Genel / Yazılar

Sen de Bir Tsundoku Olmayasın?

Share this post

Alaaddin Serhan Yaman

Tek kelime ile bir sürü şey anlatma hususunda mahir Japon milleti tarafından tedavüle sokulan bir kelime “tsundoku”. SOAS Londra Üniversitesi’nde Japonca dersleri veren Prof. Andrew Gerstle’nin, Japon tarihçi Mori Senzo’ya dayandırdığı iddiaya göre, 19. yüzyılda ilk kez karşılaşılan tsundoku kelimesi, “doku” yani okumak fiili ile “tsumu” yani biriktirmek-istiflemek kelimelerinin bir araya gelmesi ile oluşuyormuş. Nihayetinde bu kelime “durmaksızın kitap alıp biriktirmek” manasında karşımıza çıkıyor.

Laf Olsun Raf Dolsun

Bu modern zaman hastalığına yakalanan kişilerin en belirgin özelliği ise kitabı okunmak niyetiyle satın almaları. Yani “laf olsun raf dolsun” mantığı ile kitap almaktan ziyade “elbet bir gün okuyacağım, bu böyle yarım kalmayacak” diyorlar. Okuma güdülerini yeni kitap alarak bastıran tsundokular, buna mukabil içlerinde sürekli bir ümit yeşertiyorlar.

Fakat zamanla hastalık, tsundokunun okumadığı hatta kapağını kaldırmadığı hatta ve hatta poşetinden çıkartmadığı kitap dağları şeklinde nüksediyor. Bu sefer de o kitapları okuyacağı günün hasreti ile yanıp tutuşan tsundoku, boşa çıkacak vakitlerini ve emeklilik günlerini düşünerek dinç duruyor.

Alman modacı Karl Lagerfeld’e izafe edilen şu söz aslında tsundoku için önleyici bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkıyor: “Kitap satın alırken, kitabı okuyacağın zamanı da satın almalısın.” Bunun yanında belirsiz bir tarihte okumak maksadıyla kitap biriktirenler kendilerine gelen eleştirileri ve kütüphanesine bakıp “Şimdi sen bunların hepsini okudun mu?” diyenlerin salvolarını şu şekilde savuşturuyorlar: “Kütüphanem benim ecza dolabım. Sen ecza dolabındaki ilaçların hepsini tek seferde alıyor musun? Yahut hepsini muhakkak kullanmak zorunda mısın? Hayır. Sadece ihtiyacın olandan, ihtiyacın kadar istifade ediyorsun. Kütüphanemdeki kitaplar da böyle. İhtiyacım olanı çekip okuyorum. Bazısını da hiç okumuyorum ama dolabımda ihtiyaç duyacağım o güne kadar saklıyorum.” Walter Benjamin’in de dediği, kitaplar sadece okumak için değil, birlikte yaşamak içindir de.

Diğer taraftan bibliyomani, bibliyofil ve tsundoku birbirine son derece benzeyen fakat aralarında küçük farklar bulunan üç kavram. Yanlış yerde kullanıp ortamlarda mahcup olmamak için buna ilişkin notumu da aşağıya iliştiriyorum.

Bibliyomani

Kitap toplama ve biriktirmenin sosyal ilişkilerin ve sağlığın zarar gördüğü bir noktaya kadar ilerlemesini içeren obsesif kompülsif bozukluğa “bibliyomani” ismi veriliyor. Bu hastalığın en belirgin özelliği, toplayıcının hiç kullanmayacağı ya da bir koleksiyoner için içerik bakımından değeri olmayan kitapları toplanması.

Bibliyofil

Bibliyorfiller ise mutluluğu kitaplarda bulan çok iyi okurlar olarak tarif ediliyor. Tsundokunun aksine aldıkları kitapları okurlar. Bibliyomanilerden farkı ise kitap biriktirmek değil, kitabı okumaktır. Kaldı ki bibliyofiller seçici okurlardır.

Son olarak bu ilişkiyi yerleştirmek için şu formülü kullanabiliriz:

Okuma iradesi + nitelikli kitaba sahip olma isteği: Bibliyofil

Kitap biriktirme hastalığı + seçici davranmama: Bibliyomani

Okuma iradesi ile kitap satın almak + okumamak: Tsundoku

Hasılı her konuda olduğu gibi kitap sevgisinde de itidali elden bırakmamakta fayda var. Ne biz kitaplardan mahrum kalalım ne de kitaplarımız bizden ve ilgimizden.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar