Genel / Yazılar

Prestij Kitapları Yaksak mı?

Share this post

Dosya

Hazırlayan: Hamit Kardaş

 

Adına “prestij kitap” denen kaliteli kağıda basılmış, sayfalarını canlı renklerden oluşan fotoğrafların süslediği, büyük boy ve lüks ciltli eserler hayatımızda aslında hep vardı ancak gündemin önemli maddesi haline gelmeleri Yılmaz Özdil’in 2 bin 500 liraya satılan kitabı ile oldu.

Yılmaz Özdil, içeriği çok tartışılan M. Kemal kitabını 23 Ocak 2019’da 1881 adet basarak yayınevinin internet sitesinden 2.500 liraya sattı. Özdil, bir gün önce yazdığı köşe yazısında kitabın özellikleri için şu ifadeleri kullanmıştı:

“Cildinde ve kutusunda Shantung- S cilt bezi kullanıldı, Japonya’da sırf bu proje için özel olarak üretildi. İsveç’ten Munken Pure kağıt getirildi. Almanya’dan Gmund Color glatt kağıt getirildi. Sırf bu proje için özel olarak renklendirilmiş deri kullanıldı. Tamamı elle ciltlendi. Hat sanatıyla 1’den 1881’e kadar numaralandırıldı. Kitap 20.5×28 ölçülerinde. 1.8 kilogram ağırlığında. Özel muhafaza kutusu var.”

Söz konusu kitabın satışa sunulmasından sonraki birkaç saat içerisinde tükenmesi de kültür hayatında prestij kitapların tartışma konusu olmasına sebep oldu. Peki nedir bu prestij kitap? “Prestij kitapları” ile kastedilen, özel şirketlerin, özel veya kamu finans kuruluşlarının maddi destekleriyle basılan lüks baskı kitaplar. Prestij saygınlığı ifade eden bir kavram ancak burada kitabın içeriği ve kalitesinden ziyade yayıncı kuruluşun veya sponsorun saygınlığı olarak anlamak gerekiyor. Zira şirketlerin faaliyet raporu bile lüks kuşe kağıt ve kaliteli cilt kullanılarak basılıyor. Aslında mütevazı bir baskıyla da aynı vazifeyi görecek bir çalışma, lüks baskıyla yayıncı kuruluşun veya şirketlerin prestijini arttıracak bir eser haline geliyor.

Yılmaz Özdil’in kitabının 2.500 TL’ye satılan 1881 nüshasının birkaç saatte tükendiğini söylemiştik. Dosyamızı hazırlarken Türkiye’de birçok önemli kitabı basmış bir matbaadan Özdil’in belirttiği özellikler üzerinden bir fiyat teklifi aldık. Matbaa yetkilileri bize net bir fiyat vermedi ancak maliyetin 300 – 400 lira arasında değişebileceğini söyledi. Buradan hareketle Özdil ve yayıncısının kitaptan büyük bir kâr elde ettiğini söylemek gerek.

Tıpkıbasım Prestij Kitaplar

Özdil ve kitabı ile ilgili bahsi burada sonlandırıp prestij kitaplardan devam edelim. Türkiye gündemine 1990’lı yıllarda girdi prestij kitaplar. İlk dönemde yayıncı kuruluşlar veya kitabı yayımlayan sponsorlar eseri satmıyor, medya kuruluşlarının çalışanlarına ve protokole göndererek reklam ve tanıtım çalışması yapıyordu. Sonraki yıllarda bu sistem değişti. Prestij kitaplar kitapçıların raflarında da yerlerini aldı ancak bir farkla; normal bir kitabın en az on katı fiyata satılarak…

Lüks baskının getirdiği yüksek maliyet sebebiyle bu fiyatların normal olduğu düşünülebilir ancak işin farklı bir yönünden söz etmek gerekiyor. Prestij kitapların önemli bir kısmı telifi olmayan, yüzyıllar önce yayımlanmış kitapların tıpkıbasımı veya çevirilerinden oluşuyor. Yani aslında yayınevleri bu kitapları bedelsiz temin ediyor, mikrofilmini çekerek, bazıları ise buna ek olarak çevirisini yaparak ya da latinize ederek yayımlıyor. Bu kitap karşılığında ise okuyucudan yüzlerce lira isteniyor. Katip Çelebi’nin Cihannüması’ndan Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lugati’t-Türk kitabına kadar birçok eser prestij kitap halinde basılarak yüksek fiyatlara satılıyor.

Okur Ne Diyor?

Okunmak İçin Değil Göstermek İçin

Mehmet Yıldırım
Yüksek Lisans Öğrencisi

Prestij kitabım hiç olmadı sanırım. Yani en azından eve gidip kitaplığa bakmam lazım, var mı yok mu diye. Çünkü şimdiye kadar bu kitaplara sahip olayım düşüncesinde olmadım. Bu kitaplar birçok emeği barındırmasının yanında görsel şölen de sunuyor. Ancak genelde kuşe kağıda basılan bu eserler okumayı güçleştiriyor. Dolayısıyla okuyamadığım bir esere ilgi duyup sahip olmayı pek tercih etmem. Bu tür eserler okunamaz mahiyette olduğunda da metalaşmış oluyor. Tabi okunmak için değil göstermek için de bu tür eserler var. Böyle çalışmaların evlere ziyaretlerin yok denecek kadar az olduğu bir zamanda elimde olmasından ziyade, kamuya açık, herkesin erişebileceği, görüp dokunabileceği yerlerde olmasını; güzelliklerin herkes ile paylaşılmasını tercih ederim.

Yazının tamamını Okur’un 9. sayısında bulabilirsiniz: https://bit.ly/2Fho2B4

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar

Yenilik Yapanlar ve Yeni Bir Söz Söyleyenler Gelenekten Bahsedebilirler