Genel / Röportaj

Sosyolojik Düşünce Atlası Hazırlıyorum

Share this post

Prof. Dr. Ümit Meriç

Konuşan: Yusuf Temizcan

 

Ümit Meriç’in, geçtiğimiz aylarda Babam Cemil Meriç kitabının ardından Dualar ve Aminler eseri de genişletilmiş baskısı ile raflarda görücüye çıktı. Biz de bu vesile ile Meriç’in İstanbullu kimliğinin getirdiklerini, hatıralarını ve çalışmalarını konuşmak üzere bir araya geldik.

Hocam, dile kolay 70 yıllık bir ömrü arkada bıraktınız. Siz bir İstanbullusunuz. Sadece siz değil, anneannenizin ailesi de İstanbullu. İstanbul’da doğmak ve İstanbullu olmak nasıl bir duygu?

İstanbul, dünyanın en güzel şehri. Bunu söylerken bilinen bir hakikati tekrarlamıyorum. Bounesaires’ten Bogota’ya, New York’tan San Fransisco’ya, Londra’dan Paris’e, Oslo’dan San Petersburg’a, Moskova’dan Almatı’ya, Tunus’tan Cape Town’a, Yeni Delhi’den Tokyo’ya, Seul’den Singapur’a kadar dünyanın hemen bütün büyük şehirlerinin sokaklarını gezmiş, müzelerini görmüş, parklarında ya da sahillerinde namaz kılmış bir insanım. Kesinlikle söylüyorum, İstanbul başka bir şehirle kıyaslanmayacak kadar farklı güzellikte bir şehir. Biz onu bilerek bilmeyerek ne kadar çirkinleştirmeye çalışırsak çalışalım, o hep güzelliğini korumaya devam ediyor. Bu fiziki güzellik tarihi bir derinlikle de katmerleniyor. Şu andaki dünya şehirlerinin içinde pek azı İstanbul kadar beşer tarihinin başlangıcına uzanan bir geçmişe sahip.

Küçükçekmece’deki Yarımburgaz mağaralarında 15 bin yıl öncesine tarihlenen 24 adet insan kemiği bulundu. Yenikapı’daki metro çalışmaları sırasında balçıkta kurumuş ve 8500 yıl evvel yaşamış bir erkek bir kadın ve bir çocuğun ayak izleri bulundu. İçimizde belki de o ilk İstanbulluların torunlarının torunları olarak yaşayanlar var. Bu coğrafi güzellik ve tarihi derinlik baş döndürücü bir imtiyaz. İstanbul’da yaşayan herkesin bu imtiyazın farkında olması ve eline İstanbul’la ilgili bir kitap alarak şehri tarihinin derinliği ve coğrafyasının güzelliği içerisinde tanıması lazım. İstanbul, kendisiyle meşgul olduğunuz, ona saygı ve sevgi gösterdiğiniz zaman kendisini size açar. Onu, sadece sokağında ağacı olmayan çirkin betonarme binaların, korna seslerinin, metrobüsteki saygısızlıkların şehri olarak görmek hakkına sahip değiliz. İstanbul, biz Müslümanlara Hadis-i Şerif’le müjdelendi ve besmelelerle fethedildi. Burası besmeleli bir şehirdir.

Besmeleli bir şehirde yaşadığımızı bilerek, İstanbullu olmaya gayret edelim. Besmeleli şehir deyince aklıma hemen Üsküdar geldi. Sizin Üsküdar’da doğduğunuzu biliyoruz. Üsküdar’da doğmuş olmak hayatınıza nasıl tesir etti?

Evet, ben doğum öncesinden itibaren Üsküdarlıyım. Üsküdar’da, ezanların okunduğu bu güzel semtte, Zeynep Kâmil Hastanesi’nde doğmuşum. Doktorum Eyüp Aksoy. Bu ismi adının verildiği Karacaahmet’teki ana caddeden arabayla geçen hemen herkes hatırlayacaktır. Eyüp bey, kendisi çocuk sahibi olamamış, fakat başhekim olarak çalıştığı yedi yıl boyunca binlerce İstanbullu çocuğu Euzubesmele çekerek dünyaya davet etmiş. Yedi defa Hacca giden ve her sabah namazından sonra Kur’an okuyan böyle bir doktorun ellerinden dünyaya geldiğim için kendimi çok bahtiyar addediyorum.

Söyleşinin tamamını Okur’un 7. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar