OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Sanat Muhataba Esirdir

Sanat karşısındakine kendini beğendirmek ister. Nitekim estetik kavramının eski Yunancada ki temeli “estetios”, hissetmek demektir. Yani bir his oluşturduğunuzda sanat gerçekleşmiş demektir. 

Konuşan: Ahmet Musa Bala

Evvela gönül kelimesi ile başlamak arzu ederiz. Öyle ki gönül kelimesini Kâbe’ye eşdeğer tutuyoruz. “Gönül gönüldür olsa da göğsünde kahpenin / Onu yıkan gitmesin tavafına Kâbe’nin.” Zira gönlün, bizim medeniyetimizde çok kıymetli bir yeri olduğunu siz de eserlerinizde belirtiyorsunuz. Kitabınızın başlığında da “gönül” ifadesi mevcut.

Kalbin aklı, müteradifi gönüldür. İman da gönülde… Allah Teâlâ da zatı tecelliyâtı ile gönüldedir. İşte gönlün merkezîliği buradan açığa çıkıyor. Müslümanların batıdan yanlış apardıkları şeyden birisi beynin merkeze alınmasıdır. Beyin, koyunda da var, balıkta da var. Oysa, imanı harekete geçiren şey kalbin aklıdır. Bu ayeti kelimede zikredilir, “Onların kalpleri vardır, fıkhetmezler”. Fıkıh bir şeyin inceliğiyle tam kavranmasına denir. Dolayısıyla gönül insanlığın, aklın, duygunun, imanın merkezi… Tabi entel İslamcılık için hoş bir kelime değil, gönül. Hegel ve Nietzsche’nin kullandığı bir kavram da değil çünkü. Zira onların gönlü olsaydı mü’min olurlardı. Bizim ölçümüz gönül ehli olanlardır. Ama gönül ehli, kalp ve zihinle beraber olur. Çünkü ikisinin de merkezi gönüldür.

Kitap Zekayi Dede’ye ithaf ediliyor. Malumunuz Hamamizade, Itrî gibi üstadlar da var iken neden Zekayi Dede? Muhakkak sizde ayrı bir yeri olsa gerek.

Kesinlikle. Zekayi Dede Hazretleri, bizim için çok kıymetli bir zat. İsmail Dede Hazretleri de öyle fakat kendisinin sanat denilen kafesten dışarıya çıkmasına pek müsaade edilmemiştir. Bu yüzden eserlerinde tasannu görmek mümkündür. Ama Zekayi Dede Hazretleri saraya, güce, iktidara, partiye bulaşmadığı ve bütün hayatını sakınarak geçindiği için ondaki safiyet, samimiyet, aşk bambaşkadır.

Sarayı o dönemin piyasası olarak mı görüyorsunuz?

Tabi ki, çünkü emirle yapılan bir şey. Hatta İsmail Dede Efendi Hazretleri âyin-i şerifleri içerisinde en az Ferahfezâ Âyin-i Şerifi sevdiğini söylüyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü: “Ben diğer âyin-i şerifleri Mevlânâ Hazretleri’nin himmetleriyle besteledim ama bu âyin-i şerifi Sultan’ın emri ile besteledim.” der. Yani buradaki safiyetin ne kadar sıkıntıda ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?