en çok da kendi sessizliğiyle kurduğu kırılgan ilişkidir. 16 hikayeden oluşan bu bütün, dışarıdan bakıldığında parçalı bir yapı gibi görünse de içine girildiğinde tek bir büyük anlatının farklı ışık kırılmaları gibi durur: insanın modern dünyadaki dağınık hali. Kitabın en güçlü tarafı, insanı sürekli “eşikte” tutmasıdır. Ne tamamen bir dış dünyaya aittir karakterler, ne de bütünüyle iç dünyalarına kapanmıştır. Bir ayağı kalabalıkta, bir ayağı kendi sessizliğinde duran bu figürler, okura sürekli aynı soruyu fısıldar: “Ben nerede duruyorum?” Bu yüzden metin, bir olaylar zincirinden çok bir ruh halleri coğrafyası gibidir. Her hikaye, farklı bir duygunun haritasını çıkarır; ama bu haritaların hepsi aynı insanın içi…