Genel / Yazılar

Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Tam Anlamıyla Yetişkin Olamamış Çocukları

Share this post

Abdullah Yalnız

Türkiye’de 1990 ve sonrasında dünyaya gelen nesil, “ben iyi muamele göremedim çocuğuma iyi davranayım, ben alamadım çocuğuma alayım, ben okuyamadım çocuğumu okutayım, ben hayatımı yaşayamadım çocuğum yaşasın” şeklinde düşünce kalıplarına sahip ebeveynler tarafından büyütüldü. Bu ebeveynler, geniş kapsamlı olarak ele alırsak 1950 ile 1970 arasında doğmuşlardı. Soğuk savaş dönemindeki gerginlikten, askeri darbelerin otoriterliğinden ve ekonomik zorlukların yarattığı yoksunluktan izler taşıyorlardı üzerlerinde… Çocuklarına sınır koyma metodu olarak “Polis amca kızar.” ya da “Yanımdan ayrılma yoksa kaybolursun ve böbreklerini çalarlar.” gibi yöntemlerin çözüm olduğunu düşünüyorlardı.

90 neslinin anne babası, (çoğunlukla 1930-1940 doğumlu olan) kendi anne babaları gibi duygusal olarak soğuk olmamaya çalıştı, “Büyüklerin yanında çocukların başı okşanmaz.” yargısını saçma buldu, “Çocuğa sevdiğini belli etmeyeceksin yoksa şımarır ve başının üstüne çıkar.” değerlendirmesine prim vermedi.

Çocuğunu Nasıl Yetiştireceğine Emin Olamamak

Ancak ne kadar bilinçli bir anne baba olmaya çalışsa da, döndü dolaştı yine kendi anne babasından gördüğü tutumları istemsiz de olsa çocuğuna uyguladı. Sabretti sabretti fakat bir gün geldi ve dayanamayıp çocuğuna vurdu. Belki çocuğuna vurduktan sonra oturup onunla birlikte ağladı ama sonuçta vurdu. Sustu sustu ancak dayanamadı ve adeta çıldırmış gibi çocuğunun başından aşağı bağırdı. Boş kaba koydu dolmadı, dolu kaba koydu olmadı. Çocuğunu nasıl en iyi şekilde yetiştireceğinden emin olamadı. Boşluğa düştü. Yetersiz hissetti. Çaresiz kaldı. Çocuğun ilk sosyal çevresi olan anne babaların bu şekilde ortaya koyduğu davranışsal müdahaleler, 90 nesli dediğimiz ve bilim insanları tarafından Z nesli olarak adlandırılan insanların ruhsal dünyasını biçimlendirdi.

İşte o ebeveynlerin yetiştirdiği çocuklar, yani 90 nesli artık büyüdü ve birer yetişkin oldu. Şu anda 20’li yaşları aşmış ve 30’lu yaşlara merdiven dayamış durumdalar. “Olgunlaşmamış ebeveynlerin yetişkin çocukları” konumuna ulaştılar. Çocuğunu özensiz, gelişine ve rastgele büyütmek istemeyen ancak pedagojik tutum sergilemek noktasında da yetersiz kalan anne babaların çocukları olarak, artık kocaman adamlar ve kadınlar oldular. 90 nesli artık orta yaşa geldi; iş hayatına atıldı, evlendi, çoluk çocuk sahibi oldu.

Yazının tamamını Okur’un 7. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar