OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Mukbil Bey’in Fransızca Kûtu’l-Amâre’si

Yusuf Turan Günaydın

Şu an için hayatı hakkında ancak bazı ipuçları bulunabilen Yüzbaşı Mukbil Bey, Kûtu’l-Amâre’de bizzat bulunmuş bir subaydır. Ömrünün sonlarını Paris’te geçirdiğini sandığımız Mukbil Bey Kûtu’l- Amâre hakkında Fransızca bir eser kaleme almıştır: La Campagne de l’Irak 1914-1918: Le Siège de Kut-el-Amara (Paris, Editions Berger–Levrault, 1933, 23 kroki ile).

“Irak Cephesi 1914-1918: Kût’ul-Amâre Karargâhı” şeklinde tercüme edilebilecek bu başlık, eser hakkında “inceleme- araştırma” türü bir eser izlenimi veriyorsa da metin aslında öncelikle bir hâtırat özelliği gösteriyor. Eser cephede ve karargâhta bizzat bulunan bir subayın kaleminden çıkmıştır ve birinci elden tanıklıklar barındırır. Fakat sadece hâtıralardan ibaret de değildir. Savaşın seyri, bu seyir esnasında oluşan hatalar, İngilizlerin avantaj ve dezavantajları, savaş alanının en küçük mevziine kadar haritası, coğrafî özellikleri, Mukbil Bey’in hem Türk hem İngiliz tarafını değerlendirişi de kitaptan izlenebilir.

Savaş Tanığının Hatıraları

Mukbil Bey, savaştan 15 yıl kadar sonra (1933) yayımladığı hâtıratında Kûtu’l-Amâre hakkındaki gözlemlerini yansıtırken yer yer başka kaynaklara da başvurmuştur. Başvurduğu kaynaklar ise daha çok hatırat metinleridir: Kûtü’l-Amâre’de bizzat görev yapmış Von Sanders, Townshend gibi askerlerin hatırat kitapları ve Nihad Bey adlı bir Osmanlı subayının savaş notları…

I. Cihan Harbinin 28 Temmuz 1914’te başladığı bilindiğine göre o günlerde bir askerî lisede müdür olan Mukbil Bey’in cepheye sevk edilişi de bu tarihten kısa bir süre sonra olmalıdır. Zaten kitabın başlığındaki tarih aralığı 1914-1918 arasıdır. Hâtırat da bu yıllar arasını kapsamaktadır.

Görebildiğimiz kadarıyla Kûtu’l- Amâre hakkında son zamanlarda yayımlanan eserler içinde yer ve mevzi isimleri bakımından en zengin metin, Mukbil Bey’in La Campagne de l’Irak 1914-1918 adlı bu eseridir.

Eser, bugünkü Türkiye’nin en güneyinden Basra Körfezi’ne ve oradan Akdeniz sahillerine ve İran’ın batısına kadar yayılan bir coğrafyada mevcut yer adlarını barındırıyor. Bu arada bazı yer adları şehir ve kasaba adı değil ‘mevzi” adı olduğu için yer adları sözlüklerinden bulunamayacaktır. Fakat bu noktada Mukbil Bey’in kitaba eklediği krokiler imdada yetişecektir. Sözlüklerin ve haritaların kaydetmediği bu yer adları bu sayede bütün açıklığıyla okuyucuya açılmış oluyor.

Yazının tamamını Okur’un 5. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?