OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Kelimelerin Dehlizleri

Rabia Karzan

Aramakla bulunmaz ama bulanlar da arayanlarmış ya, ben aradığımı ne güzel buldum diye diye kelimelere doyamıyorum. Aramak kelimesinin aslının da “arkamak” olduğunu öğrenmek her kullanılan kelimenin bambaşka çağrışımlara dönüşmesine vesile olmuş oldu.

Yazmak ve konuşmak hatta düşünmek için sözlük çalışmak istediğim bir dönemde çeşitli denemeler yapmış fakat istikrar gösterememiştim. Sonra etimolojiyi fark ettim. Fark ettim diyorum çünkü zaten daha evvel haberdar idim. Biraz araştırma ve okuma sonrasında aradığım şeyin bu olduğunu anladım ve hemen işe koyuldum. Bir şeyin kökenini, geçmişini, detayını öğrenmenin bana verdiği hazzı tarih okumalarından bilir ama bu kadarını tahmin edemezdim. 

Evvela araştırdığım kitaplardan birkaçını temin ettim. Sözcük Hikayeleri ve İştikakçının Köşesi bunlardan ikisi idi. Önce İştikakçının Köşesi’nden başladım, çünkü çok merak ediyordum. Ama kitap zaten bu işin duayeni sayılan Şinasi Tekin’in ustalık eserlerinden biri idi. Ben ise bu yola yenice heves etmiş bir okur olarak kitaptan pek bir şey anlayamadım. Çünkü hiçbir alt yapım ve terminoloji bilgim yoktu. Diğer kitaba geçtim; Sözcük Hikayeleri

Sözcük Hikayeleri, aslen Türkolog ve alanında uzman Hatice Şirin Hanımın ciddi makaleler arasından sıyırıp yazdığı bir yazısını sosyal medyada paylaşması üzerinden ortaya çıkıyor. Beklediğinden fazla ilgi gören bu yazı ile daha hafif ve halkın anlayabileceği bir kitap fikri gitgide onda yerleşiyor. Hazırlıklarını tamamlayıp kitabı bize Şubat 2019’da sunuyor. Şu an kitap beşinci baskısını yapmış. 

Etimoloji Yolunda İlk Adım 

Kitabı okurken hem zevk aldım hem de bu alana dair belli bir birikim oluşturdum diyebilirim. Hele ilk sayfalarda “davar” kelimesini işlemesi beni etimoloji denemeleri yazmaya iten bir sebep olup, bugünkü etimoloji deneme yolculuğumu başlatmıştı. Davar kelimesinin eskiden ögür ile ifade edilmesi, davar/ ögür hayvanlar ile insanların bağı, bizim oralarda öğürleşmek diye bir kelimenin var olması beni aldı götürdü diyebilirim.

Peki ya, Çolpan denilen Venüs gezegeninin “Çoban Yıldızı” diye isimlendirilmesinin eskilerin doğa ile ne kadar iç içe olduklarını göstermez mi? Nasıl mı?

Yazının tamamını Okur’un 23. sayısında bulabilirsiniz: https://www.okurdergisi.com/okuru-nerede-bulabilirsiniz/

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?