OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı

OKUR musunuz?

Ömrümüz biter fakat okuma maceramız bitmez.

Kâşgarlı Mahmud’un Divanü Lügati’t-Türk’te yazdığı bir cümle: “Ol meni okıdı.” Türkiye Türkçesiyle söylersek: “O beni okudu.” Günümüz okurlarının bir bölümü, bu cümlede yapılan işin “dua etmek, okumak, üflemek” olduğunu sanabilir; başka bir bölümü de “maksadını anlamak, niyetini bilmek” anlamına geldiğini söyleyebilir. Köy ve kasaba geleneklerini unutmamış olanlarsa, bu cümlede bir davetin söz konusu olduğunu, okuyan kişinin belki de “okuntu” denen küçük bir hediye bile göndermiş olabileceğini hatırlarlar. Demek ki okumak, eski Türkçede çağırmak, davet etmek anlamına gelmektedir.

Aynı eserde şu cümle de vardır: “Er bitig okıdı.” Türkiye Türkçesiyle söyleyelim: Adam betik (mektup, kitap) okudu. Buradaki okumak, öncekinden farklı olarak zihinde gerçekleşen bir çağrıdır; birtakım işaretlere bakarak onlardan anlam çıkarma çabasıdır. Sesli de olabilir, sessiz de; aksak da olabilir, akıcı da.
Yusuf Has Hâcib’in Kutadgu Bilig’inde “okumak” onlarca beyitte karşımıza çıkar, “çağırmak” anlamı az farkla öne geçer. Edib Ahmed Yüknekî, Atebetü’l-Hakayık’ın son bölümüne şu beyitle başlar:

bitidim kitabnı meva’iz mesel

okısa tatır til yimiş teg asel

Şair, kitabını mev’iza ve mesellerle yazdığını, onu okuyan dilin bal yemiş gibi tatlanacağını söylemektedir. “Bitimek” günümüz Türkçesinde tasvir etmek anlamında “betimleme”ye dönüşmüştür. Muhammed bin Hamza (Molla Fenari olduğu sanılıyor), …………………………………………………………………………………………………………………

İbrahim Demirci

Bu yazıyı paylaş
Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?