Genel / Röportaj

Üç Uydurma Gerçeklik: Kâğıt Para, Ulus ve Roman

Share this post
Mustafa Özel 1956 Ağrı doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni bitirdi. Bilim Sanat Vakfı’nın kurucularındandır. İstanbul Şehir Üniversitesi’nde iktisat dersleri vermektedir. Son zamanlarda iktisatçı kimliğinden daha çok romanlar üzerindeki heyecan verici tahlilleri gündemde. Biz de kendisiyle romanları konuşmaya niyet ettik, konu konuyu açtı ve böyle bir söyleşi çıktı ortaya. 
Konuşan: Yusuf Temizcan
Mustafa Özel
Roman bir nevi röntgendir; fakat gayesi teşhir değil, tedaviye yardımdır. Olan biteni, başımıza geleni anlamada sosyal bilimler yeterli olsaydı, romana ihtiyaç duymazdık belki.

Biz sizi iktisatçı kimliğinizle biliyoruz daha çok; ama son yıllarda romanlar üzerine peşpeşe yazılarınız ve konuşmalarınız çok ilgi çekti. Romanı sosyal bilimlerden, hatta tarihten bile daha çok önemsiyor gibisiniz!

Büyülü bir kelime roman. Yeni çıkan kitaplar listesine bir göz atıyorum, acaba başlık veya alt başlığında roman kelimesi geçen neler var diye. Ortaya çok renkli bir liste çıkıyor: Enver Paşa’nın Romanı, Mustafa Kemal’in Romanı, Boğazkesen: Fatih’in Romanı, Değirmen Taşı: Akşemsettin’in Romanı, Efsane: Bir Barbaros Romanı… Bunlar eskiden tarih kitabı olarak sunulurdu piyasaya, şimdi hepsi roman kelimesini bir şekilde kullanıyor başlığında.

Tarihi romanlaştırdık yani?

Dini de! Buyurun, devam edelim: Ahmed: Son Peygamberin Tarihî Romanı, Sudan Gelen: Bir Hz. Musa Romanı, Çöküş ve Diriliş: Bir Yunus Emre Romanı. İskender Pala’nın son romanı Od bile bir “Yunus Emre Romanı” diye tanıtılıyor. Roman kelimesinin bu eşsiz büyüsüne ve tarih kokan her anlatıya iliştirilmesine ……………………………………………………………………………………………….

Meramınızı tam anlayalım: Adına ister medenileşmek / modernleşmek, ister bozulmak /yozlaşmak diyelim, işaret ettiğiniz gelişmeleri ille roman ile teşhir etmemiz mi gerek? Ne fayda umulabilir bundan?

Evet, roman kelimesi yerine Batılılar genelde fiction yani kurgu kelimesini kullanıyorlar. Uydurma, hayal, düş…

Para, ulus ve roman! Üçü de hayalse, bu dünyada gerçek olan ne peki?

Faust, açmazdaki insanın şeytanla akitleşmesi, değil mi? Kâğıt parayla ne alakası var?

Esrarengiz bir roman okuyorum duygusuna kapıldım sizi dinlerken. Şuurlu unutkanlık nasıl oluyor?

Kitabınızın müjdesini almamız çok iyi oldu, çünkü neden bu roman yazılarınızı toplamıyorsunuz diye soracaktım. Modernliği oluşturan üç kurgu demiştik en başta, kâğıt para, ulus ve roman. Kağıt para ve ulus tamam. Peki roman? 

Biz roman yazabildik mi?

Çocukken okuduğumuz Sinekli Bakkal nitelikli bir roman mı yani? 

Siz yukarıda Peyami Safa’dan Yalnızız romanını andınız ama, Fatih-Harbiye Allah’ı gücendirmeme formülünüze daha çok uyuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar