OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Bir Çırpıda Okunamayacak Bir Eser

Kendiyle ve ruhuyla ilgili bir şeyleri “deşme” ihtiyacı duyanlar yazarın yan sandalyesine ilişebilir. Huzuru oldukça yerinde olanlara çok da fazla önermiyorum. Çünkü Cioran huzur kaçırır.

Mehmet Akif Öztürk

Cioran’ın ana dilini, yani Romenceyi terk etmeden önce yazdığı, bu dildeki en çarpıcı kitabı kuşkusuz Gözyaşları ve Azizler’dir. Zaten, Romencede az eser bırakmıştır yazar. Bunlardan biri de, muhtemelen 1945 yılında kaleme aldığı ve Romence yazdığı son eser Avare Düşünceler’dir. Muhtemelen 1945 diyorum, çünkü bu eser el yazması halinde bırakılmıştır ve elimizdeki baskısında Fransızca çevirmenin ön sözde yazdığına göre Paris’teki Jacques-Doucet Edebiyat Kütüphanesi’nde saklanan yüz kadar sayfadan ibarettir. Cioran bu metinden sonra tamamen Fransızcaya dönmüş ve ana dilini terk etmiştir. 

Sel Yayınları’ndan yayımlandı Avare Düşünceler. (Bu da demektir ki Cioran’ın Türkiye’deki yayımcıları gitgide genişliyor.) 94 sayfadan oluşuyor kitap ancak bu 94 sayfanın tamamı mezkur eserden oluşmuyor. Kitabın sonunda yine “Avare Düşünceler” isminde 7-8 sayfalık kısa bir bölüm daha bulunuyor. Bu bölüm 1949 yılında, sürgündeki Romenlerin dergisi olan ve Mircea Eliade’nin kurduğu “Luceafarul”da yayımlanan bölümdür. Fakat Cioran bu bölümü muhtemelen, kendisinin ve yakınlarının ülkedeki Stalinci görüşün baskısından etkilenmemesi için Z. P. şeklinde imzalamıştır. Ayrıca bu kitap Fransız çevirmene göre Cioran’ın en ünlü eseri Çürümenin Kitabı’nın temelini oluşturan düşünceleri içerir. 

Güçlü Aforizmalar 

Aforizma tarzında yazılmış bir kitap elimizdeki. Yazara yabancı olmayanlar için bilindik bir şey bu. Çünkü Cioran çoğu kitabını bu şekilde yazmıştır. Tabii daha uzun bölümler halinde yazdığı kitaplar olsa da bu kitabı bazen kısa bazen uzun şekilde oluşturulan aforizmalardan meydana gelmiştir. Ancak bu aforizmalar, belli konular arasında gidip gelmiştir. Tamamen birbirinden bağımsız değildir yani; zaman, birey, tarih, bilinç, ölüm kitapta en çok didiklenen konu ve kavramlardır. 

Cioran’ın bundan önceki –yanlış hatırlamıyorsam Parçalanma eserinde yazarın derin bir melankoli halinde Tanrı düşüncesine yöneldiğini fark etmiştim. Tabii bu Tanrı düşüncesi salt İslam veya başka bir inançtaki Tanrı düşüncesi gibi değil, Cioranvari bir düşünceydi. Yazar zaman zaman tanrıtanımazlığını öne sürse de aslında bir tasavvufçu gibi konuşuyordu. Bu kitapta da derin yabancılığının ve melankoli halinin yansımasının, onu yine bu tür düşüncelere götürdüğünü görüyoruz. 

Yazının tamamını Okur’un 24. sayısında bulabilirsiniz: https://www.okurdergisi.com/okuru-nerede-bulabilirsiniz/

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?