OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Divan Şiirini Ezbere Söylemek İsterdim

Rasim Özdenören ile..

Hepimizin ustası ve ağabeyi Rasim Özdenören Beyefendi’ye kitap ve okuma üzerine pek çok soru yönelttik, O da içtenlikle cevapladı.

Konuşan: Yusuf Temizcan

Erken yaşta neleri okumuş olmak isterdiniz?

Bazı geç kalmış okumalarımı erken yaşta tamamlamak isterdim. Örneğin Dosto’yu, Faulkner’ı ve benzeri favori yazarlarımı o yaşta hatmetmeyi isterdim. Bizim divan şairlerimizin belli başlı ürünlerini ezbere söylemek isterdim. İbni Arabî’yi, İmamı Rabbani’yi kendi dillerinden yutarcasına okumak isterdim. Ayrıca hiç olmazsa İngilizceyi öğrenmiş olmalıydım. Keza Kur’an’ı özgün dilinden okuyup anlayabilmeliydim. Türkçesinde bile muhteşem bir belagat örneği olduğu anlaşılan Hadisi Şerifleri özgün dilinden okumak ne güzel ve ne ufuk açıcı olurdu.

Emanet kitap deyince hatırınıza ne gelir?

Ortaokulda iken Malatya’da kendisinden gecesi 5 kuruşa, 10 kuruşa kiralık kitap aldığı­mız kitapçının kitabı bende kalmıştı. Bizimse Tunceli’ye naklimiz pek acele ol­muştu ve kitapçıya kitabını iade fırsatı bu­lamamıştım. O kitapçıya olan borcumu eda etmek üzere Malatya’da birkaç gün kaldım. Fakat kitabevi kapanmıştı. Ada­mı tanıyana da rastlayamadım. Bu bor­cumu yıllar sonra 1969 yılında ödemek nasip olacakmış. İşte, bu da böyle ilginç bir hatıradır.

Passos Gözde Yazarlarımdan

Beğendiğiniz öykücüler kimlerdir?

Edgar Allen Poe, bazı öyküleriyle Maupassant ve Çehov beğendiğim, takdir ettiğim öykücülerden, fakat beni damardan yakalamıyor. Benim tipim değil. Passos gözde yazarlarımdan birisidir. Sait Faik’i ben dünya öykücülüğünde de çok ön sıralarda gören birisiyim. Gerçekten halis bir yazar. Birkaç öyküsüyle, “Kağnı”, “Ses” gibi, Sabahattin Ali. Bütün öykülerini sevdiğimi söyleyemem. Memduh Şevket iyi  bir öykücü ama benim tipim değil, ikinci bir Ömer Seyfettin gibi Ömer Seyfettin de keza iyidir. Onun da dünya öykücülüğünde yeri olduğunu düşünüyorum. Sait Faik de tam tipim değil, ben Sait Faik gibi de yazmak istemedim. Sait Faik’in Alemdağda Var Bir Yılan içindeki öyküleri olağanüstü güzel. Benim beğendiğim öykücüler 1950’li yıllardaki a dergisi çevresindekiler. Adnan Özyalçıner’in Panayırdaki öyküleri. Onları devam ettirseydi diyorum. Efendim Madam Frankenstein’ı yazan olan Orhan Duru’yu seviyorum. “Babasıydı” öyküsüyle Erdal Öz’ü beğeniyorum. Demir Özlü’nün metinleri de güzel. Ferit Edgü’ye onların ölçüsünde ısınamadım. Bazı metinleriyle Bilge Karasu, aslında, o da benim tipim değil. Gene benim tipim olmamakla beraber takdir ettiğim bir başka öykücü Tahsin Yücel’dir. Bir insan sıcaklığı olmasa da, ne Yücel’de ne de Karasu’da, bunlar soğuk metinler olarak bir soğuk demir tadında, eğilip bükülmez. Dil tadı var,  ama damak lezzeti yok. İnsan ruhuna nüfuz edici ırası yok. Halbuki demin bahsettiğim öykücülerde bunlar da var. Bunlar benim öznel yaklaşımlarım; yorum diye bakılmasın. Okuduğum metin beni yazmaya teşvik ediyor mu?

Size bunu keşke ben yazsaydım dedirten  yazarlarınız var mı?

Mesela Adalet Ağaoğlu, birçok metinlerini okuyamamışımdır, ama Üçbeş Kişi romanında bir dördüncü bölüm var. Keşke ben de böyle bir metin yazabilseydim demişimdir. Beni damardan vuran, motive eden bir metin. Keşke Adalet Ağaoğlu da bütün metinlerini öyle yazabilseydi de, hep sevebilseydik.                                                                                                                                                                                                                                     

Aramaya Devam Ediyorum

Niçin yazıyorsunuz?

Dertlerim var ve kafamda beni tatmin edecek çözümlere ulaşmış değilim. Bu sebeple aramaya devam ediyor ve yazıyorum. Öyküler söz konusu olduğunda ise yazdığımın daha iyisi olduğunu düşünüyor ve onu yakalamaya çalışıyorum. Daha iyisi varsa onu yapmalıyım. Hukukta, ‘münhasıran şahsa bağlı haklar’ diye bir kavram vardır. Burada da münhasıran şahsa bağlı bir eylem var. Söz konusu eseri ortaya koyan bensem daha iyisini de ben ve ancak ben yapabilirim. Bu bir böbürlenme hali değil. Bir şey yapıyorsam hakkını vermeliyim düşüncesi…

 Kitapları satın mı alırsınız? Ya da daha çok mesela kütüphaneye mi gidersiniz?

Kitabı satın alırım. İncitmeden fakat çizerek, hakkını vererek okurum. Altını çizerek okumayı tercih ettiğim için kütüphanelerden kitap alamam.

 Yeni kitapları ne kadar takip edebiliyorsunuz?

Okuma niyetiyle kitapları alırım, önümde kitaptan bir yığın oluşur. O yığını gözümün önünden kaldırırım, bir süre sonra yeni bir yığın oluştuğunu fark ederim. Böyle böyle gider… Şu an bilgisayarın çevresindeki yüz-yüzelli civarındaki kitap, okunmayı bekliyor…

Sevdiğiniz bestekârları söyleyebilir misiniz?

Dede Efendi, Hacı Arif Bey, Şevki Bey’i ön safta tutarak Sadettin Kaynak, Yesari Asım Arsoy, Münir Nurettin Selçuk. Sadi Hoşses. Liste  daha da uzayabilir. Bunlar büyük bestekârlar. Eserleri de çok güzel. Bir Şevki Bey’i ele alalım. Adamcağız (30) yaşında ölmüş. Binlerce şarkı besteliyor. Gecede 7-8 şarkı bestelemek İçin olağanüstü bir yetenek ister.

 Hangi makamlardan hoşlanıyorsunuz?

Favori makamım Kürdîli Hicazkâr. Sonra sırasıyla Nihavent, Rast, Mahur, Saba.

Sevdiğiniz şarkılardan örnek verebilir misiniz?

Kürdîli Hicazkâr’dan Sadi Hoşses’in “Yıldızlı semalardaki haşmet ne güzel şey”, Yesari Asım Ersoy’un, “Ömrümce o saf aşkını kalbimde yaşatsam”,’Arif Sami Toker’in Mahur şarkısı, “Ben derdime çâre bulmam sakı”, yine Sadi Hoşses’in Mahur şarkısı, “Hicranı açmıştır sinede yare”, Sadettin Kaynak’ın bütün şarkıları. Aranağmeleri çok güzel ve zengin. Hele türküleri. “Dertliyim ruhuma hicranımı sardım da yine”, “Derman kâr eylemez”, Safiye Ayla’nın okuduğu “Yanık Ömer”, Hüseyni türküleri, “Yüce dağ başında yatmış uyumuş”, “Haticem saçlarını dalga dalga tarat­mış”, … Kemal Gürses’in “Ruhumda derin yaralar”, Abdullah Yüce’nin okuduğu Naci Tektel’in şarkısı “Uzayıp giden o tiren yollan”, Zeki Müren’in “Rüzgâr1ara kapılmış kuru yaprak misali”, Cevdet Çağla’nın Hüzzam şarkısı, “Şu göğsüm yırtılıp baksam dikenler aynı güldendir”, Münir Nurettin Selçuk’un bütün eserleri.

Ses sanatkârı olarak kimleri seviyorsunuz?

Hafız Burhan, Münir Nurettin Selçuk, Alaeddin Yavaşça, Bekir Sıtkı Sezgin… Hamiyet Yüceses, Safîye Ayla, Müzeyyen Senar, Sabite Tur… bunlar büyük sesler. Yerleri bir daha dolmaz. Mustafa Sağyaşar, Ahmet Üstün, Arif Sami Toker’i de unutmayalım.

Türkücülerden kimleri beğeniyorsunuz?

Diyarbakırlı Celâl Güzelses, Malatyalı Fahri (Kayahan), Nezahat Bayram, Neriman Tüfekçi, Muzaffer Akgün, Nurettin Çamhdağ… Bu sesler bir daha gelmez.

 Türkülerden hoşlandıklarınız:

Muzaffer Akgün’ün okuduğu “Kışlalar doldu bugün”, Muazzez Türüng’ün “Mektebin bacaları”, Nida Tüfekçi’nin okuduğu “Dersini almış da ediyor ezber”… Yüzlercesi sayılabilir.

 Yöre olarak?

Başta Urfa olmak üzere, Diyarbakır, Elâzığ-Harput, Malatya, Sivas…

 Hiç beste çalışmalarınız oldu mu?

Oldu tabii. Gençliğimde. Birkaç beste denemem oldu. Nota bilmediğimden unuttum gitti.

 Başka eklemek istediğiniz şeyler var mı?

Fasılları sormayı unuttun. Fasılları çok severim. Kemal Gürses’in yönettiği fasılların tamamını defalarca dinlemişimdir. Hele Hüseyni Faslı. Bana çok dokunuyor. Sonra mahallî sanatçılar var: Nida Tüfekçi, Ali Can,Talip Özkan, Ali Ekber Çiçek; Kendi kendini yetiştirmiş bir Neşet Ertaş var.

 

Bu yazıyı paylaş
Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?