OKUR, Kitaplar Yalnız Kalmasın Diye Çıktı
 

Yarım Kalmış Bir Tercüme Tefrikası: “Yeniden Öğrenilmesi Gereken Peygamber”

Yusuf Turan Günaydın

14 Aralık 1966 tarihinde ilk sayısı basılan Bugün gazetesinin “Ramazan Sahifesi”ne dikkatle bakmasanız bile “Yeniden Öğrenilmesi Gereken Peygamber: Hazreti Muhammed” başlıklı bir tefrika hemen gözünüze çarpacaktır. “Yazan: Prof. Konstan Virgil Giurgio (Romanya Eski Hariciye Vekili)” ifadesiyle, başlığın hemen sağında tefrikanın sahibi adıyla sanıyla gösteriliyor.

Peki mütercim?

Mütercim 20 Aralık 1966 tarihli 7. tefrikaya kadar gösterilmiyor. 7. tefrikada adı unutulan mütercimin Yakub Kenan Necefzade olduğunu öğreniyoruz. Bu zâtın Farsça klasiklerden tercümeleri bugüne kadar çokça basılmıştır; aslında tanınmış bir mütercimdir. Fakat hayat hikâyesi hakkında bilgi bulamazsınız. Âdeta sırra kadem basmış gibidir.

Devamı Sakıncalı Bulunmuş

Tefrika 13 Mayıs 1967 tarihine kadar 143 bölüm yayımlanıyor fakat sona ermiyor. Tefrika sayısı 143. Ama bu bölüm gazetenin 146. sayısında yayımlanmış. Çünkü 26 Aralık 1966 tarihli nüshada olduğu gibi bazı sayılarda tefrika yer almıyor. 94. bölüm 21 Martta, 95. bölüm ise 25 Martta yayımlanmış. 38. bölümün yer aldığı 22 Ocak 1967 tarihli nüshada o sayfanın bir kısmı yırtılmış. 41. ve 61. bölümlerin yer aldığı 25 Ocak ve 14 Şubat tarihli sayılar koleksiyonda yer almıyor. Gazetenin son tefrikanın sonuna koyduğu açıklamadan öğreniyoruz ki bir kısım âlimler bu tefrikanın devamını sakıncalı bulmuşlar ve yayınını durdurmuşlar.

Bu ön bilgilerden sonra gelelim sadede: Oldukça ilgi çekici bir başlıkla yayınlanmaya başlanan bu tefrikanın yazarı kimdir? Yazar aslında Türkçeye tercüme edilen birçok romanıyla kütüphane kataloglarına çokça girmiş biridir. Fakat Türkçeye tercüme edilmiş bunca eseri arasında Fransızcası La Vie de Mahomet adını taşıyan Hz. Muhammed’le ilgili eseri yok. Eser Türkçe’de yarım kalmış bir tefrikadan ibaret.

Ansiklopedik eserler ise hakkında oldukça ketum davranıyor. Peygamberimiz hakkında bir eser yazmış olmasına rağmen Diyanet İslâm Ansiklopedisi’nde yok meselâ. Neden sonra -biraz da çaresizlikle- her bir cildi metruk bir bina kompleksi gibi kütüphanelerin açık raflarında duran Türk Ansiklopedisi’ne bakıyoruz; XVII. cildin 328. sayfasında “Gheorghiu, Constnatin Virgil” maddesi bize bakıyor.

İşte yazarın kısacık hayat hikâyesi: Gheorghiu, Romanya/ Moldova’nın Războieni-Neamț şehrinde 1916’da doğmuş. Türk Ansiklopedisi’nin XVII. cildi 1969 yılında basıldığında henüz sağ. Ölüm tarihi olan 1992 ise internetten öğrenilebiliyor. Ansiklopedi Gheorghiu’yu “Rumen diplomat ve yazar” olarak tanıtıyor. Bükreş ve Heidelberg üniversitelerinde felsefe ve ilâhiyat tahsil etmiş bulunan Gheorghiu, Romanya Ruslar tarafından işgal edilince batıya kaçıyor ve Fransa’ya yerleşiyor. Hayat hikâyesini 1949’da basılan La Vingt-cinquième heure [25. Saat] adlı otobiyografik romanında anlatmış. www.sudoc.abes.fr’den öğrendiğimize göre yazar hakkında bir doktora tezi hazırlanmış. 1962 yılında rahiplik mesleğinde karar kıldığını da yine ansiklopediden öğreniyoruz. Biyografisi Fransızca ve İngilizce Wikipedia’da da var fakat Fransızca Wiki, eserleri arasında La Vie de Mahomet’i saymıyor. İngilizce Wiki’den, bu eserin Livia Lamoure tarafından Rumenceden Fransızcaya tercüme edildiğini öğreniyoruz.

Eserin Rumencesi Türkiye’de hiçbir kütüphanede görünmüyor fakat Fransızcası Uludağ ve Bülent Ecevit üniversitelerinin kütüphanelerinde mevcut. Millî Kütüphane ve İSAM Kütüphanesi’nden ise bu konuda herhangi bir ses çıkmıyor. Eserin Fransızcası birkaç kez basılmış: 1962, 1984, 1989, 1999… Ayrıca Fransızcası amazon.com sitesinde satışta gözüküyor.

Gheorghiu’nun Türkçeye birçok eseri tercüme edilmiş: Yirmibeşinci Saat; Tuna Kurbanları (1967, 1973); Kızıl Korku (1980); Şafakta Gitmiş Olacağım; Mucize Dilenciler (1972); Ve Kadın Şeytanı Yarattı (1973); Menekşeli Tepeler; Çıplak Umutlar (2007)… Bu eserler Enver Esenkova, Rezzan Emin Yalman, Ayda Düz, Sefa Yurdanur, Faik Baysal, Okşan Tanca gibi mütercimlerce tercüme edilmiş…

Hemen belirtelim ki eserin yarım da olsa Türkçede bir tercüme- tefrikasının bulunduğunu Rasim Özdenören’in Hece dergisi’nde cumartesileri gerçekleşen mutat sohbetlerinde öğrenmiş bulunuyoruz. Rasim Ağabey, Bugün’ün ilk sayısında rastlayınca sırf bu tefrikanın hatırına gazeteye abone olduğunu söylüyor. Tefrika yarım kalınca da üzülmüş. Yıllar sonra Millî Kütüphane’nin süreli yayınlar bölümünde temiz bir taramayla okuyucuya sunulan dijital kopyalarını aldırdı ve yeniden okudu. Eser de bizim dikkat alanımıza böylece girmiş oldu.

Şimdi Hece Yayınları’nın bu eseri Türkçe’ye bütünüyle tercüme ettirmesini bekliyoruz. Belki Necefzade tercümesine kaldığı yerden devam dahi edilebilir.

Henüz yorum yok...

Yorum yapmak ister misiniz?