Genel / Yazılar

Yıl Olmuş 2018 Edebiyatçılara Bakışımız Hâlâ Ödev Teslim Seviyesinde

Share this post

Ayşe Yazıcılar

Reşat Nuri Güntekin deyince hepimizin aklına Çalıkuşu romanı gelir şüphesiz. Dizi ya da sinema senaryolarına konu olduğu için bilinirliği artan eserlerini saymazsak tabi. Reşat Nuri ya da diğer Türk Edebiyatçıları bana hep lise yıllarında ödev hazırladığımız edebiyat derslerini hatırlatıyor. Zevkle, tadını alarak okumak yerine sorumluluğumuzu yerine getirmek için yaptığımız araştırmalar, okumalar canlanıyor gözümde. Elbette herkes aynı şeyleri yaşamamıştır lakin şu an lisede görev yapan bir öğretmen olarak öğrencilerimi bu konuda da yokluyorum; dörtte üçünden aynı duygu ve düşünceleri dinliyorum. Yıl olmuş 2018, edebiyatçılara bakışımız hala ödev teslim seviyesinde.

Ne Zaman Okumak Lazım?

Reşat Nuri, Refik Halit, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi isimleri derin ve detaylı bir şekilde okumam üniversite ve sonrasına tekabül ediyor. Bu, zaman açısından bir kayıp gibi görünse de benim kazanç olarak değerlendirdiğim bir durum.

Alt yapı oluşturduktan ve üslup arayışına girdikten sonra bu isimlerle hemhal olmak onların kıymetini daha iyi anlamamı sağladı diyebilirim. Eksikliğini hissettikten sonra aramak ve emek vererek bulmak çok daha anlamlı, öyle değil mi? Reşat Nuri’yi üniversite yıllarında okumanın daha iyi olduğunu düşünsem de yazı ile arası iyi olan, kelime bilgisini önemseyen, kendisini ve çevresini fasih bir şekilde ifade etmeyi önceleyen lise düzeyi öğrencilerime derslerde Reşat Nuri okumalarını tavsiye ediyorum.

Her Dönemin Yazarı

Yıl 2018 demişken Reşat Nuri Güntekin’in 1889 yılında doğmuş 1956 yılında vefat etmiş bir isim olduğunu da hatırlamak gerekiyor. Aradan geçen onca yıla rağmen bugün bile zevkle, heyecanla ve büyük bir ilgi ile okunmaya devam ediyor. Bunun kendi içinde pek çok sebebi var. En başta Reşat Nuri demek üslup demektir. Dilde sadeleşme devrimini gerçekleştiren öncü isimlerdendir kendisi. Gözlemlediğiniz ya da yaşadığınız bir olayı, ne derseniz deyin eksik kalmış hissi uyandıran duyguları, hangi cümle yapısını kullanırsanız kullanın tam manasıyla anlatamadığınızı fark ettiğiniz düşüncelerinizi öyle rahat öyle anlaşılır ve akıcı anlatır ki “ben bunu anlatmak için kendimi parçaladım adam bir cümle ile nasıl da kolay anlatmış” dersiniz. Öyle ferah/latıcı bir dili vardır yani. Ayrıca göze batmayan, ince ve kaliteli bir mizahı da başka bir zenginlik.

Yazının tamamını Okur’un 7. sayısında bulabilirsiniz: https://goo.gl/QhUxKc

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar

Tarihsel ve Sosyolojik Bilinç Tarihi Bir Tekerrür Olmaktan Çıkarabilir