Yazılar

3.Sayımızda Adı Geçen Kitaplar

19. Yüzyılda Osmanlı Başkenti-Değişen İstanbul, Zeynep Çelik, s.68 1984, George Orwell, s.68 1Q84, Haruki Murakami, s.13 20. Yüzyıl Türkiye Mimarlığı, Doğan Hasol, s.14 22/11/63, Stephan King, s.44 50 Unutulmaz Film, Atillâ Dorsay, s.72 Açlık, Knut Hamsun, s.73 Aeden - Bir Dünya Hikayesi, Akilah Azra Kohen, s.9 Ahmed: Son Peygamberin Tarihî Romanı, Mikail Çolak, s.40 Altın Gözlü Kız, Honoré de Balzac, s.9 Altmışikiden Tavşan, Gökhan Özcan, s.43 Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar, Stephan King, s.44 Arayış, Arda Erel, s.7 Asla Neden Diye Sorma, Shaun Tan, s.74 Asuman Çalışılmış Tesadüf, Bülent Ata, s.32 Aşk Dinmedi, Selim İleri, s.50 Avrupa’nın Katli, Howard M. Sachar,...

Devamı..

Gözün Gördükleri

Görmek, insanoğlunda en son gelişen duyudur. Maalesef göz çok kısa bir zaman sonrasında diğer tüm duyuları ele geçirir. Gözün iktidarı böyle başlar. Zamanla da gözün gördüğünün tek gerçek ve hakikat olduğu zannına kapılırız. “Cennetin Rengi” filmini izleyenler birazdan anlatacağım kitaba epey âşinadır demektir. Ne ki filmdeki sanatsal inceliği ve anlatım gücünü kitapta bulduğumu söylemem pek mümkün değil. Dedalus Yayınları’ndan çıkan Havanın Rengini Gören Çocuk kitabında gözleri görmeyen bir erkek çocuğunun hayatına yer veriliyor. Ana karakter Basim, gözleri görmeyen bir çocuktur, bu yüzden diğer duyuları çok daha güçlüdür. Ailesi tarafından çok sevilen, dindar bir kişiliği olan ve umut dolu bir çocuktur....

Devamı..

Ümidin Işıltısı İçin Gerekli Bedbinlik Miktarı

Suratları asık, güzellikleri fark etmeyen, fark etmediği için zevk de alamayan yahut zevk almayı bilmeyen, sevinemeyen abus çehreli yetişkinlere dönüşüyoruz, farkında olmadan. Masalların büyükler için de olduğunu biliyoruz. Çocuk edebiyatından yetişkin okuyucunun da keyif alacağını da. Fakat satırlarımıza misafir olan kitabı okurken, sanki sadece yetişkinler için yazılmış (çizilmiş) gibi hissettim. Öyle bir karamsarlık, bedbinlik… Daha dün arkadaşlarımla konuşuyorduk. Bu devrin ciddi sorunlarından biri de, neşemizi kaybettiren şeyler. Çok basit ama bir o kadar da önemli bir durum bu. Suratları asık, güzellikleri fark etmeyen, fark etmediği için zevk de alamayan yahut zevk almayı bilmeyen, sevinemeyen abus çehreli yetişkinlere dönüşüyoruz, farkında olmadan....

Devamı..

Korkuyorsak Sebebi Var

Popüler Kült kitabı, popüler kültürün ilham aldığı, beslendiği ve oluşturduğu korkuları kitaplara, filmlere, gerçek olaylara atıf yaparak çözümlüyor. Küreselleşen dünyada gündelik hayatın belirleyici ideolojisi popüler kültürdür. Halk beğenilerinden etkilenmekle birlikte halk tarafından oluşturulmayan popüler kültür, ideolojik bir tüketim kültürü olarak bugün bütün insanlığı ifsat ediyor. Hayatımızı biçimlendirirken gerçeği yozlaştırıyor, çarpıtıyor ve makyajlıyor. En güzel sahneyi, en güzel anı, en kalıcı imajı yaratmak için hiçbir kural tanımıyor. Alışkanlıklarımızı belirliyor, isteklerimizi yön veriyor, kısaca bize rol model oluyor. En İyi Manipülasyon Aracı ‘Korku’ Popüler kültürün en sevdiği konulardan birisi de insanoğlunun kadim bir alışkanlığı olan korkudur. İnsanlar arasında usulca yayılan, mite dönüşen...

Devamı..

Seksen Yaşında Bir Dünya: Kuyucaklı Yusuf

Belli bir felsefe etrafında ustaca kurgulanan bu kitabın Kürk Mantolu Madonna’nın gölgesinde kaldığı kanısındayım. İlk defa kitap olarak 1937 yılında Yeni Kitapçı Yayınevi tarafından yayımlanan Kuyucaklı Yusuf bu sene Temmuz ayında Yapı Kredi Yayınları tarafından 80. yılına özel ciltli baskısıyla tekrar karşımızda. Kapağında Yusuf’un Kuyucak dağlarını seyre dalmasını andıran bir Sabahattin Ali fotoğrafının yer aldığı bu baskının ilk sayfalarında, kitabın ilk baskısının ve Sabahattin Ali’nin arkadaşı Yaşar Nabi’ye imzalayarak hediye ettiği kitabın tıpkıçekimlerine de yer verilmiş. O döneme dek öyküleriyle ismini duyurmuş ......................................................................................................................................................................... İremnur Akkuş

Devamı..

Anadolu Milliyetçiliğinin Kılavuzu

Topçu mazi ve ati arasındaki bağı; ne geçmişin ‘hurafelerine’ ne de geleceğin ‘tekniğine’ kurban etmeyecek bir şekilde tasarlama derdindedir. Bunun için ruh ve ilim gibi iki anahtar kavramı da sık sık eserinde vurgular. Merhum Nurettin Topçu; ilim ve fikir dünyamızın öncüleri arasındadır. Milli ve yerli insan tasviri yapılacak olsa merhum bu tasvire layık kişilerin başında gelir. Milletin derdi ile dertlenen Topçu; yalnızca sorunları tespit ve tenkit ile değil sunmaya çalıştığı çözüm önerileri ile bir fark oluşturur. Eleştirmek yerine elini taşın altına koyarak çektiği fikir çilesine bir de milletin istikbal kaygısını ekler. Konferanslarında, yazılarında ilk vurgu ahlak üzerinedir. Ahlaklı olmayı fıtri...

Devamı..

Vahdet Dükkanından Bir Kandil

Böyle büyük bir zat-ı şerîfin bir new age şairi olarak bize sunuluyor olması, onun yaktığı kandilin de üzerinin örtülmesi demek. Kalbin aklın almadığı akılları vardır, derler. Fakat kalbin bu mertebeye erişebilmesi için terbiye edilmesi gerekir. Ne mutlu bize ki, vahdetin ezeli nuruyla uyandırılmış bir kandil, bize kalbimizin dilinin okunacağı bir aydınlık sağlıyor. Mevlânâ Celâleddin Rûmî, o her okunuşu ayrı bir göz aydınlığı olan Mesnevi-i Şerif’de bize kalbimizi hatırlatıyor. Ne var ki, hakikat zamanla değişmese de, perdelenebiliyor; hakikatin mesajı unutulabiliyor. Shems Friedlander da Mevlânâ Celâleddin Rûmî’nin Unutulmuş Mesajı adlı eserinde unuttuğumuzu hatırlayalım diye bize vahdet dükkanından alınmış bir kandil uzatıyor. Müslümanlıktan...

Devamı..

Çizgilerle Kurulan Dünya

80’li ve 90’lı yıllardaki gibi olmasa da hâlâ çizgi romanlar yayımlanıyor ve büyük ilgi görüyor. İlk okuduğunuz ı hatırlıyor musunuz? Ben ilkokuldayken dayımın dedemden gizli ama düzenli olarak aldığı Gringo serisini pek beğenmesem de okuduğumu anımsıyorum. Bu arada evimize gelen Milli Gazete’de yayımlanan Gazeteci Mehmet serisini ve Erol Abasız’ın çizdiği Yunus Emre’yi de takip ettim. Bir dönem Cahit Zarifoğlu’nun Yürek Dede ile Padişah hikayesini de Milli Gazete’den çizgi roman halinde okuduğumu hatırlıyorum fakat sonraki yıllarda kitap olarak basılıp basılmadığını bilemiyorum. Erol Abasız’ın çizgi romanları ve Gazeteci Mehmet serisi ise kitap olarak yayınlandı. Güncel baskıları olmasa da sahaflarda bulmak mümkün. Hâlâ...

Devamı..

Marifetnâme Bugüne Ne Anlatıyor?

Mârifetnâme bir bütün olarak ele alındığı zaman içerisinde anlatılan bölümlerin hepsi insanı, Rabbini tanımaya, bilmeye ve ona duyması gereken muhabbete götürmektedir. Anadolu irfan geleneği açısından önemli bir yere sahip olan Mârifetnâme, İbrahim Hakkı Hazretleri’nin en önemli eseridir. İbrahim Hakkı, ansiklopedik mahiyette yazdığı Mârifetnâme’si ile şark kültürünün önemli temsilcilerinden biridir. 1757 tarihinde müellif tarafından yazımı tamamlanan kitap, zamanın ölçülerine göre medreselerde öğretilen birçok ilmi ihtiva etmekte olup1 değişik görüş ve düşüncelere yer veren bir eserdir.2 Birçok ilim dalı ile ilgili bilgileri ihtiva eden Mârifetnâme yazıldığı dönemin bilgi birikiminin çok üzerinde bir eserdir. İbrahim Hakkı Hazretleri bu eseri kaleme alırken kendi ifadesiyle...

Devamı..

Sadece Bir Seyahatname Olmayan Seyahatname

Abbasi ve Emeviler döneminde İslam medeniyetinin muasırlarından ileride olduğu fikrinin bir anlamda ayrıntılı bir ispatı çağdaş bir kaynak olan Belazuri tarafından yapılmıştır. Yusuf Korkmaz - Mücahid Emre Sever

Devamı..

Şark, Çarpık Realite Üzerine Bir Fantezi Olarak Kurgulandı

Hocalarımın bana öğrettiklerini unutmayı öğrendim! Biz her zaman 19. yüzyıl Arap kurmacalarının okumaya değer olmadığını ve son derece sıkıcı olduklarını düşündük. Şimdi, size yemin ederim ki bu inanılmaz 1900 sayfalık roman kesinlikle böyle değil. Mathias Énard, Şark ve Şarkiyatçılık meselesi üzerine ilham verici 5 kitap seçti ve bu kitapları neden seçtiğini anlattı. Şarkiyatçılık ya da kültürel emperyalizm sizin romanınızın da ana temalarından biri. Tam olarak nasıl tanımlamaya başlarsınız Şarkiyatçılığı? Eğer Şark’ı anlamak zorsa, şarkiyatçılığın ne olduğunu tanımlamak da zorlaşır. Birçok farklı şekilde tanımlanabilir, ilki belki de bizim Ortadoğu’ya dair bildiğimiz dil, arkeoloji, tarih ve sosyal bilimler gibi bilimsel konuların tarihsel...

Devamı..

Yusuf İslam Neden Hâlâ Gitar Çalıyor?

Kitabı bir çırpıda okudum. Okurken bazen sevindim, bazen üzüldüm, bazen şaşırdım, bazen takdir ettim, bazen hayran oldum. Tam olarak ifade edebilecek kelime bulamadım hissetiklerimi ifade edecek, ama şunu söyleyebilirim: İnsan olduğumu hissettim. Sevgili Alpaslan, Yusuf İslam’ın son kitabından bahsetmek için yazıyorum bu mektubu. Biliyorum, müzik ile aran iyi değil ve senin ilgi alanına girmiyor. Zaten kitap da müzik ile ilgili değil. Yusuf İslam’ı biz çok sevdik, Muhammed Ali Clay’i sevdiğimiz gibi. Gerçi sen Clay’i daha çok seversin, neyse konumuz o değil. O’nun Müslüman olmasıyla gururlandık, mutlu olduk. Gariptir, Müslüman olmadan önce o şarkı söyler, biz dinlemezdik. Müslüman oldu, o şarkı...

Devamı..

Macbeth’e Açık Mektup

Bir insanı birkaç kehanetle alt üst eden, işlediği hainâne cinayeti başkalarının üstüne attıran, kralının çocuklarına baba katili oldukları iftirasını attıran ve olan bunca şeye rağmen övgülere gark olup, riyakar bir şekilde çalım satarak mahzun kralcılık rolünü oynamasını mümkün kılan o aşağılık şey ne? Midem bulanıyor Macbeth, midem! Hakkında yazılanları henüz okudum. Doğrusu Shakespeare’in senin akıbetini bu kadar hazin resmetmesine içerledim. Lütfen seni bu kadar geç okuduğum için beni kınama, affeyle. Zira Tanrı affedenleri ziyadesiyle sever. İlk bakışta hayatının fevkalade trajik bir şekilde kurgulanmış olabileceği intibaı insanda uyanmıyor değil. Fakat dikkatli bir nazarla bakıldığında muzip Shakespeare’in senin nezdinde bazı kıymetlerle nasıl...

Devamı..

Yayın Tarihimizden Mahfuz İsimler

Okur olarak vazifelerimizden biri de, bu tozlu sayfaların kirini temizleyerek, bu isimleri anmak, hatırlamak, tanımak ve tanıtmak diye düşünüyorum. Yayıncılık tarihimizin aydınlatılmayı bekleyen noktalarından bir tanesi, 1950’lerden itibaren yayın yapmaya başlayan dindar-muhafazakar yayınevleridir. Cumhuriyet döneminde bu tarihlerden önce dini yayın yapan yayınevi namına Eşref Edip’in Âsâr-ı İlmiyye’si dışında örnek oldukça az iken, önce Sahaflar çarşısı kitapçılarından Muzaffer Özak ve Şemseddin Yeşil, kendi kitabevleri namına yayınlar yapmaya başlar. Şemseddin Yeşil’in yayınları halen bu çatı altında devam etse de Muzaffer Özak, yanında çalışan arkadaşları Selahattin Demirtaş ve Ali Bilici’yi teşvik ederek, bugün hala yayınlarına devam eden Salah Bilici ............................................................................................................................................................................................. Mehmet Erken

Devamı..

Issız Akşamlarımızın Yoldaşı

Bu kitap, Selim İleri’nin roman, anlatı, öykü, deneme, şiir, oyun, senaryo, inceleme, derleme gibi her alandaki kitaplarının yazılış serüvenlerinin yanı sıra acıları, anıları, olayları ve insanları da yazarın kaleminden okuma fırsatı sunuyor. Selim İleri, ilk öykü kitabı Cumartesi Yalnızlığı’nı yazdığında on dokuz yaşındaymış. Ben de O’nu ilk okuduğumda on dokuz yaşındaydım. Aynı yaşta, aynı kitapta, aynı yalnızlıkta tanıdım O’nu. Soluksuz okuyup bitirdiğim her kitabından sonraysa, buruk bir sevinçle “İyi ki tanımışım!” dedim hep. Geç kalınmış bir okuma olduğunu düşünecekken, Selim İleri’nin bitmeyen -dilerim hiç bitmesin- yazma serüveninde teselli buldum daima. O hiç dinmeyen yazma aşkı, umut oluyor yeniden. İlk yazısının...

Devamı..

Bir Serüvendir Düşünce

Kendini ‘’Düşünce Tarihi’’ diye takdim edip de bize yalnızca Batı felsefesinden bahseden, insanlık tecrübesini kendine irca eden, zayıflıktan kaynaklı meşhur illetle ma’lul değil eserimiz. Ben fikri; vurulan bir insanın, ‘’Ne oldu, ne oluyor bana?’’ demesine benzetiyorum. İnsan hayatın ateş hattına doğuyor. Dirilikten nasibi olanlar yani acı hissedebilenler, nerede olduklarını, bu ateşin ne mana ifade ettiğini anlamaya mecbur kalıyorlar haliyle. Böyle insanlar, insanın içine doğduğu ateşe yani hayata mana verip; ona pişirici bir mahiyet kazandırıyor. Nardaki nuru muştulayıp bu hayatı yaşanılır kılıyorlar. İnsanlık uzun, çok uzun yıllardır bu ateş hattında hayatını sürdürüyor. Tabii tarihte başını kaldıran çok kişi olmuş. İnsanlar bu...

Devamı..

Rumî Romalı mıdır, Roma Rum mudur?

Diyar-ı Rum’un hemen her döneminden çeşitli haritaların da içinde bulunduğu bu kitabı –belki tek oturuşta- bitirdiğinizde, elinizde otuz-kırk kitaplık yeni bir okuma listesi ile baş başa buluyorsunuz kendinizi. Ayşe Tuğba Silahtar

Devamı..

Kitabın Peşinde: Divan Şairi ve Kitap

Kitapla ilgili diğer tamlamalar, nitelemeler, tanımlar nelerdir? Divan şairinin gözünde kitap nedir, önemli kitaplar ve bunlarla ilgili şairlerimizin düşünceleri nelerdir, bundan yola çıkarak eski edebiyatımızda ve medeniyetimizde kitap algısı neye/nelere tekabül eder? Kitap, Okur’un nesidir? Az seven, çok seven, ayılan-bayılan, onsuz yaşayamayan, hiçbir kokuyu kitap kokusuna değişmeyen, hayatını kitap biriktirmeye adayan, okumasından değil, kimsede olmayan bir nüshasına sahip olmaktan hoşlanan... Okur tiplerine göre kitabın ne ifade ettiğini merak etsek acaba nerelere bakmamız icap ederdi? Kitapseverler hakkında yazılan kitaplardaki veriler bunun için kâfi olur mu acaba? Yoksa başka kaynaklar mı lazım? Mesela, Namık Kemal, Şinasi, Münif Paşa, Muallim Naci, Mehmet Akif,...

Devamı..

İbn Battuta’nın Dünyası

2004 yılında Yeşim Sezdirmez çevirisiyle yayımlanan İbn Battuta’nın Dünyası ne yazık ki ikinci baskıyı göremedi. Bu kitaba da birçok kıymetli eser gibi ya kütüphanelerde ya da sahaflarda ulaşılabiliyor. Hamit Kardaş

Devamı..

Hayvan Mezarlığındaki Kral

O yağmurlu akşamda Stephen King’in değil de Rene Descartes’ın bir kitabını çekip alsaydım raftan, belki de bugün bu satırları yazan kişi olamayacaktım. Yalnızca bu yüzden bile “Kral”a saygım büyüktür. “Bir kitap okudum hayatım değişti” cümlesini hangi kitap için kuracağım sorulsaydı, cevabım herhangi bir tereddüt içermezdi: Hayvan Mezarlığı. Ağır Roman’ın gösterime girdiği seneydi, Google’dan bakabilirsiniz tarihe, filmin 19.30 seansına bir saat vardı ve müthiş bir yağmur yağıyordu. En yakında, dönemin ünlü kitapçı/kırtasiye zincirlerinden (bugün artık yok) Dünya Gençlik Merkezi vardı, yağmurdan korunmak ...................................................................................................................................... Turgay Bakırtaş  

Devamı..

Rüyasının Peşinde Koşanlar Kazanır

Uyanın, Rüya Vaktidir, bizlere düşlerimizle yaşamayı öğütlüyor aslında. Bugüne kadar kimseye yâr olmamış bu dünyada, ancak ve ancak rüyası olanların, rüyasının peşinde koşanların kazananlar olduğunu anlatıyor. Esad Mücahit Eskimez

Devamı..

Diderot Yaşasaydı Wikipedia’ya Yazar mıydı?

Kitap, özellikle disleksili çocukların okumayı öğrenirken neden zorlandıklarını ve özel yetilerini tartışıyor. Aynı zamanda beyin okumayı nasıl öğrenir; öğrenmezse ne olur? Farklı okuyan beyin nasıl çalışır? Okuduklarımız bizi nasıl değiştirir? Gibi sorular etrafında insanoğlunun okuma edinimini tartışıyor ve sürekli bilginin ortaya çıkışını ve insanla olan ilişkisini irdeliyor.  Dünyada kayıtlı ilk kopya kâğıdının Antik Yunan’da Sokrates’in öğrencisi Phaidros’a ait olduğunu biliyor muydunuz? Phaidros, Sokrates’in dersinde Lysias’ın bir konuşmasını ezberden okumak için ayağa kalkar ve hazırladığı kopya kâğıdına bakarken yakalanır. Phaidros, hatırlamasına yardımcı olması için konuşmayı yazmış ve ceketinin cebine koymuştur. Öğrencisinin hallerinden şüphelenen Sokrates, kopyayı yakalayınca Phaidros’a yazılı kelimelerin doğası ve...

Devamı..

Renan’ın Hıristiyanlık Eleştirisi Unutuldu mu?

Müslüman bir ülkede, bu üslûpla yapılmış bir Hıristiyanlık eleştirisini okurken, -şüphesiz aynı şey değil ama- bizim ilâhiyatçılarımızın, yüzyılların birikimi olan İslâm külliyatını eleştirirken ne kadar kaba (çirkin dahi denebilir) bir üslûp kullandıklarını fark ediyorsunuz. Çocukluk ve Gençlik Hâtıraları, Ernest Renan (1823-1892)’ın Maarif Vekâleti Yayınları arasında Türkçeye tercüme ettirilmiş bir eseridir. “Dünya Edebiyatından Tercümeler” üst-dizisinin “Fransız Klasikleri” alt-dizisinde 211. kitaptır. Kitabı Maarif Vekâleti’nin Mütercimler Odasında görevli Ruhi Dervişoğlu çevirmiştir. İbrahim Demirci Hocamızın verdiği bilgiye göre mütercim, ünlü romancı Suat Derviş (1903-1972)’in kardeşidir. Fakat Ruhi Dervişoğlu’nun, yeterli bilgiler içeren bir biyografisine herhangi bir yerde rastlayamıyoruz. Zaten mütercimler genellikle kayıp ve meçhul. Adeta...

Devamı..

Türkçe İkrar Türk’çe Tasdik

Türk kavramının tarihsel muhtevasını batılılaşma zaviyesinden kurcaladıktan sonra çağımızda Batı Medeniyeti - Dünya Düzeni karşısında batıllaşmamış tek kalenin de ‘şiir’ olduğunu söylemektedir. Amentü şiirinde; Dilce susulup / bedence konuşulan bir çağda / biliyorum kolay anlaşılmayacak diyerek çağdaşı olan insanların sükut-u halinden dert yanan şair İsmet Özel, bu sefer yeni kitabı Dil ile İkrar’da bize ne anlatmaya çalışıyor? Dilce susulduğu halde dil ile ikrar edilecek olan ne olsa gerek? Bir asrın düşünsel sokaklarının pek çoğunu dolaşmış, gözlemlemiş, tetkik ve pek çok noktada tenkit etmiş ancak hiçbir mahallenin doktirinine mensubiyetinin olduğunu kabul etmemiş bir şair insanları dil ile ikrar edilecek bir sabiteye...

Devamı..

Burckthardt’ın Sanat Yaklaşımı Neden Önemli?

Gelenek sanatçı için sadece içine doğduğu “tarihsel/toplumsal motivasyon” gibidir. Hatta sanatın en temel müteharriki olarak bilinen ilham’ın şeffaf zarfı, döl yatağıdır Gelenek. Bütün kadim dinlerin (dolayısıyla da Kutsal’ın) “aşkın birliği”ni ve bu aşkın birliğin kadim geleneklerdeki farklı ve benzer yönlerini kavramaya ve açıklamaya çalışan Tradisyonel Ekol içinde Titus Burckhardt, Ananda Coomaraswamy ile birlikte akımın sanat teorisyenleri olarak değerlendirilebilir. Gerek edebî sanatlardaki gerek güzel sanatlardaki kadim geleneğin izlerini süren bu ekolün içinde T. Burckhardt .......................................................................................................... Murat Bozkurt  

Devamı..

Şehir Kütüphaneleri ya da Kütüphaneler Şehri

Şehir hastaneleri, bir kütüphane sevdalısına şehir kütüphaneleri fikrini ister istemez aşılıyor. Şehir hastaneleri bir bir açılıyor, tıbbi anlamda ülkemiz bölgenin en iyisi ve şehir hastaneleri ile daha da kapsamlı hale geliyor. Şehir hastaneleri, bir kütüphane sevdalısına şehir kütüphaneleri fikrini ister istemez aşılıyor. Bu fikir aklımıza geldiği anda halk kütüphanelerinin olduğu, ilçelere kadar halk kütüphanelerinin teşkilat yapılarının mevcut bulunduğu yeniden gözümüzde canlanıyor. Daha sonra sağlık ocaklarının da mahallelere kadar yaygın bir yapıya sahip olduğu durumu akla geliyor. Peki kütüphaneyle sağlık kurumunu niçin karşılaştırıyorum? Aynı şey mi? Evet, zihin sağlığını düşünürsek aynı şey. Zira kütüphanesi olan ve ciddi okur bulan bir ilçede...

Devamı..

Yazma Yazısı

Yazma aracı olan “kalem” kelimesiyle Yunanca “kalamos: kamış” arasındaki yakınlık açıktır. Osmanlı’da devlet dairelerinin yazı işlerini yürüten birime verilen “kalem” adı, günümüzde “özel kalem” biçiminde sürmektedir. İbrahim Demirci  

Devamı..

Görmezden Gelinen Sanat

Bir yazıda, söylenen hakikat bile olsa, bu hakikatin muhatap kitlenin algı ve anlama düzeyine göre kurgulanmış olması gerekir. Yazı ve yayıncılık hayatımın ilk senelerinde, bir yandan üniversiteye devam eden genç bir yazar ve editör adayı iken elime geçen İngilizce bir kitap vardı: The Art of Readable Writing. Rahat okunan yazı yazmayı da bir ‘sanat’ olarak gördüğü daha başlığından anlaşılan bir kitaptı bu. Sayfaları arasında ilerledikçe, kitapta bununla ilgili önemli ipuçları da veriliyordu. (Ve yazı hayatımın ilerleyen yıllarında öğrendim ki, eskâza elime geçen bu kitap, meğer alanında bir klasikmiş!) Eğitim Düzeyine Göre Algılama Biçimi O gençlik yıllarında, bu kitaptan öğrendiğim iki...

Devamı..

Çirkin Kitaplar

Umberto Eco, Güzelliğin Tarihi’ni yazmakla yetinmemiş bir de Çirkinliğin Tarihi’ni yazmış. Tarihin ve kültürün dönüşüm noktalarını neyi çirkin olarak tanımladığından yola çıkarak saptamış bir anlamda. Suavi Kemal Yazgıç  

Devamı..

Nasihate Gelmeyeni Hikayelere Çağırmak

İyi niyeti yüzünden kuyuya atılanı, iyi niyeti düşmeden tutar. İyi niyetimiz İsmail’imizdir. İyi niyetimizin kurbanı biz olamayız bu yüzden. İyi niyet bizim kurbanımızdır. Genellikle; ergenlerin hatası “çok” olur, yetişkinlerin hatası “büyük” olur… İnsan yaşamının en tekinsiz yıllarının ergenlik yılları olduğunu söylüyorlar. Bazen ben de söylüyorum. Hata ediyorum. İnsan; hayatı boyunca ne yapacağı belli olmayan yegâne varlıktır çünkü. İyi başlayan hikâyesini kötü, kötü başlayan hikâyesini iyi bitirme eğilimindedir. İnsan her şeye meyillidir. Sadece iyilik ve güzelliğe meylettiği zaman yardım görür. İlahi yardım. Bu yardım sayesinde belki de iyi insanların aşama kaydettiğini, kötülüklerle arasını açtığını ve kötülüğü tanıyıp yerdiğini görebiliriz. Herkes Allah’a...

Devamı..

Modernleşme Ne Değildir?

Giddens’ın bu eserinin en önemli özelliklerinden biri ve büyük katkısı şudur: İçinde bulunduğumuz zamanı, değişen koşulları, yaşam standartlarını ve bunu sağlayan dinamikleri anlamak, geleceğe dair, ileride, hayatımızın geri kalan kısmında nelerle karşılaşabileceğimizi görmek. Elimizdeki kitap Ayrıntı Yayınları’ndan Ersin Kuşdil’in çevirisini yaptığı, ilk olarak 1990 yılında yayımlanan, ardından Türkiye’ye gelen ve 7. basımı gerçekleşen özel bir eser. Kitabın yazarı Anthony Giddens, içinde yaşadığımız zamanı post-modern olarak tanımlayan kimi düşüncelerin karşısında durmakla birlikte; modernliğin bir sonuç olarak post-modernliği ürettiğini değil, radikalleşip evrensel bir hâl aldığı görüşünü savunuyor. Modernliğin temel felsefesini oluşturan kapitalizm, endüstriyalizm ve ulus-devlet anlayışı ona göre hâlâ geçerliliğini koruyor yani....

Devamı..

14 Yaşında, Neler Var Başında

Aileler bize karşı ilgisiz. “Her şeyi sizin için yapıyoruz” diyorlar ama akşam eve gittiğimizde babalarımız “Okul nasıl geçti?” diye sormuyor çoğu zaman. Bizimle ilgilenmedikleri için de başka şeylere yöneliyoruz. Ortaokuldan liseye geçmek üzere olan, yaş ortalamasının 14 olduğu, yaklaşık kırk erkek öğrenciyle görüştüm bugün. Türkiye’nin çeşitli illerinden gelmişler. İstanbul’da bir ay sürecek olan eğitim programına tâbi olacaklar. Bir yandan sosyal aktivitelere katılacak, diğer yandan da konferans ve sunumlarla kendilerine yeni şeyler katacaklar. Fatihan Yurdu’nda gerçekleşen buluşmamız yaklaşık iki saat sürdü. Biraz ben anlattım, biraz onlar söz aldı. Neler okuduklarını sordum, çok güzel geri dönüşler aldım. Epey kaliteli kitap ismi geçti,...

Devamı..

Bir Dilin Türküsü Olmak

Âşıkların şiir defterleri, o zamanki insanların müşkülatına küçük çareler sunan bir şifa bohçasıydı. Şimdi ne eski sevdalar kaldı, ne de başı dumanlı, sözü dermanlı âşıklar. Herkes her şeyi biliyor ve her bir şeyin farkında! Orta mektebin ikinci sınıfına başladığım 1975 güzü. O solgun, sarı, serin sonbahar günlerini nasıl unuturum. Ömrümün en güzel altı yılını mahrumiyetleriyle mahkûm edecek, bir türlü uykuya doyamayacağım yatılılığın başladığı yoksun günler. Meydan Camii’nin, kaldırımdan ancak yarım metre yükseklikteki geniş bahçe duvarının üstünde bir kitap sergisi. Belki ilk defa böyle bir sergiyle karşılaşıyorum. Dikkatle bakıyorum kitaplara. Kırmızı kapaklı bir kitabın önünde daha fazla duruyorum. Kapağın ortasındaki çerçeve...

Devamı..

Kusurlu Bakışın Ötesindeki Afrika

Bugüne kadar eksik veya sakat algıların kurbanı olmuş bu coğrafyayı sağlıklı bir şekilde anlayabilmemiz için, doğru ve güvenilir verilerle, alanında birikim sahibi insanların incelemelerine fazlasıyla ihtiyacımız var.  ..................................................................................................................... Süleyman Ayan

Devamı..

Her Şeyden Bahseden Bir Kitap

Gökhan Özcan okuyup da insan ile eşya arasındaki o canlı bağı görüp, duymamak imkansızdır. Yaşarken kör, sağır olup dikkatten kaçırdıklarımız kim bilir bize neye mal oluyor? Vadi Yayınları’nı fuarda ilk gördüğümde uzaktan bir müddet seyrettim. Evet yaptım. Çünkü önce inanmam gerekti. Gördüğüm gerçekten de Vadi Yayınları’ydı. Yani Gökhan Özcan’ın vadisi. Sonra “yoksa” dedim yoksa Gökhan Özcan kitapları tekrar mı basıldı? İlk olarak Hiçbişey ve Ruh Yordamı’nın basıldığını fakat diğer kitaplarının da basılacağını öğrendim. Bir kitaba yeniden kavuşmanın sevincini yanımda yazarın kitabıyla henüz tanışmamış gençlerle de paylaşmak düştü nasibimize. Gökhan Özcan Okuru Olmak Hiçbişey kitabında yazar hiçbişey anlatmıyor gibi her şeyi...

Devamı..

Sizi Ayakta Tutacak

Satır aralarında yazarın akademik alt yapısının ne denli sağlam olduğunun hissedilebildiği bu eserde, gündelik hayatta karşılaşılan örneklere de sıkça yer verilerek yazarın fikirleri ile okuyucunun reel dünyası arasında kurulan bağ daha gerçekçi bir zeminde inşa ediliyor.  Genç kuşakların güncel sorunlarına yaklaşımları ile tanınan Türkiye’nin ünlü klinik psikologlarından Mehmet Dinç, Aşina Kitap’tan çıkan Bırakma Kendini eseriyle okuyucuyla buluştu. Dinç, artık televizyon programlarında, gazete köşelerinde duymaya ve okumaya aşina olduğumuz vasat tesbit ve önerilerden ziyade unutulmaya yüz tutmuş ancak ferd ve cemiyet için çok mühim olan kavramları bu kitap vesilesiyle yeniden gündeme taşıyor. Bırakma Kendini seslenişi ile okuyucuyu karşılayan kitabın iç kısımları...

Devamı..

Hüzün Azığımızdır Bizim

Şiirleri daha derinden hissetmenize neden olan çok güzel fotoğraflar eşlik ediyor size sayfalar boyunca. Hepsi yaşanmışlık kokan sahici fotoğraflar. Sahici insanlar tanıdım, sahte değildi yüzleri. Sözleri ve eylemleri kalpten doğan, kalpte işitilen, kalpte yaşanılan sahici insanlar. Maskeli balo deryasında boşa kürek çekip çokça aradım onları, aramakla bulunmaz, arayanlar buluşur dediler, yaşayarak öğrendim. Aradım, taşrada aradım, ne ki taşra dediğim, gayr sandıklarımdan gayrı. Sonra içe döndüm, içine dönenleri tanıdım. Merhamet ve hüzündü azıkları, dostun evi gönüldü onlara, gölgesinde dinlenebilecekleri yegâne gölgelik gönüldü, güzel gölgelik. Güzel Gölgelik, işte böyle gönülden yazılmış bir şiir kitabı. Buram buram sadeliğin ihtişamı kokuyor sayfalar. Müellifimizin şairlik...

Devamı..

Elektronik Kitapların Berbat Olmasının 9 Nedeni

Kitabevleri orada bulunduğunuz için kendinizi mutlu hissettiğiniz yerler arasında, ama tabi ki bunun en büyük nedeni kitaplar. Görünen o ki Batı kültürü elektronik kitapların (e-book) ortaya çıkışı ile yok olmayacak. Bu teori 2007 yılında Amazon Kindle elektronik okuyucuları (e-reader) tanıttığı zaman ortaya atılmıştı. Güzel ve eski kütüphanelerin artık kullanılmayacağına ve evlerimizin yıpranmış kitapların olmadığı az eşyalı hapishaneler haline geleceğine yönelik korkuların ise yersiz olduğu artık kabul edilebilir bir gerçek. Elektronik kitapların satışlarının geçtiğimiz yıla oranla %17 düşmüş olması (bu elektronik kitapların 2011 yılından beri gördüğü en düşük satış oranı), elektronik kitaplara duyduğumuz sevginin giderek azaldığını gösteriyor. Aksine basılı kitaplar da...

Devamı..

Ortak Eser Yokluğu, Ortak Ruh Mahrûmiyeti

Geçmişten bugüne taşınması gereken devamlılık bilinci açısından, geçmişin klasik eserleri karşısında konumumuz ve durumumuz nedir? Bugün bizim üzerinde bir heyecan ve estetik zevk ittifakı sağladığımız eserlerimiz var mıdır?  Bundan aşağı yukarı bir asır önce aydınlarımız tartışıyordu: Bizim de klasik eserlerimiz var mıdır, yok mudur? Aralarında Ahmed Midhat Efendi, Cenab Şehabeddin, Necib Âsım, Ahmed Rasim, Hüseyin Dâniş gibi dönemin tanınmış kalem erbabı da vardı. Ahmed Midhat’a göre klasikler “en ziyade temeşşuk ve taaşşuk edilecek şeyler” idi. “Temeşşuk” yani meşk etme, benzerini yapmaya kalkışma, egzersiz modeli kılma… Ya “taaşşuk”? İşte orada mesele ciddîleşiyordu. Zira “taaşşuk”, âşık olma, gönül kaptırma yahut bugünün jargonuyla...

Devamı..

Her Şeyi Okumalı mıyız?

Ötelerin ufku ile yaşayanlar için o yüzden, bütün kitaplar tek bir kitabın daha iyi anlaşılması için okunur. Kaderimizin kitabı ile o kitabın kaderini ne kadar yakınlaştırabilirsek o kadar makbuldür. Osmanlı’nın son müderrislerinden, aynı zamanda da Cumhuriyet’in ilk profesörlerinden Ömer Ferit Kam, Dinî Felsefî Sohbetler isimli kitabında dinin insana verdiği mukâvemet gücünü anlatırken ‘İnsan her şeyi okumalı mı?’ sorusunu sorar. Cevabı ilginç bir çıkışla verir: “Birader sen de amma zayıf kalpli adamsın. İnsan her şeyi okumalı. Fakat hiçbirinin müfrit taraftarı ve mutaassıbı olmamalı. Kararlılık, ihtiyat ve itidali elden bırakmamalı. Fikirleri tarta tarta okumalı.” Meşhur müsteşriklerden Massignon’un kendisini filozof diye takdim ettiği...

Devamı..

Editörden Sor Kitabı

Yaz dönemleri yayıncılar için verimsiz aylardır. Kitap satışları düşer. Reklama ayrılan bütçe kısıtlanır. Okur’lar sıcakların ve tatil modunun etkisiyle kitaba daha az vakit ayırır. Fakat yaz bitip sonbahar geldiğinde herkesin yüzü güler. Art arda kitap fuarları yapılır.Yayıncılar da en iyi kitaplarını Ekim-Kasım aylarında yayımlarlar. Dolayısıyla yaz ayları vakit bolluğu açısından cömert olsa da verimli, nitelikli bir okuma yapmak için oldukça cimridir. Bu sayımızın dosya konusunu yayınevi editörlerinin görüşlerine ayırdık. Onlara, “Nitelikli okumalar yapmak için iyi bir fırsat sunan sonbahar aylarında bize hangi 5 kitabı önerirsiniz?” diye sorduk. Bakalım ne tür cevaplar almışız. Ahmet Ünal

Devamı..

Peki Sizin İlk 5’iniz Hangileri?

Okur’un 3. sayısını sizlere sunmanın mutluluğu içerisindeyiz. Geri dönüşlerden anlıyoruz ki Okur, şimdiden kültürel hayatımızda önemli bir boşluğu doldurdu ve yerini sağlamlaştırdı. Katkı sağlayan herkese ayrı ayrı şükran borçluyuz. Bu sayımızda bir soruşturma dosya hazırladık. Farklı dünya görüşlerinden yayınevlerinin editörlerine “Sizin ilk 5’inizde hangi kitaplar var?” diye sorduk. Şaşırtıcı sonuçlar çıktı ortaya. Herkesin ötekinin sesine sağır olduğu bir dünyada, “O’nu” dinlemenin ne denli önemli olduğunu tekrar vurgulamak istedik. Keyifle okuyacağınızı umuyoruz. Sizin ilk 5’inizi de merak ediyoruz. Bize yazar mısınız? Orta sayfa söyleşimizi Mustafa Özel ile yaptık. Kağıt para, ulus ve romanın nasıl aynı cümlenin içinde sıralandığını merak ediyorsanız söyleşinin...

Devamı..

Tasarlanan Bir Proje Olarak Çocuk

Böyle bir çağda çocuğu (insanı) bir proje olarak görmemeye çalışmak ahlaki devrimin ilk basamağı olacaktır. Nazife Şişman Kaderle Tasarım Arasında: Yeni İnsan kitabıyla, genetikteki gelişmelere bir Müslüman olarak dikkatimizi çekiyor, mevcut tartışmalardan bizleri haberdar ediyordu. Tanrı’nın tasarısını (kader) kabule yanaşmayıp bilim ve teknolojiyle yeni bir tasarı gücünü doğuran genetik ilminin gizli mesajlarına karşı bizleri uyarıyordu. Genetik, yapay zekâ çalışmaları, bilgi sistemlerindeki ilerlemeler ve politikayla iç içe giren bir disiplin. Bu alanların her biri insanı bir yerinden tutup yeniden “var etmenin” peşinde. Kimi bedenini, kimi zekâsını, kimi ruhunu ve kişiliğini tasarlıyor. Kaderin değiştirilemez ve önüne geçilemez bir Tanrı tasarısı olduğu inancı...

Devamı..

Yazarın Şuuraltı

Çok güzel, çeviri yahut yerli çocuk kitapları okuyorum. Edebi anlamda akıcı, eğlenceli, öğretici yanları var, hayatın içinden harika hikayeler. Fakat öyle bir yer geliyor ki, pat, sanki bir duvara çarpıyorsunuz. Kitapların birinde bir fareciğin artık sıkıldığı için hayatına son verdiği imajı çizilebiliyor. Bilirsiniz, çocuk kitapları mevzu olunca veliler de öğretmenler de “aman bir mesaj versin” kaygısı ile hareket edebiliyor. Oysa buram buram nasihat kokan kitapları çocuklar sevmiyor. Üstelik velinin asıl dikkat etmesi gereken belki de açık değil, örtülü mesajlar olmalı. Mesajı görünür/okunur olmasa da her kitap aslında satır aralarında yazarın şuuraltını ele verir. Okunan her kitapta yazarın kültürü, ahlaki değerleri...

Devamı..

Hayallerinin Peşinde Koşan Sinemacı: Ahmet Uluçay

“Bir Ahmet Uluçay Derlemesi” olan Karanlıkta Işığı Yakalamak kitabı, yaşadığı hayatla sinema arasında gidip gelen ve sinemadan vazgeçmeyen bir adamın zorluklarla mücadelesini, enerjisini, bakış açısını anlatıyor. Hakiki bir sanat adamının sinema aşkı ve film yapma derdi beni etkiledi, sizi de etkileyecektir. Hayalleri olan insanlar onları gerçekleştirmek için gayret edip çalışırsa ortaya müthiş bir enerji çıkartıyor, kendilerini fark ettiren ve başkalarını etkileyen benzersiz işlere imza atmayı başarıyorlar. Sinemada kendi rüyâsının peşinde koşan ve bu rüyâsını yaşadığı köyde gerçekleştirmiş bir kahramanın adıdır Ahmet Uluçay. O, samimi, sahici, yerli, mütevazı, naif, çocuksu, masum, kendiliğinden özellikler taşıyan filmleri ile Türk sinemasında özgün bir sayfa...

Devamı..

Mahrumiyetten Mahremiyete

Divan şiirimizdeki “beyit” teriminin, Arapça ev manasına geldiğinden, bu evin de diğer evler gibi bir mahremiyeti olduğundan, kişinin, ancak o eve ait hususiyetlere aşina olduktan sonra aileden sayılabileceğinden bahsediyor. Ahmet Hamdi, şiirden, “millî bir sanat” diye bahseder. Hatta bazı makalelerinde, bu ifadeyi pekiştirerek “Diyebiliriz ki tek millî sanat şiirdir.” yargısını ortaya koyar. Diğer güzel sanatlar düşünüldüğünde, bu hususta Ahmet Hamdi’ye hak vermemek mümkün mü? Zira müziğin evrensel bir yanının olduğu açıktır. Resim ve heykel için de geçerlidir bu. Tiyatro ve mimarlık ise milletlerarası uyarlamalara birçok kez uğramışlardır. Ya şiir? Bir hocam şöyle söylerdi: “Şiir, (hakiki manasıyla) tercüme edilemez. Kendi diline...

Devamı..

Kavalalı, Machiavelli Okursa

Osmanlılar doğrudan Machiavelli okumuş muydu bilinmez ama muhtelif şarkiyatçılar, mesela III. Mehmet ya da IV. Murad’ın tavsiyelerine uymak bakımından Machiavelli’i tercüme ettirip okuduklarını iddia ederler. Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Machiavelli’in Hükümdar’ını (Prens diye de çevrilmiştir) okurken ne düşünmüştür? Biraz Yakın Tarih Biraz Uzak Hurafe eserinin yeni baskısına bu anekdotla başlıyor İsmail Kara. Kitabın ismi gibi hayli ilginç olan bu kayıt; doğu-batı, gelenek-modernlik, siyaset-bilgelik gibi bir çok dikotomiye ilham verebilecek cinsten manidar bir hatıra. Hakikaten XIX. yüzyıl Mısır’ında müstebidâne bir idare sürmüş Müslüman bir idareci, XV. yüzyıl Floransa’sının kurnaz siyaset düşünüründen neler öğrenebilir(di)? Kara, fikri hayatımızdaki bu tür kırılmaları temsil gücü...

Devamı..

Sokağın Kitabı mı Olurmuş?

Sınava giriyoruz diye kitaplardan niçin ayrı kalmamız gereksin? Aksine biz hayata kitaplarla bağlıyız. Kitap okumak için vakit ayırmıyoruz. Vakit kitap okumak için vardır zaten. Okur Dergisi için Sokak Kitabı ekibiyle görüştük. Bu vesileyle ilk defa bu ekibi yakından tanıyıp haklarında malumat sahibi olacağız. Sosyal medyadan takip edenler ve “kimmiş bu kitap dağıtan, hoş sohbet insanlar” diye merak edenler buyursunlar lütfen. Afife, Begüm, Hafsa ve Mukaddes bu sene üniversite sınavına hazırlanan dört arkadaş. İnsanların tüketmeye, almaya yetişemediği günümüzde lise son öğrencisi bu gençler vermek için bir araya gelmişler. Sokak Kitabı ismi sokak çocukları ve sokak hayvanlarından ilhamla ortaya çıkmış. Sokağa bıraktıkları...

Devamı..

Hermes’ten İdris’e, Oradan Her Şeye

Hermetik felsefe olarak adlandırılabilecek sistemi incelemek, İslam felsefesinin kaynaklarını ve yönelimlerini anlamak için faydalı olabilir. Mahmud Erol Kılıç’ın “İslam Kaynakları Işığında Hermes ve Hermetik Düşünce” altbaşlıklı incelemesi Hermesler Hermesi 2010 yılında yayımlandığında dinler tarihçileri, felsefeciler, bilim tarihçileri, tradisyonalizme ve okült bilgiye meraklı geniş ve farklı ilgilere sahip bir okur kitlesi tarafından heyecanla karşılanmıştı. Bu denli muhtelif alanın odak noktasında duran bu kitap önemli bir boşluğu doldurmuştu. Hermes’in ve Hermetizmin ne olduğuna, tarihî gelişimine, kültürler arası etkileşimine ve dönüşümüne dair derli toplu, muğlaklaştırılmamış bilakis sarih ve birincil kaynaklara başvurularak hazırlanmış bu inceleme, basıldığından kısa süre sonra tükenmişti. Bereket, Sufi Kitap’ın marifetiyle...

Devamı..