OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

İyi Bir Çocuk Kitabının Sırrı Nedir?

Fatma Nur Uysal Pınar

Yazdıklarıyla günümüz insanına hâlâ söyleyecek sözü olan Harmancı, yetişkin öykülerindeki başarısını çocuk öykülerine de taşıyor. Bu başarıda en büyük pay elbette konuşur gibi yazmasında. Anlatımı açık, dili sade, kurguları sıra dışı. Leylaklar Prensesi bu açıdan iyi bir çocuk kitabı nasıl olur sorunun iyi örneklerinden biri olacak.

Çocukluk, her çağrıldığında yanıbaşımızda bitendir. Hani o “gökyüzü gibi olan çocukluk”… Leylaklar Prensesi’nde kahramanlar, soylu hayallerinin sınırsızlığında yaşar. Çocuktan al haberi değil belki ama çocuktan dinle hayali, dedirtir okura. 

Hayaller kartopu gibi büyür büyür ve artık zihinlerden taşmaya başlar. Gerçek ve hayal birbirine karışır. Rüyalar gerçeğe dolanır, gerçek rüyalara. Bu dolaşıklık okuru uyanık tutar. Yalın bir dille yazılan öykülerde merak ögesi ön plandadır. 

Kitaba ismini veren öykü güneş saçlı, leylakları çok seven küçük kızın maceralarını anlatır. Kayısı ağacındaki salıncağından önce Bulutlar Sarayı’na, ardından Yıldızlar Sarayı’na, son olarak da Güneşler Sarayı’na yükselen prensesin ailesine kavuşmak için nasıl çabaladığına şahit oluruz. Hayal mi gerçek yoksa gerçek mi hayal bocalar dururuz.

Kolay Anlaşılsın, Akılda Kalsın 

“Küçük Prens okuyan çocuk” öyküsünde daha önce okumayanlar için Küçük Prens kitabı; “Harika amca harikalar diyarında” öyküsünde ise Alice Harikalar Diyarında kitabı çocuklara göz kırpar. Leylaklar Prensesi’ni okuyanlar büyük ihtimalle kahramanların, okudukları kitaplardaki kahramanlara nasıl bu kadar yakın olduğunu düşünür. Hafızalarda eşsiz köşelere kurulacak yedi öykü de okurun etrafına daha dikkatli bakmasına sebep olur. Anlamın ve derinliğin üzerinin örtüldüğü bazı çocuk kitaplarının aksine Harmancı, Leylaklar Prensesi’nde çocuk ruhunun inceliklerini, akılda kalıcı izahlarla sunar. Yazılanlar kolay anlaşılsın ama anlatılanlar kalıcı olsun isteyenlerin bir solukta okuyacağı kitaptır.

İnsanoğlunun kaybettiği tınıya uzaktan el sallayan minik yüreklerin güncel durumlara olan yorumlarını, Abdullah Harmancı yılların verdiği ustalıkla aktarır. Kalıp davranışların bulaşıcılığından okuru koruyarak yapar bunu. Özgün üslubuyla çocukları durumun içine çekecek şekilde kurgular oluşturur. Kitapta sihirli bir güç bağışlar gibi okuru, kelimelerin diyarından hayaller diyarına ulaştırıverir. Çok katmanlı hayaller evreninde kendine has düşünme şeklimiz level atlar. 

Yaptırım Yoksa Kötülük Büyür

“Nasıl olsa bir rüya” isimli öyküde Sadi’nin rüyasında keyfince hareket etmesi, kimseyi düşünmeden sağa sola zarar vermesi, kötülükten nemalanıp hep daha fazlasına meyl etmesi insanın doğuştan gelen karanlık yanına işaret eder. Bastırılmadığında, engel olunmadığında, yaptırımının olmayacağını anladığında; çocuk, büyük fark etmeksizin herkes potansiyel kötü olabilir ve bundan en çok kendisi etkilenir. “Rüyalarında iyi olmayan gerçek hayatta iyi olamaz; gerçek hayatında iyi olmayan rüyalarında iyi olamaz.” Olmaz ve olamaz arasındaki farkı kavramak da okura düşer. 
İçimizdeki o müstesna boşluğu doldurmaya çalışan öykülerden biri de “Güzel gözlü adam” öyküsüdür.

Yazının tamamını Okur’un 26. sayısında bulabilirsiniz: https://www.okurdergisi.com/okuru-nerede-bulabilirsiniz/

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?