa Çiftci

Aynı ilçeden geliyorduk. Yatılı okul imtihanlarına beraber hazırlanmıştık. O vakitler “sınav” denmezdi, “imtihan” denirdi. Ve hazırlanmak için dersaneler, kitaplar arasında boğulurcasına debelenmiyordunuz. Biraz matematik lazımdı. Gerisi kolaydı zaten.

Alparslan benim ilkokuldan en has arkadaşımdı. Beraberce yer içer, gezer tozar, bir de kütüphaneye giderdik. Kütüphaneyi sanki gizli bir mağara keşfeder gibi Alparslan keşfetmişti. Sobası her zaman yanan. Bir tane memuru olan ve sayısız kitap ve dergi ile dolu mağaramıza çekilip ilçemizin yazın toz, kışın çamur olan sokaklarından beride duruyorduk. Kütüphane memurumuz olan Tahsin Dayı ile anlaşmak çok kolaydı. Kendisi okumazdı. Ama okuyanı pek severdi. Onun işi okumaktan ziyade dinlemekti. Radyosu sürekli açık olurdu. Haberler, müzik, arkası yarınlar derken akşama kadar radyo dibinde gün geçirirdi. Biz de her fırsatta kütüphaneye giden iki arkadaş olarak alışmıştık radyo cızırtısı altında kitap okumaya.

Deniz ve Yatçılık Dergisi

Sonra gün dolandı, zaman durmadı aktı ve biz kendimizi yatılı okul sırasında bulduk. Her şey ne kadar yabancıydı. Ranzalar, çelik dolaplar, gece etütleri, sabah erken kalkıp kahvaltıdan önce ders çalışmalar daha bir sürü şey arasında yaşıyor gibi değildik, öğütülüyor gibiydik. Bazı geceler annemize olan hasretimizin yükü ağır geliyor, yorganın altında ağlıyorduk. İşte o günlerde Alparslan sorup soruşturmuş ve halk kütüphanesini bulmuştu. Bir iki kere uğradık. Salonu kocaman, kitaplar dizi dizi, her türlü dergi var. Düşünün denize kilometrelerce uzak ilimize deniz ve yatçılık dergisi bile geliyordu. Biz kendimize sığınacak bir liman bulmuştuk ya gerisi hikayeydi.

İşte o günlerde Alparslan’ın saçları dökülmeye başladı. “Saçkıran” teşhisi koydular. Sebebine de “stres” dediler. Biz “stres” demeyi beceremediğimizden ve sevmediğimizden “Gam gasavet Alparslan’ın saçını döküyor.” diye teşhis koyduk. Ve Alparslan’ın saçı dökülmesin diye onun yanında annemizi özlediğimizden bahsetmemeye çalıştık. Ama Alparslan’ın saçları dökülmeye devam ediyordu. Saçında çocuk yumruğu kadar açıklıklar oluşmuştu.

Yazının tamamını Okur’un 9. sayısında bulabilirsiniz: https://bit.ly/2Fho2B4

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar