OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Hayatını Oryantalistlerin Hatalarını Düzeltmeye Adadı: Marshall Hodgson

marshall-hodgson

Marshall Hodgson

Acımasız bir gözle bakıldığında, akademi; sadece tarikatın diğer mensuplarının anlamayı umabileceği kalınlıkta eserler üretmekle uğraşan hırslı ve geçimsiz dedikoduculardan oluşan küçük bir cemiyettir. Ancak bazı ilim erbabı; idrak, önem ve karizmanın öylesi bir tertibiyle arz-ı endam eder ki onların başarıları armağan kitaplar basıldıktan ve anma dersleri boşaldıktan çok sonra da yankılanmaya devam eder.

Bunlardan biri 1968 yılında Chicago Üniversitesi kampüsünde yürüyüş yaparken vefat eden Amerikalı büyük İslam alimi Marshall Hodgson’dı. Kırk altı yaşındaydı, geride dul eşi ve arkadaşlarının çabalarıyla ölümünden sonra yayımlanacak olan üç ciltlik devasa bir eser olan “İslam’ın Serüveni”nin el yazmalarını bırakmıştı. “İslam’ın Serüveni”nden önce,  MS 610 yılında Hz. Muhammed’e gelen vahiyden ortaya çıkan birbiriyle bağlantılı birçok imparatorluk hakkında İngilizce dilinde hiçbir ders kitabı, bütünlüklü hiçbir tarih kitabı yoktu.

Hodgson Chicago’da İslam medeniyeti üzerine bir yıllık ders açtığı 1957 öncesinde, bunun gibi başka hiçbir ders yoktu. Amerika’da İslam çalışmaları; Arap dili ve edebiyatı ve İslam’ın belli başlı Arap ülkelerine odaklanmış olan Avrupalı oryantalist düşüncenin bir şubesiydi. Pers ve Türk hanedanlıkları önemsiz kabul edildi: Persler İslam öncesi başarıları nedeniyle, Osmanlılar ise Avrupa diplomasi tarihindeki rolleri sebebiyle önemliydi. Tasavvuf – İslam’ın engin mistik akımı – Avrupalı ve Amerikalı tarih yazımında kısa süreli bir kesintiydi. Yaklaşık 500 yıllık bir dönem, Müslüman imparatorlukların beceriksiz despotların yönetimi altında kıvrandığı söylenen “Doğu’nun gerileyiş” dönemi olarak geçiştirilmişti.

Hodgson meslek hayatını oryantalistlerin hatalarını düzeltmeye adadı. Bilim, sanat ve siyasette sayısız başarıları sürüklemiş küresel bir yaratıcı güç olarak İslam’la ilgilendi. Marx’tan etkilendi; tarihsel sonuçları belirlemede nesnel toplumsal ilişkilerin, maddi koşulları gerçekliklerine inanıyordu. Ama aynı zamanda insan deha ve yaratıcılığına inanıyordu ve bunları çalışmak için çıtayı çok yükseğe, çok yukarılara koymuştu. O, “bu toplumlarda, yaratıcılığı, gücü … hassasiyeti ya da mukaddesatı neyin sağladığını” aradı.

Bugün Amerika’nın bazı bölgelerinde, “Müslüman” bir aşağılama sözüdür. Bu bir gayri-Müslimin İslam’la ilgisini ölçmek için kullanılabilecek tuhaf bir biçimde en sığ seviyedir, ama seviye aslında budur. “Müslüman kıyafetli” yurttaşlar Amerikan sokaklarında saldırıya uğramakta, başkan adaylarımızdan biri “Müslüman sorunu” olduğuna inanmakta ve bunu çözmek için planları olduğunu savunmaktadır. Kendinden menkul uzmanlar sağcı talk-showlarda Şeriatı analiz etmektedir.

Rush Limbaugh’un radyo showu ile Hodgson’un “Serüveni” arasında dolaşırken, onların aynı dini tartıştıklarına inanmak zorlaşır. Hodgson İslam’da insanlığın en yaratıcı ve mükemmel kolektif teşebbüslerinden birini bulmuştu. O, adanmış bir Kuveykır idi ve kendisinin dini inançları İslami tecrübenin vahdet ve kesretinde derin aks-i sada bulmasına izin verdi. “Ortaçağ” şimdilerde bir tür aşağılama sözüdür, ancak Hodgson’un ilim ve inanç tertibinde ortaçağa özgü bir şeyler vardı. Geçmişte, bilginin peşinde olmak ve inancı yaşamak tek bir vazifeydi. Bu aynı şekilde Hodgson’un motivasyonu ve İslam’ın dünya tarihindeki rolü ile uğraşmasının yolu idi.

Hodgson’un dini inançları hayatının seyrini belirledi; vicdanı kurtulamayacağı sızısı oldu. 1922’de doğdu, akademiye yönelmeden önce Dünya Savaşı sırasında bir vicdani retçi olarak Sivil Kamu Hizmetinde bulundu. Efsaneleri çok anlatılır, çok dolaşır: dışarıda aç insanlar olduğu için Almanya’da bir kafede çöreğini yiyememiştir; bir süre, sadece pişmemiş patateslerle karnını doyurmuştur. Patika etrafında çevik adımlarla koşu yaparken dersler yapmıştır. Pek çok konuda, not verme politikalarından üniversitenin konut sorununa, dünya federalizminden yurttaşlık haklarına kadar birçok konuda rahatsız edici ya da ilham verici risaleler yazmıştır. Eşi Phyllis bulaşıkları yıkarken ona “Savaş ve Barış”ı okurmuş (eşi bir keresinde bana alaycı bir şekilde “Marshall, bir üniversite profesörünün bulaşık yıkaması gerektiğini düşünmezdi” dediğini aktarmıştı).

Hodgson çok okur ve yazardı ama çok az yayımlardı. “Serüven” başlıca hediyesiydi, ama o bile vefat ettiği zaman kendi standartlarına göre tamamlanmamıştı. Bir lisans ders kitabına göre, haşin bir kitaptır. Metin olarak sık çalılıklarla doludur. Ama İslam üzerine akademik araştırmalar için temel bir İngilizce metin olarak kendine yer edinmiş ve Hodgson’un çığır açan çabaları sonradan Ortadoğu çalışmalarında gerçekleşecek ideolojik tartışmaların büyük ölçüde dışında kalmayı başarmıştır.

Hodgson’un yapmak istediği çok şey vardı: Kapsamlı bir dünya tarihi; bilim-kurgu unsurları olan bir epik şiir. Üç kızı vardı, ikisi ölümcül paralitik hastalık ile dünyaya gelmişti. Biri ondan bir yıl önce, diğeri ondan bir kaç yıl sonra vefat etti. Hodgson ailesinin ortak kederi,  hayatının hatıralarına kendi rengini verir. Neredeyse ölümünden elli yıl sonra, saygıdeğer bir emekli profesör ismini duyunca göz yaşlarına boğularak, “O bir azizdi” dedi.

  1. yüzyıl Acem ressamı Dust Muhammed şöyle yazmış: “Şüphesiz eserlerimiz bize işaret eder / bu yüzden bizden sonra eserlerimize bakın”. İnsan hayatı çok kısa; ardımızda üzgün birçok insan ve bitmemiş birçok iş bırakırız. Ama yaratıcı enerji nesiller boyunca aktarılır. Hodgson için öğrenme aşktı ve aşk sonsuzdu. 2016 yılının bu aşksız solan günlerinde, bu insana bir ilham gibi gelir: Parmağımızla işaret edebileceğimiz ve “Bu da mümkün oldu” diyebileceğimiz bir şey.

 

Hodgson Sözlüğü

Hodgsonizmler: “İslam’ın Serüveni”nde yeni kelime icatları ve tarifleri serpiştirimiştir.

“Islamicate”: Müslüman beldelerdeki zorunlu olarak dini nitelikte olmayan kültürel üretime atıf yapar.

İslamlık” (Islamdom): “Hristiyan dünya” (Christendom) gibi ama Müslüman beldeler için kullanır.

“Tanrı“: Hodgson Müslümanların Hristiyanlar ve Yahudilerden farklı bir Tanrı’ya ibadet ettiklerini ima eder şekilde “Allah” kelimesini kullanmaya karşı uyarıda bulunur.

 

The Letter Of Recommendation: The Life Of Marshall Hodgson

The New York Times, 6 Ekim 2016

LYDIA KIESLING

Çeviren: Mehmet Murat Şahin

Bu yazıyı paylaş
Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?