Genel / Yazılar

Yapay Zekaya Bir de Buradan Bakın

Share this post

Murat Bozkurt

Modern terminolojide “robotik” olarak isimlendirilen ama aslında “teknik” olmaktan öteye gitmeyen buluşlar, hayatı kolaylaştırmayı amaçlayan araç-gereçlerin yapımı, aklı/insanı merkeze alan Aydınlanma düşüncesinin Batı’da hakim olmasıyla birlikte teknolojik ilerlemenin düşünsel altyapısı oluşmuştur (ki Aydınlanma’nın kurucu isimlerinden Descartes’in Tanrı anlayışı bile mihaniki bir Tanrı anlayışıdır).

Frankestein-vari Bir Zeka

Günümüzde “techno-logical” olanın “digital”e evrildiği süreçte makinelerin “smart/akıllı” olarak vasıflandırılması (sadece isimsel değil işlevsel bir vasıflandırmadan bahsediyoruz), “makine efsanesi”nin yeniden (ama bu sefer hayatın merkezini, insanın yerini işgal ederek) dirilmesini sağlamıştır. Gelişmiş cihazların komutsal işlemleri yerine getirmesi, bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi ve internetin yaygınlaşmasıyla ilerleyen “smart teknolojisi”, her biri üretim sınırları içinde çalışan/işlev gören makinelerin “beyni” sayılabilecek donanım ve yazılımı içeren bilgisayar teknolojisinin “zeka”yı kendisine ölçüt almasını sağlamıştır. “Elektroniğin büyüsü” ile hayat bulan mezkur teknolojinin (elektriğin kan gibi makine kablolarında akmasıyla canlanan modern Prometheus), Frankestein-vari “irade/zeka” (ve “beden”) sahibi bir varlık “yaratma” fikri bilim-kurgu yazınında ve sinemasında 60’lı yıllardan beri işlenen bir konudur.

Bütün bu teknik detayı bahis konusu edineceğimiz Yapay Zekanın Türkçe Kurulumu adlı kitaptan önce dile getirmemiz mezkur kitabın böyle teknik bir konudan uzak olmasıyla ilgili. Hüseyin Rahmi, Türkçe konuşmak ve düşünmek (dil ve zihin) üzerine derinlikli, ufuk açıcı (ve bir o kadar da yalın) metinler kaleme alan bir düşünür. Yeni kurulan ve uzun soluklu olmasını dilediğimiz Ki Yayınları’ndan çıkan son kitabının adı bazı bilim-kurgu meraklılarını aldatabilir ama kitabın teknik ve mekanik bir anlamda bir yapay zeka metni olmadığını; zihnin, zekanın, bilincin, dilin işleyiş biçimlerinin yapay zeka kurulumuna yön verebilecek ontolojik ilkeleri belirlemeye yönelik dilsel ve düşünsel bir metin olduğunu peşinen söylemek gerekir ki bu durumu kendisi şöyle ifade etmektedir: “Bu çalışma Yapay Zeka’dan söz edebilecek bir zemini, bilgisayarın yazılım ve donanım dilinin sınırlı ve sığ mantığından başlatma zorunluluğunu ve sorumluluğunu kendine yüklemeden, üzerinde derin bir konuşma başlatmayı umuyor. Yapay Zeka’nın düşünebilmesi için gereken ortamın insan zihninden modellenmesini öneriyor…”

4 bölümden oluşan kitabın ilk iki bölümü; zihnin, zekanın, dilin işleyişine ve varoluşsal yapısına dair kısa ama derinlikli tespitler ve tahliller içeriyor. Bu iki bölüm adeta yapay zekayı bahane ederek zihin evreninin kurulumunu ve işleyişini (ki yazarın yeni ve genişletilmiş baskısıyla Zihin Evreni adlı kitabının da yine aynı yayınevi tarafından basıldığını belirtelim); zihnin, zeka ve dil üzerinden nesne’yle (varlık’la) kurduğu ilk(s)el/çıplak ilişkiyi, yalın bir düşünüş biçimiyle (yani zeka’nın artıklardan temizlenmiş haliyle) ortaya çıkarmaya çalışıyor, diyebiliriz.

Sonraki iki bölümde temelini inşa etmeye çalıştığı “insan zihni (ve dili) modelli” yapay zeka mantığının “dilsel aparatları” diyebileceğimiz biçimsel formlarını ortaya koyuyor. “Bağlam”, “Bağlayıcılar”, “Birimler” adını verdiği bu formların işlevini ve biçimlerini tarif ettikten sonra dilde ses/kelime olarak karşılık geldiği halleri sıralıyor. Harf/ses temelli bir kuram, bir düşünüş biçimi olan bu kitabın daha iyi anlaşılabilmesi için yazarın Külliyat Yayınları tarafından basılan Bensenoğ / Türkçenin Ruhu adlı kitabının da okunması gerektiğini söyleyelim. Zira harflerin/ seslerin, anlamı barındıran yapılarının ve işlevlerinin Türkçe bağlamında anlatıldığı Bensenoğ, Yapay Zekanın Türkçe Kurulumu’nun öncülüdür diyebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar