Genel / Yazılar

Yazar Doğmayanlara Müjde: Yazar Olunabilir

Share this post

Ayşe Yazıcılar

Yazar mı olmak istiyorsun? Instagram, facebook, wattpad gibi sosyal ağlarda gördüğün yazıları okudukça kendini yazarak ifade etme aşkın mı depreşiyor? Ya da kaliteli kitaplar okuduğunda “Ben de aynı duygu ve düşünceleri taşıyorum ama neden bu yazar gibi anlatamıyorum?” diye iç mi çekiyorsun? Bu ruh hali ile yaptığın ilk şey hemen bir kitapçıya giderek yaratıcı yazarlık kitapları satın almak ve en yakın yazı atölyesine kayıt yaptırmak mı oldu? Asıl soru işte burada geliyor. Yazarlık, kitaplardan ya da atölye çalışmalarından öğrenilir mi acaba?

Teknikle Tolstoy Olunmaz

Yaratıcı yazarlık kitaplarının yolun başında olanlara teknik bilgiler verdiği doğrudur. Genel manada kuramsal bir çerçeve sunar. Neyi nasıl yazacağı hakkında kişiye tüyolar verir. İçindeki yazma heyecanını diri tutma, motivasyonu artırma anlamında gaza getirebilir. Temel dinamikleri öğretir fakat hiç yoktan ortaya bir yazar çıkarması düşünülemez. Yazı teknikleri öğrenilerek bir Tolstoy, Dostoyevski ya da Yahya Kemal olunmaz. Adı tarihten günümüze ulaşmış ve bugün hâlâ yoğun ilgi gören büyük yazarlar eserlerini teknik bilgiye hakim olarak kaleme almadılar.

Yaşadıkları duygu yoğunluğu, hayat(lar)a yazarak dokunma arzusu, düşündükleri ve düşledikleri dünyayı inşa etme ideali, varlığın derdi ve daha fazlası onların kelimeleri su gibi akıtmasına, çağları aşarak bugüne ulaşmasına kafi gelmiştir. Eğer teknikle harika bir yazar olunsaydı edebiyat bilimcilerden çok çok daha fazla kült eserler çıkardı demekten kendimizi alamıyoruz.

2018 yılında gerçekleşen Hasan Ali Toptaş sempozyumunda bir öğrenci Toptaş’a, kitapları hakkında yapılan araştırmalar için ne düşündüğünü sorduğunda “Ben, araştırmalarda bahsedilen bu teknikleri bilmiyorum.” cevabını vermesi meselenin “teknik” olmadığını anlatan isabetli bir örnek. Bilimkurgu yazarı Neil Gaiman’a yazar olmak için eğitim alıp almamanın gerekliliği hakkında bir soru yöneltildiğinde o meşhur cevabını verir: “Gönderdiğiniz metni okuyan bir editör, birinci sayfadan ikinciye geçemeyecek kadar sıkıldıysa, nereden mezun olduğunuza bakmaz.” Esas mesele yine “teknik” değil yani.

Yüz Teori Bir Pratik Etmez

Yazarlık temalı kitaplar ve atölyeler marifetiyle hakikaten nitelikli yazarlar/eserler çıkmış mıdır? Bu sorunun cevabı için bir süre daha beklemek gerekir. Zira bu mecralar henüz meyvelerini tam olarak vermemiştir. Kitaplar ya da kursları hiçe saymak doğru olmaz. Pek çok meslek grubu ya da zanaatte olduğu gibi yazarlıkta da teorik alt yapı önemlidir. Ancak bu gibi yazarlık kitaplarının ya da kursların mucizevi araçlar olmadığını, onların sihirli dokunuşları ile yazar olunmayacağının da idrakinde olup tüm ümidi buraya bağlamamak gerekir.

Yazının tamamını Okur’un 9. sayısında bulabilirsiniz: https://bit.ly/2Fho2B4

1 comment

Kübra Ölmez 4 Eylül 2019 Cevapla

Gerçekten çok güzel bir konuyu ele almışsınız. Yaratıcı yazarlık eğitimi aldığım bir dönemdeyiz. Teknikleri öğrendikçe yazılarımdaki duyguyu kaybediyorum sanki. Tekniğe dikkat etmeli tabii ama yazının teknikte çok duyguya ihtiyacı var bence.
İyi çalışmalar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar

Tarihsel ve Sosyolojik Bilinç Tarihi Bir Tekerrür Olmaktan Çıkarabilir