Yazılar

Proje Çocuklar, Kendini Düşünen Gençler

Share this post

proje-cocuklar

Onlar, büyüklerimiz tarafından “zamane çocukları” veya “şimdiki gençler” olarak tanımlanıyor. Sergiledikleri davranışlar çoğu zaman anlaşılmıyor, bazen kızgınlıkla karşılanıyor, kimi zaman da “Bizim zamanımızda böyle değildi.” şeklinde bir nostaljiyle betimlenmeye çalışılıyor. Bu gençlerin konuşmaları, gündemleri, hedefleri ve iletişim kurma biçimleri, önceki yıllarda yaşayan insanlardan daha farklı.

Jean M. Twenge, Türkçe’ye ilk kez 2009 yılında Ben Nesli adıyla çevrilen kitabında, modern zamanlarda doğan gençleri anlamaya çalışıyor. Bilimsel araştırmalarla, gençlerle yüzyüze veya online yapılan röportajlarla, otobiyografik anlatımlarla sağlam temele oturtulan bu eserde; amacına ulaştığı rahatlıkla söylenebilir. Öyle ki Ben Nesli kitabı, günümüz gençlerinin dünyasını yakından tanımak isteyen bireyler için, tam anlamıyla bir başvuru kaynağı ve klasik eser olmuş durumda.

Ben Yaşayamadım Sen Yaşa

Eserin içeriğinde, özellikle 88-91 yılları arasındaki 4 yıllık zaman zarfında doğan gençler vurgulanıyor. Bu gençler; “Çocuğunuz var mı?” sorusunun “kısmet, nasip” şeklinde yanıtlandığı dönemlerden farklı olarak, “Çocuğumuz iki yıl sonra olsun istiyoruz.” ya da “Üç yıl sonra düşünüyoruz.” biçiminde cevaplandığı ve “planlı” bir şekilde dünyaya gelen bebekler. İstenen çocuklar, tasarlanan projeler. Bu nedenle üzerine titrenmiş, “Ben yaşayamadım sen yaşa.” denilmiş, bir sürü sosyal aktivite kursuna gönderilmiş, özgüvenli olsun diye yaptığı haylazlıklar sineye çekilmiş ve her istediği önüne serilmiş çocuklar.

Bu çocuklar büyüyüp artık genç yetişkin yaşamına geldiklerinde ise görülüyor ki; özene bezene yetiştirilen bu insanlar hayata tutunmakta bile zorlanıyorlar. Güçlü görünüyorlar ama kırılganlar, özgüvenliler ama adım atmalarını tetikleyecek bir amaca sahip değiller, eğlenmesini biliyorlar ama içlerindeki boşluğu dolduramıyorlar, hazza dayalı etkinlikleri atlamıyorlar ama hayattan zevk almakta güçlük yaşıyorlar.

Evlenmek istemiyorlar ya da gençlikleri solduktan sonra geç yaşlarda evleniyorlar. Evlendikten sonra çocuk istemiyorlar; ya bir tane en fazla iki tane bebek “düşünüyorlar.” Çabuk boşanıyorlar. Aşk’a en yakın kelimenin “kabul etmek, tolere etmek” olduğunu bilmiyorlar. İkisinden birininin tepesinin tası attığında, tası tarağı toplayıp çekip gitmenin çok kolay olduğunu düşünüyorlar. Benciller, “önce ben” diyorlar.

İtaat Etmek de Bir Özgürlüktür

Birebir konuştuğunuzda dünyaya ve olaylara ilişkin dehşet tespitler ile orjinal analizler yapıyorlar; ancak yaşam gerçekliğinin içinde bu saptamaları eritmekte zorlanıyorlar.

Özgürlüklerine çok düşkünler, bazen itaat etmenin de bir özgürlük olduğunu kabul etmiyorlar. Kuralları sevmiyorlar. Kravat boğazları sıkıyor, etek giymek daral getiriyor. Devlet başkanını ziyarete giderken bile, parmak arası plaj terliği giyebilecek kadar “cool” takılıyorlar. Sorgulamaya dönük bir itirazdan çok, muhalif olmanın dayanılmaz cazibesine kapılarak alayına isyan ediyorlar. Hemen herşey olsun istiyorlar. Hemen zengin olmak, hemen film yıldızı olmak, hemen yönetmek olmak, hemen yazar olmak ve hemen kitlelerin önünde yürümek istiyorlar.

İşte bu bağlamda Ben Nesli kitabı, genel olarak 80-90 arası doğan, özelde ise 88-91 yılları arasında dünyaya gelen bu nesli her yönüyle analiz ediyor. Bu çalışmada; 60 yıllık bir süreçte, toplam 1.3 milyon kişi araştırılıyor.

Bu başarılı kitap; bildiğimiz fakat önemini göz ardı ettiğimiz, üzerinde düşünmediğimiz çarpıcı gerçekleri masanın üzerine seriyor. Gençlerin dünyasına girmeden, onlar için en yüce umutlar beslense ve en güzel olanaklar sağlansa bile; onlar açısından bakıldığında, kendileri için ve kendileri adına yapılanlar çok da bir anlam ifade etmiyor. Gençleri anladıkça, davranışlarının altında yatan psikodinamiği kavradıkça, düşünce kalıplarını biçimlendiren arka planı yakaladıkça; gençlere yönelik yapılan eğitim planlarının çok daha etkili olacağı vurgulanıyor.

Kaknüs yayınlarını da takdir etmek gerekiyor; özellikle psikoloji ve sosyoloji alanında dünya çapında kendini kanıtlamış kitapları akıcı bir çeviriyle dilimize kazandırıyorlar. Ben Nesli, bunun en güzel örneklerinden biri.

Ben Nesli

Jean M. Twenge

Çev.: Esra Öztürk

Kaknüs Yayınları

380 sayfa

***

Kitabın güçlü yanları: 

Güçlü bir anlatım kullanılması, 

Teknik ifadelere boğulmamış ve halk diline uygun olarak yazılmış olması

Kişisel görüşleri aktarmak yerine, bilimsel araştırmalar üzerinden analiz yapılmış olması

Kitabın zayıf yanları:

1.3 milyon kişiyle yapılmış bir araştırma olmasına rağmen bu konunun çok detaylandırılmamış olması

88-91 arası doğan neslin bile artık yaşlanması, 

92-98 arası doğan neslin ele alınmasının yararlı olacak olması

Zaman zaman konu bütünlüğünün sağlanamamış olması, geçişlerin birbirinden kopuk olabilmesi

***

Son Çıkan Psikoloji Kitapları

İnsan Candan, Ruhtan ve Kalpten İbarettir

Kişisel gelişim kitapları ikiye ayrılır:

1) “İçindeki devi uyandır” diyenler. Bu yaklaşımın mottoları “Tozu dumana kat, birinci ol, sen süpersin, koş adamım müthişsin, o zengin olmuş sen niye olamayasın.” şeklindedir.

2) “İçindeki azgın ruhu dizginle” veya “ikinizde öküze oha deyin” diyenler. Bu yaklaşım başlangıçta diğerine göre daha insani öneriler sunsa bile; özünde ilkiyle aynı noktaya varmaktadır. Çünkü insanın meşru gereksinimlerini bastırmayı, ruhu ve nefsi bir “öküz” olarak değerlendirmeyi tercih etmektedir. Oysa insanın içinde dev de yoktur, öküz de. İnsan candan, ruhtan ve kalpten ibarettir.

Her iki yaklaşım da uç noktayı temsil eder ve tartışmaya açıktır. Bu noktada “Zihninden Çık Hayatına Gir” kitabı, farklı bir yol açmayı hedefliyor. İnsana kendi eksik yanlarını ve hatalarını kabullenmeyi öğretiyor. Özetle “kendine şefkat ve merhametle yaklaş arkadaşım” diyor.

Zihninden Çık Hayatına Gir

L. Hayes, J. V. Ciarrochi, A. Bailey

Çeviri: K. Fatih Yavuz, Şengül İlkay

Litera Yayıncılık

192 sayfa

Eylül 2016

****

Çocuk Eğitimi El Kitabı

Anne babalar; ilk iş olarak çocuk Psikolojisini anlamak ve çocuk eğitiminde doğru yöntemler izlemek amacıyla kaynak arayışına giriyor. Ancak ülkemizde bu alanda yazılmış yeterli sayıda eser yok. Neyse ki Haluk Yavuzer hocamızın kitapları var. Çocuk Psikolojisi alanında duayen eserler veren Yavuzer, 22. Baskısını yapan bu kitabında okurlarına, otuz yıllık mesleki birikiminin özünü sunuyor. Anne babaların günlük yaşamda sıkça yaptıkları pedagojik hataları, olması gereken doğru yöntemlerle birlikte ele alıyor. Ayrıca kitap, okumayı kolaylaştıran bir anlatım dili ve görsel öğeler barındırıyor.

Çocuk Eğitimi El Kitabı

Prof. Dr. Haluk Yavuzer

Remzi Kitabevi

176 sayfa

Ekim 2016 (22. Baskı)

Abdullah Yalnız – abdullahyalniz@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar