OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Mülksüzler, Vermek ve Ötesi

Ayşegül Genç

Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler eseri bir bilimkurgu romanı. İkiz dünyalar olan Anarres ve Urras üzerinden ele aldığı sahip olma ve sahipsizlik düşüncesi roman boyunca derinlemesine işleniyor. Bu iki dünya birbirinin uydusu. Hangisinin dünya hangisinin ay olduğu baktığınız yere göre değişiyor.

Anarres sakinleri mülk edinmiyorlar ve dolayısıyla emir almıyor ve emir vermiyorlar. Sahipsizlik onlar için hem mal edinmemek hem de başkasının malı olmamak anlamında. Bu yönü ile bir ütopya diyebiliriz. Lakin roman boyunca bu dünyanın negatif yönlerinden, kuraklığından, kıskanç insanların varlığından bahsedilmesi Anarres’i ütopya olma noktasında zora sokuyor.

Yolu Mekan Bilmek

Urras ise eski dünya. Verimli, sınırlı, sömürülü! Anarres’e ermek için Urras’tan geçmenin zorunluluğunu anlatıyor yazar. İki dünyayı eksisi ve artısı ile yan yana getiriyor ve okuyucuya sorular soruyor. Geliş ve gidişleri, başlangıç ve sonuçları bir düzlemde göstermesi açısından bir “ev” bilgisi de veriyor bizlere. Çıktığımız ev ile geri dönmeyi düşlediğimiz evin hiçbir zaman aynı olamayacağını fısıldıyor. Ki bu fısıltıyı bu topraklarda yaşayan bizler, gelmişlerin ve dönmüşlerin kalplerinde derinden hissetmişizdir daima.

Eve dönmenin, aslında içinde hiçbir zaman tam anlamıyla bulunmadığımız yerlerden geçmekle mümkün olduğunu, yolu mekan bilmek ama onu yurt edinmemek demek olduğunu, dolayısı ile dünyayı kalpten söküp attığımızda asıl eve doğru yürüyebileceğimizi düşünürüz. Cennetten gelmek ve oraya dönmek inancımızın ve umudumuzun bir parçasıdır. Lakin umut ile inşa ettiğimiz varacağımız ev, inanç ile inşa ettiğimiz çıktığımız evden daha yücedir. Çünkü “elest senedi”nin sonuna sadakat mührü vurulmuştur. Evin manevi bir tekamül olduğunu, duvarların ve sınırların ötesinde kendimizden bir parça ile birleşmek için verilen çaba olduğunu da düşünebiliriz. Arının evi bal yapmaktır, devenin evi yol yürümektir diyebiliriz. İnsanın evi de evini ummaktır belki de.

Yazının tamamını Okur’un 11. sayısında bulabilirsiniz: bit.ly/2kuIOqy

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?