Türkiye’de utanma duygusundan söz edildiğinde çoğu insanın zihninde olduğu gibi bende de aynı çağrışımlar belirir: Haya, edep, mahremiyet, ar duygusu. Gündelik dilde de durum pek farklı değil zaten. “İnsanlarda ar, edep, utanma kalmadı!” sık duyduğumuz bir yakınma cümlesi. Bu hüzünlü ifade neredeyse
her kuşağın bir sonrakine yönelttiği ortak bir serzeniş olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor. Hiç kuşkusuz arkasında da çoğu zaman utanmanın artık giderek kaybolduğuna dair kesin bir kanaat saklıyor. Merve Betül Üçer’in Orta Sınıfın Utancı: Duygular Sosyolojisi Penceresinden 80’lerde Türkiye adlı çalışması ise meseleyi tam da bu yerleşik kanaatin kıyısından alıp bambaşka bir zemine taşıyor. Yazarın temel sorusu, insanların artık utanıp utanmadıklarından çok bildik utanmanın yerini neyin aldığıdır. Çünkü ona göre modernleşme, utanmayı ortadan kaldırmamakta, ona mütemadiyen yeni nesneler bulmaktadır. Bu yaklaşım, kitabı daha ilk sayfalardan itibaren sıradan bir kültür tarihi ya da sosyal değişim incelemesi ol…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol