OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Diriliş’in Ruhunu Mekânlar Verir

Söyleşi: Duran Boz

Konuşan: Fatih Demirdöğen

Tanıyalım: Duran Boz, Maraş’ı sanat, edebiyat, fikir ve düşünceden yana mayalayan bir isim. Dergiler çıkararak, biyografiler yazarak, sempozyumlar düzenlenmesine öncülük ederek ve hikâyesi Mekân Hikâyeleri’nde Recep Şükrü Güngör tarafından kaleme alınan Kıraathane programlarıyla “okuma”nın çağrışımını insandan yana çoğaltmaya yıllardır devam ediyor Maraş’ta. Editörlüğünü yaptığı Okuma Hikâyeleri, Yazma Hikâyeleri kitaplarından sonra, bu kez de editörlüğünü Köksal Alver ile birlikte yaptığı Mekân Hikâyeleri’ni çıkardı. Biz de bu vesileyle Maraş’ın Duran Hocası ile konuştuk.

Neden Mekân Hikâyeleri?

İnsan bir mekâna doğar, kişiliği de içine doğduğu bu mekânın ruhuyla yoğrulur. Bir zamana ve bir mekâna doğmuş olmakla insan, bir dünyaya da gözlerini açmış oluyor. Kişinin üzerinde yoğun bir biçimde etkisini gösteren mekân aynı zamanda şahsiyetini belirginleştirme noktasında da ona bir ruh verir.

Hafızanın kurulması, şahsiye- tin yetkinleşmesi ve sağlıklı bir bireyin ortaya çıkması için mutlak surette bir mekâna ihtiyaç olduğu noktasından hareketle Mekân Hikâyeleri adlandırmasını uygun bulduk. Aynı zamanda insanın bir birey olarak yazdığı, oluşturduğu ve ölüm sonrası hayatında önüne konulacak olan bir hikâyesi vardır ki bu da doğrudan doğruya bir mekâna ve bir zamana ilişir. Önüne konulan hikâyesini okuyabilenlere aşk olsun. Eyvahlar olsun yazdığı hikâyesini okuyamayanlara.

Kitaba bir yönü ile bir dönemin fikir, düşünce, sanat, edebiyat ve yol gösterici sembol şahsiyetlerinin de anlatıldığı belgesel bir kitap diyebilir miyiz?

Mekân Hikâyeleri, son yılların sanat, edebiyat ve düşünce mekânlarının ve bu mekânların ruhunu mayalayan şahsiyetlerin eylemlerinin ortaya konulduğu bir kitaptır. Nurettin Topçu’nun Hareket’inden Necip Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu’suna, Sezai Karakoç’un Diriliş’ine, Nuri Pakdil’in Edebiyat’ına, Mavera’ya, Yedi İklim ve Hece gibi dergilere ve bu dergilere omuz verenlerin hayatlarının, kavgalarının, düşüncelerinin dip akıntılarını yeni kuşakların önüne koymaya çalışan anlatılardan teşekkül eden Mekân Hikâyeleri elbette son yüzyılın hafıza kaydı olduğu için belgesel bir niteliği de bünyesinde barındırır.

Şehirlere bilinç taşıyan insanlarla var olan mekânlar üzerinden bir konuşma, bir zemin yoklaması ve zamanın ruhunu kavramaya yönelik arayışları bünyesinde toparlayan anlatılarla zenginleşiyor. Kitabevlerinden saatçi dükkânlarına, dergi bürolarından kıraathanelere böylelikle yelken açabiliyor insan. Bir ruhun, diriliş buyuran bir ruhun kuşatmasını da söz konusu mekânların bereketiyle hissedebiliyor ancak.

İnsanı kendinde çoğaltan mekânların bugünde bulunmayışının sebepleri sizce neler olabilir?

Modernizmin ufalayıcı, çürütücü, imha edici akıntıları bütün yaşama mekânlarını darmadağın etti. Çok uluslu sömürü odaklarının taarruzuyla özellikle Müslümanların yaşadığı topraklarda, etrafında toparlanabilecekleri düşünce odaklarına, dergilere ve merkez şahsiyetlere ilgi yok edildi. Bunun sonucu olarak da kuşatmaya alınan düşünce mekânlarının ateşleyicisi dergiler piyasa şartlarına direnemedi. Çünkü piyasa şartlarına direnmek, insan hafızasını zorlayan bedeller ödemeyi getirecektir sonuçta. Artık Ankara’da Saatçi Musa’nın dükkânı, Malatya’da Sait Çekmegil’in terzi dükkânı, Maraş’ta Terzi Yusuf ustanın dükkânı söz konusu şartlara dayanamayarak kapılarına kilit vurdu.

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?