Genel / Yazılar

Zaman Değişse de Şehrin Ruhu Değişmez

Share this post

Fatma Özkaya

Üsküdar, tarihî eser ve mekânlarıyla İstanbul’un en zengin beldelerinden biri. Türk edebiyatı ve mûsikîsindeki önemine binâen bugüne dek birçok çalışma hazırlanmış hakkında. Kitaplara ve bestelere konu olmuş çoğu kez. Üsküdar’ın güzellikleri de Üsküdar’a gönülden bağlı olanlar da saymakla bitmez şüphesiz.

Sinan Yılmaz da Üsküdar’a gönül vermiş kişilerden biri ve bu sevdayı 1.100 sayfalık muhteşem bir eserle meyvelendirdi. Üsküdar’da ikamet eden ve yine Üsküdar’daki bir okulda tarih öğretmenliği yapan müellif, daha önce de şehir tarihi hakkındaki yazılarıyla muhtelif dergilerde yer edinmişti.

Sinan Yılmaz’ın 2017’de kaleme aldığı Altın Şehir Üsküdar Kitabı, kendinden öncekilerin ışığında fakat onlardan farklı olarak büyük bir boşluğu doldurmaktadır. Ötüken Neşriyat’tan çıkan bu kitap; bilgilerin yığıldığı bir ansiklopedi yahut sıradan bir gezi kitabı olmaktan öte, Üsküdar’ı fersah fersah aşk ile arşınlayan bir müellifin emek mahsulü. Bilgileri ince ince işleyen, şiirlerle süsleyen, alıntılarla zenginleştiren bir sanat eseri niteliği taşıyor adeta.

Her Bir Bölüm Bizim İçin Yeniden Keşif

Eseri diğerlerinden ayıran en önemli özellik, Üsküdar’ın çeşmelerini, camilerini, mescidlerini bir arada bölümlendirmek yerine her birini bulunduğu semtin içinde ele alması. Böylece bir semti okurken tüm yapılarını birlikte görme fırsatı buluyoruz. “Altın Şehri” müellifimizin yanında yeniden keşfediyoruz.

Bir başka husus ise Üsküdar’a dair evvelden yazılanların genel itibariyle hatıra türünde kaleme alınması. Altın Şehir Üsküdar Kitabı üç yıl süren ve yüzden fazla kaynaktan faydalanarak meşakkatle hazırlanan bir eser. Bu özellikler onu, mekânları ruhuyla beraber idrak etmeyi sağlarken okurun dimâğında enfes bir tat bırakması açısından önemli kılıyor.

Kitap tabii olarak “Altın Şehrin Kalbi Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri” ile başlıyor. Ardından gelen Üsküdar Meydanı, Şemsi Paşa ve diğerleri ile birlikte Üsküdar’ın otuz iki semti her ayrıntısıyla işleniyor. Üsküdar’da hiçbir köşe kalmamış ki bu kitapta yer edinmemiş olsun. Semtlerin yapılar itibariyle birbirinden net çizgilerle ayrılmasının çok da kolay olmadığı gerekçesine dayanarak bu anlatım tarzının da ayrıca takdire şâyân olduğunu kabul etmeliyiz.

İçeriğe Yansıyan Uhrevi Ruh

Kitapta kuru bir tarih anlatımından ziyâde edebî dilin kazandırmış olduğu akıcı bir üslup hâkim. Semtleri nitelemek için kullanılan “Mavi Bahar”, “Zariflerin Semti”, “Sonsuzluğun Eşiği” gibi hoş isimlendirmeler dikkat çekerken aynı zamanda okunacak bölüm hakkında heyecan uyandırıyor.

Edebiyatımızda yer edinen Üsküdar’a dair pek çok roman, deneme ve şiire bu kitapta rastlamak mümkün. Üsküdar’ı bu sâyede hem maddî hem de manevî olarak tanıma imkânı buluyoruz. Üsküdar’da yaşamış birçok kıymetli insan da kitapla birlikte yâd edilmiş. Müellifin, Karacaahmet’in mezar taşları arasında saatlerce süren yolculukları kitaba uhrevî bir şekilde yansımış.

Eser birçok görselle desteklenmiş ve böylece daha estetik bir anlatıma kavuşmuş. Zaman zaman görseli bulunan eserlerin geçmiş ve şimdiki hallerine yer verilerek okura mukâyese fırsatı tanınmış. Önsözde de belirttiği üzere yazarın hazırlık aşamasında en çok zorlandığı husus da Üsküdar’daki hızlı değişim olmuştur. Ne yazık ki değişim kaçınılmaz. Buna rağmen zamanın akışında mekânlar ne kadar az hasarla değişirse o kadar faydamıza olacaktır. Zamanımızın bir yerine Altın Şehir Üsküdar Kitabı ile not düşen Sinan Yılmaz, gönüllere sığmayan bu âsûde beldeyi iki kapak arasına sığdırmıştır

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Önerilen Yazılar