Genel / Yazılar

Şeyh’ül Müverrihin veya Tarihçilerin Kutbu

Share this post

Gökhan Gökçek

Büyük insanların hayatları hep merak edilmiştir. Belli konularda üstad veya efsane kabul edilen insanların hayatları ise meraklıları tarafından tarifsiz bir hisle okunur. Hatıratlar, biyografiler bu neviden eserlerdir. Halil İnalcık adına çıkarılan Tarihçilerin Kutbu adlı kitap ise mezkur iki türün yanında soru-cevaba dayalı bir mülakat eseri mesabesinde. Emine Çaykara’nın İnalcık Hoca ile yaptığı ve uzun soluklu mülakat silsilesi olan 600 sayfayı aşan eser, sosyal bilimciler ve bilhassa tarihçiler için adeta bir başvuru kitabı.

Cumhuriyet Türkiye’sinin Öğrencisi

Tam bir asır yaşayan merhum İnalcık, sorulan tüm sorulara büyük bir içtenlik, samimiyet ve açıklıkla cevap veriyor. Üç bölümden oluşan kitap, hocanın Kırım’dan sürgün edilen ailesinin ve Kırım davasının acıklı hikayesi ile başlıyor. Osmanlı’nın son 7 senesini gören ve 1916 doğumlu olan İnalcık, tam olarak Cumhuriyet Türkiye’sinin yetiştirdiği bir öğrenci/ muallim.

O bu tespitimizi şu sözleri ile açıklıyor: “Gazi diyoruz… Gazi’nin mektebinde okuyorum ve Atatürk’e tapıyoruz tabi…” Anakronizme düşmeden İnalcık’ın sözlerini tefekkür ettiğinizde o günkü halet-i ruhiyeyi daha iyi anlayabiliyorsunuz. Babasının dönemin Türk milliyetçiliği fikrinin üstadları olan Sadri Maksudi Arsal ve Zeki Velidi Togan ile olan ilişkilerini açıklarken o dönemde yaşanan siyasi hadiseleri aktarmayı da ihmal etmiyor. Kendisinin ilim adamı olmasında en büyük etkinin Maksudi Arsal’da olduğunu ifade ediyor.

Yazının tamamını Okur’un 7. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar