OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Okuryazarlık mı Okuryaşarlık mı?

Mehmet Lütfi Arslan

Okuryazar tabiri okuma ile yazmayı ayrı ayrı iki beceri olarak sunsa da çoğu için yazmak, okumanın fevkinde bir iştir. Birisi düzenli okuyorsa bir müddet sonra yazmaya terfi edeceği umulur. Hâlbuki okumanın tabii sonucu yazmak değil kaliteli yaşamaktır. “Zaten öyle ya da böyle yaşamıyor muyuz?” diyenlere sözüm yok. Benim sözüm okumak için geldiği şu dünyada bir yere ya da hale varacaksa bunun ancak okumakla olacağını, yaşamanın da ancak okumakla netice vereceğini düşünenler içindir.

Yitiği olduğumuz bir mana var, onu okuyarak arıyoruz. Kimisi o mana tarafından aranıyor da olabilir. Aradığının farkında olanlar talihlilerdir. Ya arandığını bilenler? Onlar şüphesiz daha talihlidir. Gerçi ne aramayı ne de aranmayı talih olarak görmeyen de olabilir. Doğrusu bu sonuncuları en talihliler diye ayrıcalıklı bir grupta değerlendirirdim. Hem farkındalar, hem de bunun üzerlerine yükleyeceği ağırlık ya da kesafetten azadeler diye yapardım bunu.

Bilmek Mesuliyettir

Okuyan bilir. Bilmek ise bir mesuliyete müncerdir. Ama bir de bilginin yükü var. Her bilgi bir vazife doğurduğu gibi bir ağırlık da yapar. Bu kimisinde kibir olarak çıkar, kimisinde eyleme geçememekten mütevellit pişmanlık, kimisinde de kayıtsızlık ve boş vermişlik… Kibir ve pişmanlıktan uzak kalmayı başarmak için bir teyakkuz hali şarttır. Bilen bilir, bir de bildiğini bilirse, “ne güzel işte, mesuliyetini müdrik” diyebiliriz. Ama bu talihlinin ilaveten bir de müteyakkız olacağını umuyorsak, nankörlük ve zalimliği fabrika ayarı olan bir türden çok şey bekliyoruz demektir.

Mesuliyet şuuru ile teyakkuza geçen talihli çok zaman kendisini atlar. Okumakla hâsıl olan “anladım, öyleyse yaşayayım” dersini genellikle “anladım, öyleyse anlatayım” şeklinde alır. Okuryaşarlığa terfi etmesi gerekirken okuryazarlıkta karar kılar. Yazayım ya da anlatayım diye duraksayan seyrinde frene basmıştır. Hâlbuki seyir kesintisizdir. Yola düşmeye sebep öz gaye bir an da olsa nazardan düşmemelidir. Anladığını ve bildiğini başkasına anlatayım ya da yazayım diyenin anlamak ve yaşamaktan geri kalması ne gariptir, fark ettiniz mi?

Yazının tamamını Okur’un 6. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?