Genel / Yazılar

Türk Marjinallerinin Hikâyesi

Share this post

Ali Ayçil

Uzun Çarşının Uluları’yla çok geç tanıştım; geç ama talihli bir tanışmaydı. Kitabı bir güz ikindisinde Antep’te, tarihi çarşıdaki bir kahvehanenin bahçesinde okumaya başlamış, daha ilk sayfalarından itibaren eseflenmiş, doğal olarak yazarı Mitat Enç ve onun bir vakitler bu çarşıda geçen çocukluğunu düşünmüştüm. Dedesi bir süreliğine Antep Belediye Başkanlığı da yapan Enç’in çocukluğu işte burada, kahramanlarını anlattığı bu çarşıda geçmişti. Babası çarşı esnafındandı; o yılların Anadolu’sunda pek çok çocuk gibi o da boş vakitlerini mutlaka tezgâhın civarında geçiriyor, kâh haylazlık ediyor kâh ufak tefek işlere koşuşturuyordu. Birinci Cihan Harbi’nin ağır yıllarına rağmen çarşıda hayat devam etmekteydi. Fırınların buğusu ve yemek kokuları rüzgâra karışmakta, bakırcılardan tokmak sesleri yükselmekte, şerbetçiler güğümleriyle dar ara sokaklardan geçmekte, bazı esnaf dükkânlarının önündeki sekilerde minderlere kurulup nargile içmekte, akşam kepenkleri inince herkes evinin yolunu tutmaktaydı.

Mitat Enç, yüksel tahsil çağına geldiğinde hukuk eğitimi için İstanbul’a gönderilir. Gözlerinde sıkıntı vardır; okulun ilk yılında İstanbul ve Viyana’da rahatsızlığına çare aramış ama sonunda ‘ama’lığını kabullenmek zorunda kalmıştır. Yazar bu kez de önce Viyana’da pedagoji tahsili yapar, ardından bursla Amerika’ya gönderilir, memlekete dönünce de Gazi Eğitim Enstitüsü’nde “Marazi Ruhiyat” dersini vermeye başlar. Bir zamanlar Antep çarşısında keyifle dolaşan çocuk sadece büyüdüğü şehirden kopmamış, dünyanın her türden görüntüsüyle arasına da kara bir perde çekilmiştir. Uzun Çarşının Uluları aslında sonradan gözlerini kaybeden bir yazarın, dünyayı görebildiği günlere görkemli bir dönüştür. Göz kapanmış ama hafıza bütün ayrıntılarıyla görmeye başlamıştır. Kitabın her bir satırında, “gözle görülmüş” o bir zamanların Antep çarşısını, çarşının sıra dışı kahramanlarını hatırlamanın ve anlatmanın hazzı hissedilir. Yazar aslında bizim gözümüzü açar.

Yazının tamamını Okur’un 5. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar

Tarihsel ve Sosyolojik Bilinç Tarihi Bir Tekerrür Olmaktan Çıkarabilir